Ana karakterimiz Alex, gördüğüm en kötü, saf kötü karakterlerden biriydi, akla gelebilecek her türlü kötülüğü herhangi bir suçluluk hissetmeden yapıyordu. Onun insanlara acı vermek konusundaki düşüncelerini okuduğumda kötü biri olmanın her zaman kişinin kendi seçimi değil bazen kişinin tamamen kişiliği olabileceğini düşündüm. Evet, bazı insanlar iyidir, bazı insanlar kötüdür; ikisi için de bir sebep gerekmiyor.
Alex hapse girdiğinde de çıkınca insanlara tekrar acı çektirmek için can atıyordu yani hapsedilmiş olmak kişiliğini değiştirmemişti. Ancak koşullu şartlandırma yöntemiyle beyninin işleyişi değiştirilerek iradesi elinden alındıktan sonra topluma zarar vermeyecek birine dönüştürülebildi.
Suçlular şuçlu olmayı seçer mi yoksa suçlu olarak mı doğmuşlardır? Yani çevreden mi gelir yoksa genetik midir? Bu zaten yıllardır süregelen bir tartışma konusu. Peki genetiği gereği suç işleyen birisi gerçekten suçlu mudur? Cezayı hakeder mi? Bunları hala bilmediğimiz için suç işleyen birine karşı nasıl bir yaklaşım sergileyeceğimizi de bilmiyoruz.
Bu kitaptaki gibi iradesini elinden alınarak beyni yıkanmalı mı? Gerçi kitapta bu yöntem abartılı olarak gerçekleştirilse de (Alex'in eskiden çok sevdiği müziği duyunca bile çıldırıp pencereden atlaması gibi) daha uygun bir yöntem uygulansa etik olarak yine de yanlış mı olur diye düşünmeden edemedim. Yine de işin içine irade girince her şey karmaşıklaşıyor.
Genel olarak içinde çok korkunç olayların geçtiği, ama bu kadar korkunç olayın bu kadar komik bir dille nasıl anlatılabilmiş (ergen/sokak argosu) olmasına şaşırdığım bir kitaptı. Çevirisi de çok iyi yapılmış.