Adı:
Güneş Ülkesi
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
145
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051069180
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Civitas Solis
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Campanella'ya göre doğa "sonsuz bilgelik" üzerine yazılmış bir kitaptır. Çünkü doğa yaşayan bir organizmadır, doğada olup biten her şey iki karşıt gücün ilişkisi sonucu meydana gelir. Her varlık kendini koruma eğilimini duyularla gerçekleştirir, kendisine zarar verecek olandan bu sayede kaçar, olumlu olanı arar. Aristoteles karşıtı bu görüşleri, Dominiken manastırlarındaki yalın ve paylaşımcı yaşam anlayışıyla birleşince Campanella sürekli baskı altında tutulur; hapsedilir, işkence görür, sürgüne gönderilir.

Güneş Ülkesi yazarın özgürlük arayışınının ütopyasıdır. Kitabın kahramanı olan ve yeniyi arayışı simgeleyen Cenevizli Kaptan seyahatleri sırasında ekvatorun altındaki Taprobana adasına gelir. Burada yurttaşların bir tür komün hayatı sürdürdüğü Güneş Ülkesi'ni görür. Kendini beğenmişliğe, dolayısıyla kötülüğe yol açtığından özel mülkiyet yasaktır; bu ülkede her şey herkese aittir. Herkes sürekli eğitim görmekte, kendini geliştirmektedir. Bütün hayat, varlıktaki olumlu olanı ortaya çıkarıp geliştirmeye adanmıştır. Güneş Ülkesi, Thomas More'un Ütopya geleneğinin parlak bir örneğidir.
(Tanıtım Bülteninden)
150 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Güneş Ülkesi, Thomas More ve George Orwell'dan sonra okunması gereken bir başka ütopya kitabıdır. Kısadır, özdür, derindir ve sorgu ister, okuyucuya kendi dünyasını sunar Campanella, sonra da sen başlarsın düşünmeye... Hoş kalın...
150 syf.
·Beğendi·7/10
Güneş Ülkesi bir ada devletidir. Yönetiminde "Sol" denilen en büyük rahip vardır. Sol bizim dilimizde güneş olarak geçer. Ondan sonra gelen yardımcıları; Pon, Sin ve Mor'dur. Bunlar; Güç/Kudret, Bilgelik ve Sevgi anlamlarına gelmektedir. Bu devlette her şey eşitttir ve kadınla erkeğe aynı derecede haklar verilir. Bu ülke iç-içe girmiş yedi farklı duvarla çevrilmiştir. Savunma sistemi çok iyi olduğundan kimse ele geçiremiyor. Ülkeyi çeviren duvarların üstüne her türden bilgi resmedilmiş ve çocuklar dört farklı yaşlı hoca eşliğinde eğitilir. Çocuklara tüm bilgileri öğrettikten sonra en iyi oldukları alanlara yönlendirilir. Kadınla erkek aynı giysileri giyer sadece kadının eteği diz altı ve erkeğinki de diz üstündedir. Ve savaşmaya uygundur bu giysiler. Ülkelerinin ortasında onları temsil eden büyük bir kilise bulunur. Ayrıca özel mülkiyet kesinlikle yoktur, çünkü özel mülkiyet bencilliğin ilk adımıdır.

