·216 syf.····Okunma: 06 Mart 2021 22:10 Kitap 1915'te feminist bir yazar tarafından yazılmış. Dünyadan izole sadece kadınların var olduğu bir ülkede 3 erkeğin geçirdiği hikayeyi anlatıyor. Baş karakterimiz Van, kendi ağzından etrafında gördüklerini, yaşadıkları olayları kendi cümleleriyle bize aktarıyor. Ayrıca sosyolog olan bu karakter etrafındaki gördüğü durumları ve nesnelerini kendince yorumluyor.
Kitap bilimkurgu türü diye geçiyor lakin kurgu var, bilim yok kitapta. Kadınların erkeksiz bir dünyada nasıl üreyecekleri merak konusu oluyor kitabı elimize aldığımızda. Benim tahminim erkeklerin soyu tükenmiş kadınlar da erkeklerin spermlerini dondurup saklamış ve yıllarca böyle bir şekilde ürüyorlardır diye düşündüm. Tabii ki böyle erkek bireyler de var olur acaba onları toplumdan mı dışlıyorlar diye düşündüm. Okuduğumda yazar, kadınların üremesinin düşünerek olduğu bir dünya yaratmış. Düşünüyorlar ve hissediyorlar, bir bakıyorlar hamile kalmışlar. Hamile kalmamak için de o düşünceyi kafalarından atmaya çalışıyorlar. İşte tam burda kitap bilimkurgu türünden çıkıyor bence.
Kitapta konuyu anlatmaktan ziyade beğenmediğim kısımları söylemek istiyorum. Kadınların ülkesi 'annelik' üstüne kurulmuş ve bu çok irite edici. Neden yani kadınların tek vasfı annelik mi? Nerdeyse her sayfada annelikle ilgili ya da kadın ve erkek olmakla ilgili bir bölüm var. Kitabın sonuna doğru o kadar bıktım ki erillikten ve dişilikten konuşmaktan. Nufüsları arttığı için herkes sadece bir çocuk yapabiliyor ve tek bir çocuk kadınları gerçekten üzüyor. Hepsi çocuk istiyor, istemeyen yok aralarında. Bu kısımları okurken gerçekten çok zorlandım. Kadın demek anne demek diye yüzümüze o kadar çarpıyor ki kitap, kadını kadın olarak göstermiyor bile bize 'Anne' olarak gösteriyor. Ki dinleri bile annelik üstüne kurulu. Hepsi 'Yüce Ana' dedikleri bir varlığa inanıyorlar.
Kadınların ülkesi pembe ve çiçeklerle dolu. Neden pembe ve çiçek? Evet tabii ki bazı kadınlar sever çiçekleri. Ama bir tanesi bile ben çiçek istemiyorum ve evimin siyah olmasını istiyorum demiyor mu yani? Tek tip kadınlar var karşımızda sakin, fiziki açıdan gelişmiş(nedeni de ağır işleri kendileri yapmak durumda olmaları erkeksiz bir dünyada) ve tabii ki anne olmak için var olmuş kadınlar.
İsterdim ki kitapta daha çok yönetim şeklinden, kadınlar arasındaki düzenden, aralarındaki kariyer aşamasından, aralarında hiyerarşi varsa bundan, mesleklerinden, düşünce yapılarından, yazarlarından, zevklerinden, hayata bakış açılarından bol bol bahsetsin. Aralarında siyahi var mı, lezbiyenlik var mı, seks hayatları var mı, nasıl rüyalar görüyorlar, hayattaki amaçları sadece anne olmak mı? bu ve benzeri sorulara cevap istedim hep kitapta. Maalesef bulamadım.
Kitabı bize erkeksiz bir dünya sunmaya çalışmış lakin çoğu yönden yetersiz kaldığını düşünüyorum. Yazarın yaşadığını dönemi baz alırsak o zamanlara göre farklı ve sevilebilirdi. Son olarak demek istiyorum ki kitabın sonunu 'Aman, bitsin artık' der gibi yazmış. Hiçbir yere bağlanmıyordu. Beni tatmin etmedi