|Zemberekkuşunun Güncesi-Haruki Murakami|
•
Murakami okumayı her zaman çok ama çok sevdiğim için bu kitaba da büyük bir şevkle başladım ve de yine kitap beni hayran bırakırcasına gidiyordu ama bu kitap biraz daha farklıydı. Yazardan bir sürü kitap okudum ve aralarından beni en çok zorlayan bu kitap oldu. Sayfa sayısı zaten oldukça fazlaydı bir de konular çok karmaşık göründü gözüme çünkü bir kitapta resmen 4-5 farklı konu oluyor ve bunlar bambaşka hikayelerdi ama birbirleriyle de bağlanıyor gibiydi de.
•
Bunlara adapte olmam çok uzun sürdü. Kitabın ilk 400 sayfası oldukça akıcı ilerliyordu yine ve yine bir Murakami klasiği olarak ilerliyordu ama daha bir durgun haliydi çünkü çok fazla şey olmuyordu. Durgun bir hikayeydi ama yine de kendini okutuyordu sonra birden kitabın seyri baya bir değişiyordu. Okurken hiçbir şey anlamadığımı hissediyordum. Öyle sadece okuyup kalıyordum bir de yazar sürekli gerçeküstü durumları da kitaplarında ele aldığı için daha da bir anlaşılmaz oluyordu.
•
Daha sonra neler olduğunu anlayabiliyordum ama anlayana kadar kitaptan hiçbir şey anlamıyordum. Olaylar da çok garip ilerledi. Bu şekilde de ilerleyeceğini hiç düşünmemiştim. Yine de beni zorlasa da bazen çok sıkılsam da çok keyif okuduğum bir kitap oldu. Yine beni çok etkileyen sözlerin olduğu yine böyle hayran kalarak okuduğum yerlerin de olduğu güzel bir kitaptı ama dediğim gibi bence çok da karışık bir kitaptı. Sürekli bambaşka hikayelere geçiş yapmak insanı yoruyordu. 4/5