Campanella, orta cağda kilisenin baskın olduğu bir zamanda yazmıştır bu kitabı. Kiliseden çekindiği için ya da kendi inanışı olduğu için kiliseyi ve metafiziği ön plâna alır devletinde. "Utopie, utopia" yunanca bir kelime olup anlamı hiçbir yerde olmayan yurt anlamına gelen bir sözcüktür. O zamanın baskıcı şartlarını düşündüğümuz zaman insanların buna benzer arzularını kitaplarla dile getirdiğini anlayabiliriz ama o da çoğu zaman kilisenin kurallarının dışına çıkamamıştır. Campanella, Platon'dan farklı olarak papazların egemen olduğu bir devleti düşünür. Bundan şu sonuç çıkarılabilir kendisinden bin yıldan çok daha önce Devlet'i yazan Platon'un yöneticilerini bilen/bilge kişilerden seçerken, baskı ve kilisenin dayatması altında olan Campanella'nın bunu artık yaşam tarzı haline getirmesi, ona dayatılanın istenci olduğu yanılsamasının zihinlere yerleştirilmelerinden rahatsızlık duymaması ve yadırgamamasıdir. Hükümdar adlı eseri savunması da buna bağlanabilir. Filozoflar önceden dünyanın belki düzelir umuduyla ütopyalar tasvir ederlerdi. Artık sadece distopyalar yazılıyor çünkü kimse artık dünyanın düzeleceğinden umutlu değil.
  • Yeni Atlantis
    7.1/10 (92 Oy)72 beğeni322 okunma60 alıntı3.653 gösterim
  • Aşkın Metafiziği
    7.4/10 (610 Oy)537 beğeni2.226 okunma1.476 alıntı21.223 gösterim
  • Prens
    8.2/10 (729 Oy)675 beğeni2.410 okunma1.522 alıntı21.661 gösterim
  • Şölen - Dostluk
    8.4/10 (148 Oy)156 beğeni512 okunma439 alıntı6.119 gösterim
  • Tembellik Hakkı
    7.6/10 (266 Oy)213 beğeni861 okunma463 alıntı6.971 gösterim
  • Felsefenin Temel İlkeleri
    8.3/10 (111 Oy)115 beğeni446 okunma217 alıntı4.179 gösterim
  • Candide
    8.1/10 (259 Oy)228 beğeni691 okunma574 alıntı7.891 gösterim
  • İlahi Komedya
    8.6/10 (406 Oy)460 beğeni1.322 okunma1.229 alıntı22.472 gösterim
  • Ecce Homo
    8.1/10 (338 Oy)382 beğeni1.249 okunma2.069 alıntı11.968 gösterim
  • Utopia
    8.3/10 (1.022 Oy)1.055 beğeni3.788 okunma1.933 alıntı22.692 gösterim
150 syf.
·5/10
Ütopik bir eser olarak okunması gerekenlerden biri... Acı ama gerçek bir şey varsa eğer o da: "Hayaller Thomas More'un Ütopya'sı, Campanella'nın Güneş Ülkesi; hayatlar George Orwell'ın Hayvan Çiftliği..."
150 syf.
·18 günde
Spoiler içerir
Thomas more sonra Francis bacon ülkesine gidip seyehat edip dönünce yolumun üstünde Campanellanın güneş ülkesini ziyaret ettim. Burda da dini lider Metafizikus gördüm .(Zaten Campanella hıristiyanlığa bağlıdır ve Campanella’ya göre bilginin temeli duyumdur. Doğa, Tanrı’nın bir görünümüdür ve inanç da bir bilgi biçimidir. Düşüncesine sahiptir. Bilgi konusunda sokratese de bağlılığı var.) Halkla sohbet ettim, toplumu tanıdım politik birlik olduklarını hepsinin birbirini tamamladığını gördüm. Üstünlük vasfı yok.Güneş Ülkesinde tek ayrım bilgi bakımındandır. Devleti en bilgili kişi yönetir.kimsenin hiçbir şeyi yoktur. Çünkü sahiplik duygusunun bencilliği körükleyeceğine inanıyorlar. Neyse siz gidin tanışın gezin o ülkeyi . büyük duvarlara her birinde farklı alanlarda bilgilerle dolu yazılar var. Turistik bi yer :)
150 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İncelemeyi Öteki Yayınevi, Birinci Baskı: 2017, Özlem Pekcan(Çev) üzerine yapıyorum.
Eserin İtalyanca özgün adı "Citta del Sole", ve ilk defa Latince olarak "Civitas Solis" 1623'te Farankurt da basılıyor. Özgün metin ise ancak 1904'de basılıyor. Öteki'nin çeviride kaynak aldığı eser ise 1602'de Campanella'nın kaleme aldığı ilk metindir.
Eser, Ospitalario Tarikatı Rahibi ile Cenevizli Kaptan arasındaki diyaloglardan oluşur. Rahibin soruları doğrultusunda Cenevizli Kaptan, bir zamanlar topraklarında yaşamış olduğu Güneş Ülkesi'ni anlatır. Kentin coğrafyasını, fiziksel yapısını, eğitim, savaş, inanç ve astroloji anlayışını, toplumsal yaşamını aktarır meraklı rahibe. Güneş ülkesindekiler, aitlik-sahiplik duygusundan yoksundurlar, kendi evleri, kendi çocukları yoktur. Yöneticileri(buna "Güneş" derler.) tüm bilim ve sanat dallarını, varlığa ait olan bilgiyi en iyi şekilde bilmek durumundadır. Neslin sağlıklı olarak devam edebilmesi için hangi kadının ve erkeğin kiminle ilişkide bulunacağı yönetim tarafında belirlenir. Kadın ve erkek arasında tutkudan ziyade arkadaşlık daha öndedir. Ölümden korkmazlar çünkü ruh onlar için ölümsüzdür. Bilim ve felsefeyle uğraşırlar ve dünyadaki diğer halkların eninde sonunda kendileri gibi olacağını söylerler. Güneş ülkesindekiler, neye ihtiyaç duyuyorsa ona sahiptirler.
Pekcan, Tommaso Campanella adlı giriş metnini bitirirken şöyle diyor; "Elinizdeki kitap, gördüğü baskı ve işkenceler karşısında isyan eden, Altın Çağ özlemiyle yanıp tutuşan bir ruhun felsefe, astroloji ve dinle harmanlanarak dile gelmiş rüyasıdır."
150 syf.
·5/10
Kitap sanki utopyadan daha çok hristiyanlığı tabliğen kaleme alınmış. Yazıların büyük bir bölümünü yıldızların konumundan bahsetmekle geçiriyor.Bi de mal varlığının topluma ait olduğu bir ülkede yiyeceklerin eşit paylaşılmaması adaletli değil. Sınıflandırma var,güç kullanımı var,taşlayarak öldürme akla zarar, Kadınların paylaşılması ve cinsel ilişkilerin yönetilmesi, aşk kavramının kalıbının değişdirilmesi, aile kavramının olmaması,bence bunlar utopya değil,daha çok sömürgeci bir ülkenin asker yetiştiren kommunasına benziyor. Böyle bir devletin var olması mümkün değil, adı bundan dolayı ÜTOPYA olsa gerek.
150 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Solıs, güneş demek, astrolojik simgesi ise O harfinin içine bir nokta yerleştirilmiş hali, dairenin içindeki nokta ise yaratılışın başını ve özünü simgelermiş (Bknz: Notlar, 5. not). Güneş Ülkesi ise Thomas Campanella'nın 1602 yılında kaleme aldığı eseri, Ekvator altındaki Taprobana ülkesinde (Sri Lanka, bknz notlar, 1.not) kurulmuş bir ideal devlet tasarımının adı. İlk başta Solıs kelimesinin anlamından bahsetmemin nedeni, kitabın kurguladığı dünya düzenindeki iddianın ne denli büyük olduğuna işaret etmek.

