Öncelikle bu kitabın adında olan "maarif" kelimesinin tanımını yaparak başlamak istiyorum. Maarif: İlim ve tekniğin öğrenilmesi ile elde edilip insanlığın yararına kullanılan hüner (1). Eğitim ve öğretim sistemi (2). Şeklinde açıklamaları bulunmaktadır. Bir kitabın adı içeriği ile ne kadar uyuşabilecekse o kadar uyuşmaktadır. Eğitim ve öğretim sistemi... Aslında bugün hepimizin içinde bulunduğu bir sistem. Nurettin Topçu, bu kanayan yara olan eğitim formatının ve sisteminin nasıl düzeltilmesi gerektiğini anlatıyor bu kitapta. Bazı dikkatimizi çeken cümleler oluyor kitaplarda bu kitabı okurken içinde bulunduğumuz eğitim sistemine eleştirimiz biraz artmıyor değil. Doğru eğitimin nasıl olması gerektiği çok net bir şekilde anlatılmış. Gençlik üzerinde durarak "Gençlik, geleceğin tohumudur. Bu tohumun özüne bakarak yarınımızı keşfetmek müşkil olacaktır" demiş kitabın ilk cümlesinde. Ve devamında Tarihten örnekler vererek her dönemde gençliğin önemine vurgu yapıyor. Ve eğitimin önemine dikkat çekiyor. Ancak beklenen gençlik bölümünde günümüz sorunlarına da değiniyor. Ben okurken bu bölümde fazlaca duraksayıp düşündüm ve kendime, etrafıma bakadurdum ve sanırım gerçekten yazar bu konuda son derece haklıydı. Ve bu bölümü mükemmel bir son ile noktalamış. "Bir neslin kurtuluşunu ancak maarifinin yükselmesinde aramak lazımdır."
"Millet Maarifi " adı altında milletin ruhunun oluşmasında Maarifin öneminden bahsetmiş. Maarifin düşmesinin millet ruhunun da düşmesine neden olacagına değinmiş. Ne doğru değil mi? Eğitim milleti ayakta tutan en önemli dayanaklardan biridir. Eğitime önem veren milletler gelişip kalkınırken, ona gereken ehemmiyeti göstermeyen devletler zayıflayıp çökmeye mahkumdurlar.
"Türk Maarifi" başlığı altında İnsanlığı insanlık yapan düşüncesidir demiştir yazar. Ve düşüncenin önemine değinmiştir.
İkinci bölümü ise mektep ve muallime dikkat çekmiştir. Yazar bu bölümde mektebi çıraklık yerine benzetir. Okulu bir tezgaha benzetir. O tezgâhta usta yapar, çırak tekrarlar. Usta verir, çırak alır. Alınmamış, benimsenmemiş, benliğe mal edilmemiş bir ders, iyi bir ders sayılmaz. Mektepte alınan ders, ya bir tasavvurdur, hayale mal edilir; ya da bir aşktır, kalbe doldurulur. Bunlardan biri halinde benliğimize, girmeyip sadece hafızada, şuurun dışına asılı bir küfe yük halinde duran bilgiler verici öğretim, faydasız ve manasızdır der.
Ve kitabın devamında maarif davası, ilk öğretim, orta öğretim, lise, üniversite gibi çeşitli konularda fikirlerini beyan etmiştir.
Bana göre tüm öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının okuması gereken bir eser.