·74 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Mart 2021 19:14 Kafka okumayı uzun süredir erteliyordum, çevremden sürekli ağır kitaplar yazdığını ve anlaşılması zor olduğu yönünde söylemler alıyordum. Bu yüzden kendimi altyapı olarak daha da fazla hazırlayabilmek adına hep erteledim. En sonunda pandemi sürecimizin birinci yıl dönümünü kutlarken kendi iç dünyamızla bu kadar iç içe geçmişken Dönüşüm'ü okumaya karar verdim. En çok da kitapta anlatılanları 'şu an ki halimle' nasıl yorumlayacağımı merak ettiğim için. Öncelikle kitabın dili bana inanılmaz güzel ve akıcı geldi. Çevirmen Gülperi Sert gerçekten inanılmaz bir iş çıkarmış. Okurken o kelimelerin seçimleri ve Gregor'un iç dünyasının bize yansılıtışını çok beğendim. Acaba orijinal dilinde okuma fırsatım olsaydı nasıl olurdu? Bunu Dönüşüm'ü okurken birçok defa düşündüm. Kitabın konusuna gelecek olursak, kendime sürekli şu soruları sordum: anlatılanı anlayabildim mi, kitaptan ne anladım? Buna nedense karar veremiyorum. Hem bazı yerleri anlamış hem de anlamamış hissediyorum. Kafka bize bu satırları yazarken acaba sadece bunu mu kastetmek istedi, başka neler var, neler olabilir? Sürekli bu şekilde düşünmeme sebep oldu. Gregor'un düşüncelerini okurken kendimi biraz garip hissettim. Ailesine ve böceğe dönüşümüne karşı olan tavırları bana bazen anlamsız bazen de ona karşı sempati duymamı sağladı. Gregor böceğe dönüşümünü inanılmaz bir soğuk kanlılıkla karşılaması ve normal bir durummuş gibi hayatına devam etme isteği bende hayranlık etkisi bıraktı ama ailesine olan düşkünlüğü, bazen neden kendini de düşünmüyorsun artık dememe sebep oldu. Ama bu durum kitabın sonunda bir şeyi de fark etmemi sağladı; aslında bu dönüşüm Gregor'un dönüşümü değildi, Samsa ailesinin dönüşümüydü.