Campanella kitabında yoğun bir şekilde, topluluk bilinciyle tek düzelik üzerine kurulmuş, metafizik, güç, sevgi, bilgelik adlarını alan bilim insanlarının yönetiminde bir yaşam düzeni kurgulamış.

Takip ettiğim devlet teorisi serisi olan, Ağaoğulları'nın kitaplarında, 1200'lü yıllara kadar olan yönetsel düşünlerin dayanaklarını ve savlarını, günümüz yönetsel düşüncesiyle ve kişisel düşüncelerimle bir araya getirdiğimde bir toplumsal birleşmede en önemli sorunun toplu bilinç ile bireysel bilinç (kolektivite ile bireysellik) arasında yaşanan çekişme olduğunu ayrımsadım. Düşünürler, tarih boyunca bu iki güç merkezini birleştirmeye çalışmışlar, bunu kimisi mitlere, kimisi Tanrı'ya kimisi ihtiyaçlara, kimisi güce dayandırmış ama hepsinin yanında istediği bir yardakçı var o da doğallık ve insan doğası.

Bir düşünür, insanı aşağılaştıran üç şeyin olduğunu söylüyordu, devlet, kölelik ve özel mülkiyet, bir başka yerde de insanın kendisinden başka bir şeye doğal olarak sahip olamayacağından bahsediliyordu. Bunlar bu konuyu düşünürken aklıma gelen sözler ve ben de bu sözler üzerinden düşünceler geliştirmeye çalıştım. İnsan benim doğal hal üzerinde yapabileceğim çıkarımsamaya göre, ne kendisinden üstün bir varlık yaratıp ona sahip olabilir (devlet) ne kendisinden alt bir varlık yaratıp ona sahip olabilir (özel mülkiyet) ne de kendisiyle eşit bir varlığa sahip olabilir (kölelik). İnsan bunları kendi bünyesine katmaya çalıştığında doğal yapısını bozar. Bu demek değildir ki her şey ortak mülkiyette, insan kendisine sahip olmaklığını bir adım dahi dışarı çıkarmadan kendisine bağlayabildiği şeylere de insan olması dolayısıyla sahiptir ve onlar da artık insanın parçalarıdır (soyut olarak düşünceler, somut olarak yiyecekler örnekleri düşünülebilir).

Bireysel bilinç ve toplu bilinç çatışması ise zannederim insanın her türlü sahipliği elde etmesinden sonra başladı. Bu evreden sonra insan kendinden üstün olana sahip olmaya çalışır, alçak olan taşa toprağa sahip olduk, eşit olan insanlara sahip olup köleler elde ettik, devlet kurduk, devlete kim sahip olacak onu da güç yoğunlaşmasıyla belirledik peki ya Tanrıya kim sahip olacak. Doğal insanın sahiplik duygusu kendisiyle sınırlı olmasıyla Tanrı ile barışıktır, kendi türüyle de. Oysa sahiplik delisi olmuş insan artık her şeye sahip olana kadar bütün Tanrılara da saldırır ki herkesin Tanrısı kendi Tanrısı olsun, bütün mallara, bütün devletlere de saldırır, bunun yanında da bütün kadınlara ve erkeklere de saldırır.

Sokrates Şölen'inde erkeklerin, kendilerinden daha üst erkeklere teslimle huzur bulması gerektiğini söylerken, Campanella, bilge erkeklere daha iyi kadınlar verilmesinden bahseder. Sahipliği ilerletmenin akılcı yollarını kurgulayan mülk aşıkları her türlü söz ustalığıyla gönülleri fethederler. Gönülleri, yemekleri, Tanrıları, mülkleri fethetmenin yollarının yanında şunu görmezler; her şey yok oluşa ilerler. Yok oluş ise sahipsizliğin zirvesidir. Sahipsizlik hissine doğal bir insan bedenindeyken bürünebilmek artık bize çok uzak, o zaman yarışımıza devam edelim...

Zeki filozoflar düzen kurgularında iktidarı kendilerine vermekle yanlarında hep kaba güç tutarlar oysa kurdukları düzenin sağlamlığından emin olsalar, bunu yapmalarına gerek kalmaz ama sahiplik yanında en çok korkaklığı taşır çünkü cansız varlıklar bile yok oluşun daha farkındadırlar ve onlara dokunuşlarımız bize korku salar...

