Güneş Ülkesi "Cıvıtas Solıs"
Puan vermedi·150 syf.··
2019 1. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2019 13:15
Solıs, güneş demek, astrolojik simgesi ise O harfinin içine bir nokta yerleştirilmiş hali, dairenin içindeki nokta ise yaratılışın başını ve özünü simgelermiş (Bknz: Notlar, 5. not). Güneş Ülkesi ise Thomas Campanella'nın 1602 yılında kaleme aldığı eseri, Ekvator altındaki Taprobana ülkesinde (Sri Lanka, bknz notlar, 1.not) kurulmuş bir ideal devlet tasarımının adı. İlk başta Solıs kelimesinin anlamından bahsetmemin nedeni, kitabın kurguladığı dünya düzenindeki iddianın ne denli büyük olduğuna işaret etmek. Campanella kitabında yoğun bir şekilde, topluluk bilinciyle tek düzelik üzerine kurulmuş, metafizik, güç, sevgi, bilgelik adlarını alan bilim insanlarının yönetiminde bir yaşam düzeni kurgulamış. Takip ettiğim devlet teorisi serisi olan, Ağaoğulları'nın kitaplarında, 1200'lü yıllara kadar olan yönetsel düşünlerin dayanaklarını ve savlarını, günümüz yönetsel düşüncesiyle ve kişisel düşüncelerimle bir araya getirdiğimde bir toplumsal birleşmede en önemli sorunun toplu bilinç ile bireysel bilinç (kolektivite ile bireysellik) arasında yaşanan çekişme olduğunu ayrımsadım. Düşünürler, tarih boyunca bu iki güç merkezini birleştirmeye çalışmışlar, bunu kimisi mitlere, kimisi Tanrı'ya kimisi ihtiyaçlara, kimisi güce dayandırmış ama hepsinin yanında istediği bir yardakçı var o da doğallık ve insan doğası. Bir düşünür, insanı aşağılaştıran üç şeyin olduğunu söylüyordu, devlet, kölelik ve özel mülkiyet, bir başka yerde de insanın kendisinden başka bir şeye doğal olarak sahip olamayacağından bahsediliyordu. Bunlar bu konuyu düşünürken aklıma gelen sözler ve ben de bu sözler üzerinden düşünceler geliştirmeye çalıştım. İnsan benim doğal hal üzerinde yapabileceğim çıkarımsamaya göre, ne kendisinden üstün bir varlık yaratıp ona sahip olabilir (devlet) ne kendisinden alt bir varlık yaratıp ona sahip olabilir (özel mülkiyet) ne de kendisiyle eşit bir varlığa sahip olabilir (kölelik). İnsan bunları kendi bünyesine katmaya çalıştığında doğal yapısını bozar. Bu demek değildir ki her şey ortak mülkiyette, insan kendisine sahip olmaklığını bir adım dahi dışarı çıkarmadan kendisine bağlayabildiği şeylere de insan olması dolayısıyla sahiptir ve onlar da artık insanın parçalarıdır (soyut olarak düşünceler, somut olarak yiyecekler örnekleri düşünülebilir). Bireysel bilinç ve toplu bilinç çatışması ise zannederim insanın her türlü sahipliği elde etmesinden sonra başladı. Bu evreden sonra insan kendinden üstün olana sahip olmaya çalışır, alçak olan taşa toprağa sahip olduk, eşit olan insanlara sahip olup köleler elde ettik, devlet kurduk, devlete kim sahip olacak onu da güç yoğunlaşmasıyla belirledik peki ya Tanrıya kim sahip olacak. Doğal insanın sahiplik duygusu kendisiyle sınırlı olmasıyla Tanrı ile barışıktır, kendi türüyle de. Oysa sahiplik delisi olmuş insan artık her şeye sahip olana kadar bütün Tanrılara da saldırır ki herkesin Tanrısı kendi Tanrısı olsun, bütün mallara, bütün devletlere de saldırır, bunun yanında da bütün kadınlara ve erkeklere de saldırır. Sokrates Şölen'inde erkeklerin, kendilerinden daha üst erkeklere teslimle huzur bulması gerektiğini söylerken, Campanella, bilge erkeklere daha iyi kadınlar verilmesinden bahseder. Sahipliği ilerletmenin akılcı yollarını kurgulayan mülk aşıkları her türlü söz ustalığıyla gönülleri fethederler. Gönülleri, yemekleri, Tanrıları, mülkleri fethetmenin yollarının yanında şunu görmezler; her şey yok oluşa ilerler. Yok oluş ise sahipsizliğin zirvesidir. Sahipsizlik hissine doğal bir insan bedenindeyken bürünebilmek artık bize çok uzak, o zaman yarışımıza devam edelim... Zeki filozoflar düzen kurgularında iktidarı kendilerine vermekle yanlarında hep kaba güç tutarlar oysa kurdukları düzenin sağlamlığından emin olsalar, bunu yapmalarına gerek kalmaz ama sahiplik yanında en çok korkaklığı taşır çünkü cansız varlıklar bile yok oluşun daha farkındadırlar ve onlara dokunuşlarımız bize korku salar... Son olarak kitabı okuduğum baskıdan bahsetmek istiyorum, kitap, çok özenli bir baskıyla Kabalcı Yayınevi'nden Çiğdem Dürüşken çevirisiyle çıkmış, bu işi bir profesyonel ve tutkulu bir insan elinden okumak bana çok zevk verdi, gerçekten çok özenli bir baskıydı, bu kadar yoğun emek sarf edilmiş bir ürünün önünde gurur duydum, benim konuştuğum Türkçeye bu denli büyük hizmetler edilmesinden.
Siyaset
Güneş ÜlkesiTommaso Campanella · Alfa Yayıncılık · 20224,669 okunma
··
56 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitabı okurken incelemenizi okumak iyi geldi. “Ütopya’nın benzeri bu, başladım bitireyim bari” diye okurken farklı bir gözle bakmamı sağladınız kitaba bunun için ayrıca teşekkür ederim. İnceleme için tebrikler 🙏🏼👏🏻
Batuhan
Gönderi Sahibi
Beğenmenize sevindim, teşekkür ederim 😊
Hangileri kitaptan yola çıkılarak yazılmış hangileri senin fikir dünyandan ayırt edemediğim harika yorumlar okudum. Hep söylüyorum okuduğum şey bana zevk vermeli diye bu okuduğum en zevkli incelemelerindendi. Hep yaz!
Batuhan
Gönderi Sahibi
Kitaptan olan kısım baş taraf aslında bu sefer kitabı incelemeyip eleştirmeyi tercih ettim, yorumun için de teşekkürler
Ben de en çok eleştirel incelemelerini beğeniyorum. Rica ederim.