Puan vermedi·46 syf.····Okunma: 22 Mart 2021 16:52 Rilke'nin yazmayı hepten bırakacak kadar ağır bunalımlar yaşadığı bir dönemde Trieste yakınlarında Duino adlı şatoda kalmasıyla iki uzun ağıt yazar. Bunlar kitabın ilk ağıtlarıdır. Benim en sevdiğim ve bütünleştiğim ağıt 8 ve 9. ağıtlar oldu.
Kaygı ve hüzün! Çağın vebası sanırdım içinde yaşamı barındıran bu iki cümleyi. Asırlardır süren hüzün ısıtılıp tekrar önümüze kondu çağdaş yazarlar tarafından. Duino ağıtları gerçek bir şaheser olmasaydı kavramlara yeni anlamlar vermek yerine onları olduğu gibi bırakırdı. Sürüncemde yara açmazdı.
Bilincim şu an pislik sızdırıyor. Yaşamayı alışkanlık haline getirmek de bir tür suç sayılmalı belki de.
Benim zihnimi baltalayan bu ağıtları herkesin içselleştirmesi önemli görünüyor. Aynadaki aksimden utanmak hiç böyle yaralamadı. Hep utandım. Böyle değil. Ardından Malte Lauriids Bridge'nin notlarını okuyorum ve bu kanıtlara o yüzden varıyorum. Peş peşe okumanız daha faydalı.