Son olarak kitabı okuduğum baskıdan bahsetmek istiyorum, kitap, çok özenli bir baskıyla Kabalcı Yayınevi'nden Çiğdem Dürüşken çevirisiyle çıkmış, bu işi bir profesyonel ve tutkulu bir insan elinden okumak bana çok zevk verdi, gerçekten çok özenli bir baskıydı, bu kadar yoğun emek sarf edilmiş bir ürünün önünde gurur duydum, benim konuştuğum Türkçeye bu denli büyük hizmetler edilmesinden.
150 syf.
·Puan vermedi
Ütopik bir eser.Bu kitaptan önce cesur yenı dünyayıda okumustum.Bir birlerine benzer kitaplar.Güneş ülkesinde görev bölümü var Metafizik,Güç,Sevgi ,Bilge olarak ayrılıyor .Metafizikçi bütün bilimlere hükmeder ve yönetir.bilgeliğin emrinde ise doğabılımcı mantıkcı, ahlakbılımcı astrolog ,gökbilimci vb.Sevgide ise doğumla çiftçi coban egıtımcı. Güç savas uzamanları savas teknıklerıyle ilgili bunlar 4 gruba ayrılmıslar .bütün yapacakları seylerı mesela üremelerı, mesleklerini,yıldızlara gezegenlere göre ayarlıyorlar.yıldızlara göre görev bölümü yapıyorlar.Herşeylerini bir arada yapıyorlar .herkes herkese aittir bu kavramı benımsıyorlar.Kadınları bıle ortak. Kadınlar boylarını uzun göstermek için topuk giyerlerse ya da yüzlerine makyaj yaparlarsa ceza verılıyor tekrarlandıgı takdırde idam cezası .Tek tek her ınsanın evı karısı cocugu olması onlara göre bencıl bir sevgi doğurur.Aile dıye bır kavram yok .Güneş ülkesi düşünüyor ki eger aile olmassa topluma duydugumuz sevgı kalacak sadece.Tanrıya ınanıyorlar.Toplumu düşünerek toplumun cıkarları doğrultusunda hareket edıyorlar bireysel düşünmüyorlar.İnsanlar sadece 4 Saat çalşıyor.diğer saatlerde ise eglence ,zihin jimnastıgı ve beden eğitimi vb şeyler yapıyorlar. Benım en cok hosuma gıden seyde adalet anlayısları ' Sana yapılmasını ıstemedıgın birşeyi baskasına yapma ,Sana yapılmasını istedıgın seyı baskalarına yap ! . Keyıfle okudum sohbet havası ıcınde gecıyor Tavsıye ederım :)
150 syf.
·8/10
Campanella'nın yaşadığı dönem ve hapiste geçirdiği uzun yıllar düşünüldüğünde müthiş bir öngörü ile yazmış olduğu ütopya.Karşılıklı diyaloglarla sohbet havasında geçen kitap,başta Güneş Ülkesi'nin mimarisi ile cezbediyor sizi.Tüm sütunları ve duvarlarında sanatın, bilimin, keşiflerin, dillerin, hayvanların, gezegenlerin ve daha birçok şeyin resmedildiği bir ülke bu.Ortak bir toplum bilinci ve özel mülkiyet anlayışının olmaması komünist bir rejimi hatırlatsa da hiyerarşi basamaklarının net ve katı olması ile Devletçilik'in izlerine de rastlamak mümkün.
150 syf.
·Puan vermedi
Güneş Ülkesi kendi alanında söz sahibi bir kitap olarak nitelendirilmekte.Thomas Moore'un Ütopya'sından sonra 'Ütopik' bir dünyayı tarif ve idealize eden en önemli ikinci kitap dense yeridir.Bu ütopik dünyayı anlamak için yazarın hayatına bakmak da elzem sayılabilir.Çünkü böyle bir konuda bugün bile hala başucu sayılabilecek bir vasfa sahip böyle bir kitabın neşet ettiği duygu ve düşünce dünyasını incelemekte muhakkak fayda var.Şahsen okurken iki şey dikkatimi çekti ; 1 Yazarın çok çileli hapishane,tecrid,işkence sürecinden geçmiş olması (Ki örneğin Dostoyevski gibi hemen hemen dev isimlerin hepsi hep fırtınalı bir ortam/süreç içinde ortaya çıkmış.Kuş tüyü yatağında adaçayı içerken tarihe geçmek diye bir şey yok) 2 Güneş Ülkesi Kominist düşünce dünyasına ciddi derecede etki etmiş
