·318 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Mart 2021 18:34 Sanırım dilci hassasiyetinden kaynaklı, okuduğum kitaplarda dilde ayak takılması hissi varsa çabuk algılıyorum.Zannımca Bu kitabın çevirisi oldukça iyi. Cümleler kulağa eğreti gelmiyor, okuyucuyu rahatsız etmiyor. Çevirmen iyi iş çıkarmış.
Romanı okuyanlar, benim gibi öncesinde okumamışlarsa muhtemelen Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ını sipariş geçeceklerdir. Bunun yanında Vlademir Bartol'dan "Fedailerin Kalesi Alamut" Romanını da hemen ardından okunmasının çok yerinde bir karar olacağı düşüncesindeyim. Alamut'da olaylar Hasan Sabah etrafında cereyan etse de, Hayyam'ı, Nizam'ı, biraz da Melikşah ve eşi Terken Hatun'u orada da bulacaksınız. Her iki kitapta da Fars ve Türk İslam anlayışındaki farklılıktan dolayı, yer yer Türklerden zındık diye bahsedildiğini görünce düşüncelere dalabilirsiniz.Dalmalısınız da.
Semerkant'ta Maaolouf'un verdiği bazı tarihi bilgiler ile Alamut'ta Bartol'un verdiği bilgiler arasında farklılıklar var. Bartol'a göre Nizamülmülk, Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam çocukluk arkadaşlarıdır. Maaolouf'a göre Hayyam 30larına yaklaşmış ve şanı yürümüşken önce Nizamla, sonra da Hasan Sabbah ile tanışmış ve diğer ikisini o tanıştırmıştır. Diğer bir fark ise Sabbah'ın Fedailerinin esrar kullanmasına olan bakış açıları. Her iki kitabı okuyanlar dediğimi anlayacaklardır.
Bolca alıntı yaptığım, iyi vakit geçirmeme fırsat veren bu güzel kitabı bir an önce okumanızı tavsiye ederim. Sizler de bu güzel kitabı kütüphanenizde bekletiyorsanız, ona daha fazla haksızlık etmeyin.
Kitaplı günler!