Bir çok kitabı önceden bilgi sahibi olup daha sonra okumaya başlarım. Bazen de acele ile kitap almam gerekir, bir nevi kumar oynarım. Yazarın da Kitabın da ismini daha önceden duymamıştım ancak "Güneş" kelimesi geçince Sosyalist&Komünist bir kitap olacağını tahmin etmiştim. (Nazım Hikmet'in Güneşi İçenlerin Türküsü şiiri). Tahminim de doğru çıktı ve Sosyalist Utopya arzusuyla yazılmış bir kitap olduğunu fark ettim. Kitapta genel olarak;
* Özel Mülkiyet yerine Ortak Kullanım
* İşbirliği, Dayanışma
* Herkesin yeteneğine göre çalışması, kimsenin boş gezmemesi
* Müşterek Cinsellik (Bu kısım bize gelmez)
* İnsanlar birbirlerine Kardeş diye hitap ediyor. 22 yaşından büyük herkese baba, küçük herkese ise oğul deniyor.
* Yabancı dilleri herkes öğrenmek zorunda
gibi gibi düşünceler ifade edilmiş.
Manzum Diyalog halinde yazılmıştır.
Tavsiye eder miyim bilmiyorum.
İnternette kitap siparişi verirken, ücretsiz kargo limitine yaklaştığınızda, limiti doldurmak için alınabilir.
Dünyada büyük bir bozulmanın ve çöküntünün yaygınlaşmış olduğunu, insanların hak etmedikleri iyiye işkence çektiren, hakaret edip aşağılayan ve onun kötünün ayakları altına ezilmesine imkan tanıyan yasalar yerine var olması gereken doğru yasalarla yönetilmesi gerektiğini kabul ediyorlar ancak itiraf etmedikleri şey bu kötülerin görünürdeki mutlu halleri, bunların mutlu olduğuna inanmıyorlar çünkü diyorlar insanın neyse o olmayı kabul etmek yerine çevrelerindeki konumu ve yerlerini korumak adına sürekli olarak bireyselliklerinden vazgeçen sahte kralların sahte bilgelerin sahte kahramanların, sahte azizlerin yaptıkları gibi hep başka bir kişilikle görünmek uğruna kendi özünü durmadan ayakları altına alması mutluluk değildir."
Eser ütopya tarzındaki Güneş ülkesinin kurallarını, yasalarını, insanların yaşayış tarzını, aile hayatını mesleklerini, nasıl çocuk yapacaklarını kadar bile en ince ayrıntısına kadar insanların yaşamı ile ilgili her şeye yöneticinin ve konseydeki kişilerin toplanıp karar verdiğini anlatıyor. Ama bazı kurallarıyla ütopya tarzını distopyaya daha yakın olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle Güneş ülkesinde yaşayan insanların her türlü davranışlarının toplum yararına olması zorunluluğu ailelerin çocuk yaparken bile belli kriterler eşliğinde eş seçmeleri belli kurallar çerçevesinde çocuk yapmaları ve en önemlisi "kadınların ortak kullanılması düşüncesi" yani ortak derken bir kadın belli bir yaştan sonra bir erkekle evlendirildikten sonra eğer çocukları olmuyorsa o kadınla başka bir erkek öneriyorlar eğer kadının bundan da çocuğu olmuyorsa kadını diğer bütün erkeklerin ortak kullanımı haline getirilmesi düşüncesi başlığı başına çok büyük bir yanliş düşunce tarzı.
