·432 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Mart 2021 01:51 Halid Ziya'yı edebi olarak arşa çıkaran bir eser olmuş diyebilirim. Mai ve Siyah'tan sonra yine çok beğenerek okudum bu romanı da. :)
Eseri anlatacak olursam; Melih Bey Takımı olarak adlandırılan Firdevs Hanım ve iki kızı Bihter ile Peyker sosyetede pek iyi bir nam salmazlar. Firdevs hanımın kaçamaklarını öğrenen Melih bey kalp krizi geçirerek vefat eder. Firdevs Hanım eşinin ölümünden sonra evlenmek için uygun adaylar arar. Kızlarıyla arası iyi değildir. Onların gençliklerini ve güzelliklerini kıskanır. Sivridilli ve ara ara çekilmez bir kadın olur. Keza Bihter'le hiç anlaşamaz. Kızlarının mutluluğunu bile baltalamak için uğraşır.
Bir müddet sonra Peyker evlenir. Bihter genç ve çok güzel bir kadındır. İstanbul 'un zengin isimlerinden olan Adnan bey kendisiyle izdivaç etmek istediğini bildirir. Firdevs Hanım buna şiddetle karşı çıkar. (çünkü Adnan beyi kendisi için gözüne kestirmiştir.) Bihter, isimlerinin kötü anılması, bir daha evlenememe korkusu ve Adnan Bey' in oldukça zengin olması sebebiyle bu izdivaçı, annesine rağmen gerçekleştirir.
Evlendikten sonra yalıya gelen Bihter'in çekindiği bir konu vardır. Adnan Bey'in ilk evliliğinden olan çocukları Bülent ve Nihal. Bihter, Bülent ile hemen uyum sağlar bunun nedeni biraz da Bülent 'in küçük olmasıdır. Nihal ise ergenlik döneminde, annesinin vefatını atlatamamış, tüm sevdiklerini kıskanan (özellikle babasını), narin ve oldukça kırılgan bir gençtir. Bihter' in gelmesiyle yalının dengesi tamamiyle değişir. Nihal zamanla alışır ama annesinin yerine geçen bu kadını benimseyemez,sevemez.
Bihter her şeyi anlayan, açıkgözlü, aynı zamanda kendi kadınlığını yeni yeni farketmeye başlayan bir portre çiziyor.
Evin bir de deli dolu, çapkın mı çapkın , ayran gönüllü diğer üyesi: Behlül.
Behlül, İstanbul sosyetelerinde birçok sevgili edinmiş, farklı kadınlarla yaşamayı seven, Peyker'e bile aşkını ilan etmiş bir tiptir. Zaman zaman ona o kadar kızdım ki. Oldukça vicdansız ve aşık olayı değil, aşk fikrini seven bir adam olduğunu düşünüyorum. O yüzden Behlül kitapta hiç sevemediğim bir karakter oldu. Aynı zamanda Adnan Bey'in yeğeni.
Eveett, zamanla birlikte yaşayarak birbirlerine az az alışmış aile fertleri geçinip giderler. Romanın kırılma noktası, Behlül ile Bihter'in yakınlaşması. Bihter aşkı tatmak, heyecan ve şehvet isteyen bir kadın. Çünkü eşi ondan oldukça yaşlı ve onu sevemiyor. Evliliği umduğu gibi gitmiyor. Ve Behlül'ün rüzgarına kapılıyor. Fırsat buldukça buluşuyorlar, sevişiyorlar. Bihter tabi ilk zamanlarda kendisiyle muhakeme yapıyor, kendisine annesine benzediği için kızıyor. Vicdanı rahatsız oluyor ama Behlül'e olan aşkı baskın çıkıyor.
Bu memnu ilişki sürdükçe, Behlül sıkılmaya başlıyor. Kaçamaklar yapıyor. Bihter ile aralarındaki ilişki bitmeye yüz tutuyor.
Yalının diğer sakinleri de önemli konumdalar aslında, Habeşli Beşir, Mlle de Courton (Fransız mürebbiye), evin hizmetçileri, Nesrin, Şayeste, Süleyman Efendi ve bir de Nihallerin adada yaşayan halası romanda ki diğer karakterlerden:)
Olayların rayından çıkması ise Firdevs Hanım'ın Adnan Bey'in yalısına taşınmasıyla oluyor. Bu cin gibi kadın her şeyi anlıyor ve Behlül ile Nihal'i birbirlerinin aklına sokuyor. Onların evlenmesi için her şeyi yapmaya çalışıyor.
Bihter bu durumda içinden çıkılmaz acılara boğuluyor. Behlül, Nihal'i sevmeye başlıyor. Ve tabi bunu kaldıramayan Bihter her şeyi açıklamaya karar veriyor.
Romanın sonlarında, Adnan Bey Beşir'den her şeyi öğreniyor. Çünkü Bihter ile Behlül'ü gören o olmuştur. Bütün bu olaylardan sonra Behlül kaçar. Bihter her şeyin bittiğini anlar ve kendini kalbinden vurur. Bu bir nevi semboliktir. Aşk ile bağlantı kurduğu, yasak aşk yaşayıp onu acılara boğan organı yani kalbini vurarak her şeyi sonlandırır.
Aşk-ı Memnu hepimizin az çok dizisinden bildiğimiz bir eser. Ama tabi eser eski İstanbul 'u anlattığı için de dizinin çok çok üstünde bence:) 1975 yılında çekilmiş bir filmde var. Kitaba tamamen sadık kalınmış. Müjde Ar, Bihter' e hayat vermiş.
Eser realist bakış açısıyla yazılmış. Halid Ziya Anadolu yaşamına yabancı olduğundan eserlerinde zengin aileleri, onların yaşamlarını anlatmıştır.
Her bir karakterin iç monoluğuna detaylı yer verilmiştir.
Batılı tekniğe uygun yazılmış ilk romandır.
Dönemin İstanbul'u başarılı şekilde aktarılmıştır.
Halid Ziya'nın da etkilendiği yazarlar olan Gustave Flaubert'in Madam Bovery'si ile Tolstoy 'un Anna Karenina' sı ile paralellik gösteren bir eserdir.
İnsan doğasını inceleme ve bunu aktarma başarısıyla birlikte, eserlerinde aktardığı konular insanlığın ta kendisi bence :) Halid Ziya Uşaklıgil Türk edebiyatının en başarılı yazarlarından biridir bence.
Kitaplarla kalın :)