150 syf.
·7/10
Huzurun sevginin olduğu yerde refah vardır o zaman menfaati yok edelim.!
İnsanlar için yaşayalım vatanımız için ölelim anlayışına hakim olup dünyaya ders veren bir ülke..!
150 syf.
·13 günde·Beğendi·4/10
Ütopyalar güzel eserler olur, okunulması gereken insana farklı açılardan, kanıksananın aksine görmesi dahi zor olan noktalardan baktırması açısından. Bu kitabı yıllardır duyup bir anda karşımda gördüm. Güzel yanları var çok ince benzetmeleri, farklı tarafları. Ama bitirdiğimde çok da bir şey katmadı. İçindeki yazılan çoğu şey kültürümüze, insanlığa ters kalan şeyler. Ahlaki yokluğun bazı konularda ne kadar insanı insanlıktan uzaklaştırdığını göstermesi açısından.
Dunyanin butun kitaplari doyuramaz kafamin acligini. Neler neler okumadim! Ama yine de kafamin acligindan ölüyorum... Anlayisim arttikca, bilgim eksiliyor...
Dünyanın bütün kitapları doyuramaz kafamın açlığını. Neler neler okumadım ama yine de kafamın açlığından ölüyorum. Kavrayışım arttıkça bilgim eksiliyor.
"Sizin anladığınız tür bilgeliğe ermek için köle gibi ezberlemek ve çalışmak gerekir; oysa bu tür bir eğitimden çıksa çıksa beceriksiz bir adam çıkar. Çünkü böyle bir adam kitapta yazılanlar dışında hiçbir şeyi derin düşünemez, atalet içindeki zihnini sadece varlıkların köhnemiş bilgileriyle doldurur. Bu yüzden ne Tanrının varlıkları nasıl yönettiğini anlar ne Doğanın yasasını ve işleyiş biçimini ne de Halkların adetlerini ve yaşama biçimlerini."
"Onlara göre kibir utanç verici bir ayıptır, bu yüzden kibirli davranış şiddetle aşağılanıp kınanır. Bu yüzden hiç kimse masalara hizmet etmeyi, mutfakta ya da tarlalarda çalışmayı aşağılayıcı bir işmiş gibi görmez; aksine bütün bunları bir bilgi sahası olarak algılarlar."
"Kahredici yoksulluk altında ezilen insanların kötü huylar altında edineceklerini, kurnaz, asık suratlı, hırsız, sinsi, serseri, yalancı olacaklarını ve güvenilmez tanıklıklarda bulunacaklarını söylüyorlar. Zenginliğin ise onları terbiyesiz, kibirli, cahil, hain, bilgisizliğine rağmen ukala, hilekar, övüngen, sevgi yoksunu, iftiracı kimselere dönüşeceğine inanıyorlar."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Güneş Ülkesi
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
145
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051069180
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Civitas Solis
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Campanella'ya göre doğa "sonsuz bilgelik" üzerine yazılmış bir kitaptır. Çünkü doğa yaşayan bir organizmadır, doğada olup biten her şey iki karşıt gücün ilişkisi sonucu meydana gelir. Her varlık kendini koruma eğilimini duyularla gerçekleştirir, kendisine zarar verecek olandan bu sayede kaçar, olumlu olanı arar. Aristoteles karşıtı bu görüşleri, Dominiken manastırlarındaki yalın ve paylaşımcı yaşam anlayışıyla birleşince Campanella sürekli baskı altında tutulur; hapsedilir, işkence görür, sürgüne gönderilir.

