·516 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Mart 2021 12:37 “Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? Evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu.”
Kitabın ilk sayfasında yer alan bu paragraf, aslında beni derin bir hikayenin içine sürükleyeceğinin sinyalini vermişti. Hayatımda etkilendiğim kitaplar arasında yer alan bu roman, beni bambaşka bir dünyaya götürdü.
Her türlü duyguyu hissettim bu eseri okurken. Kızdığım, üzüldüğüm, acıdığım, güldüğüm çok fazla kısım oldu. Aynı Orhan Pamuk’un dediği gibi Kemal’e başta çok kızdım, sonrasında onu affettim, acıdım.
Kendime en fazla “Aşk nedir?” Sorusunu sordum okurken. Aşk kavramı elle tutulan, gözle görülen bir şey midir? Aşk aslında somut mudur? Bence Masumiyet Müzesi, bu soruların cevabını eksiksiz bir şekilde veriyor okura.
“Aşk nedir?”
“Neymiş?”
“Aşk, Füsun karayolları, kaldırımlar, evler, bahçeler ve odalarda gezinirken ve çay bahçelerinde, lokantalarda ve akşam yemeği sofrasında otururken, ona bakan Kemal’in duyduğu bağlılık duygusuna verilen addır.”
Roman, aşkın soyuttan çok somut bir kavram olduğunu, aşkın aslında elle tutulur gözle görülür olan, derin ve sarsıcı bir duygu olduğunu anlatıyor uzun uzun. Aynı zamanda aşk, yalnızca sevmek sevilmek değil romana göre. Acısını yaşadığın, bazen fiziksel bazen psikolojik bir rahatsızlıkmış gibi, bir an olsun yanından ayıramadığın derin bir duygu. Orhan Pamuk, bu duyguyu öylesine derin, gerçek işlemiş ki, insan okurken başta takıntı olarak düşündüğü kavramın aslında “aşk” olduğunu, takıntıyla aşkın arasında aslında ne kadar ince bir çizgi olduğunu, sevmek sevilmek, bu kavramların aslında söylenenin ötesinde olduğunu, çok güzel anlatmış, ifade etmiş.
Her saniyesinden keyif aldığım bu romanı okurken bir yandan merak ettim, merak ettikçe okumak istedim, bir yandan da asla bitmesin istedim. Beni yeri geldiğinde şaşırttı, yeri geldiğinde ise müthiş bir ikileme düşürdü.
Gerçekte de müzesi var. Kesinlikle ziyaret edip, Kemal ile Füsun’un hikayelerine daha derinden bakmak, bu hazzı tekrar ve tekrar yaşamak istiyorum. Tavsiye etmiyorum yalnızca, şiddetle tavsiye ediyorum. Kesinlikle kitaplığınızda bulunması, ölmeden önce okumanız gereken bir kitap.