Güneş Ülkesi yazarın özgürlük arayışınının ütopyasıdır. Kitabın kahramanı olan ve yeniyi arayışı simgeleyen Cenevizli Kaptan seyahatleri sırasında ekvatorun altındaki Taprobana adasına gelir. Burada yurttaşların bir tür komün hayatı sürdürdüğü Güneş Ülkesi'ni görür. Kendini beğenmişliğe, dolayısıyla kötülüğe yol açtığından özel mülkiyet yasaktır; bu ülkede her şey herkese aittir. Herkes sürekli eğitim görmekte, kendini geliştirmektedir. Bütün hayat, varlıktaki olumlu olanı ortaya çıkarıp geliştirmeye adanmıştır. Güneş Ülkesi, Thomas More'un Ütopya geleneğinin parlak bir örneğidir.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 524 okur

  • Kahraman Yiğit
  • Salih can ozbutun
  • Ayşenur
  • Revmiha
  • Yenigün Enes
  • mehmet ali
  • Samet Bağlar
  • Merve al
  • Ahmet
  • FerdiKUZAY

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.5
14-17 Yaş
%2.5
18-24 Yaş
%25.8
25-34 Yaş
%40.8
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%1.7
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.6
Erkek
%52

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%4.9 (7)
9
%6.9 (10)
8
%16 (23)
7
%21.5 (31)
6
%8.3 (12)
5
%7.6 (11)
4
%4.9 (7)
3
%1.4 (2)
2
%1.4 (2)
1
%0.7 (1)