Campanella'nın kafasının en karıştığı nokta, "kadının tek bir erkeğe bağlı olmaması"
Herkese merhaba,Campanella’nın Güneş Ülkesi isimli ütopik eserinden bahsetmek istiyorum.Campanella, mutluluğun sosyalist bir devlette sağlanacağını savunmuştur.Güneş Ülkesi'nin başında bilge bir rahip bulunur.Özel mülkiyete yer yoktur.Her şey devletin mülkiyetindedir.Birlikte üretilir ve birlikte tüketilir. bütün kötülüklerin kaynağı aile olduğu için Güneş Ülkesinde aile kurumu yoktur.İsteyenin istediği dine inanmasına izin verilmez.Campanella, Güneş Ülkesinde dünyada tek bir dinin olması gerektiğini savunmuştur.Kitabı okuduğumda sosyalist bir toplumda olması gerekenler kafamda canlandı.Kurgulanan eğitim sistemi her ne kadar harika ise kadın yaklaşımı bir o kadar sıkıntılıydı.Erkek ütopik toplum modelindeki kadınların yerleri anlatılıyormuş gibi bir izlenim verdi bana.
Francis Bacon'ın yeni atlantis'i bu kitaptan etkilenerek yazdığını düşünüyorum.Hatta eminim birçok yazılmış çizilmiş şey de vardır bununla alakalı.Belki de Bacon bu nedenle kitabının sonunu hiç getiremedi, çünkü onun istediği tek şey güneş ülkesi halkını daha hristiyan bir yapıya büründürmekti ve bunu da yaptı.Dönemine göre oldukça iyi bir kitap.Daha çok dinsel bir havası var gibi.Hristiyan öğretisi ağır basmış.Bu eseri sosyalist öğreti içinde görenler nasıl bu kanıya varmış anlamadım.Marx’ın bilimsel sosyalizmine oldukça tezat ama neticede ütopya isteyen herkes kendi ütopyasını yazabilir.Tavsiye edebileceğim kitaplardan biri oldu.
Asıl adı Giovanni Domenico Campanella olan Dominikan keşiş, İtalyan şair, yazar ve Platoncu filozof ile selamlıyorum sizi.
Latince başlığı Civitas Solis olan ütopik eseri, Güneş Ülkesi ile…
Güneş Ülkesi, yıllarını hapishanede geçirmiş ve defalarca işkenceye maruz kalmış İtalyan filozof Tommaso Campanella’nın, yaşadığı dönemin devlet yapısı ve toplum düzeninden memnuniyetsizliği üzerine kaleme aldığı bilim ve felsefenin hakim olduğu düzeni anlatan bir ütopya.
Ütopyacı düşüncenin en eski örneklerinde, insanı evrensel bir mutluluk içinde gören ve büyük dinlerin “cennet” tasarımlarına yansımış olan “Altın Çağ” özlemi yatar.
Hesiodos’un dizelerini hatırlayalım mı?
Altın Çağ, insanların meşakkatlerden, acılardan, kötü yaşlılıktan “uzak yaşadıkları” bir çağdır.
Tüm bu bilgiler ışığında gelin bu ülkeyi biraz daha yakından tanıyalım.
“Güneş Ülkesi”, monarşik
Se benimsemektedir. Dış ticarette para kullanılırken iç ticarette takas yapılır. Gümüş, altın ve para değersizdir. Bireysel hırslara, doyumsuzluklara ve savaş yaratacak rekabet ortamına sebep olmaması için ülkede özel mülkiyete izin verilmez. Bütün mülk devlete aittir.
Yeniçağda More ve Campanella’yı etkileyen ilk kaynağın “Iambulos’un Güneş Adaları” olduğu göz önüne alınırsa ideal toplumu ifade eden bu “cennet düşü”nü daha çok idrak edebiliriz.
Güneş ÜlkesiTommaso Campanella · Ayrıntı Yayınları · 20194,671 okunma
İtalyan bir düşünür olan Tommaso Campanella’nın hapishane yıllarında yazdığı ütopik bir eserdir Güneş Ülkesi.
Sarsıcı, yeryer düşündüren bu eser teokrasiyle yönetilen keskin kuralları olan bir ülkeyi anlatmaktadır.
Bu ülkede bir çok konuda özgürlük yoktur insanlar dinlerini seçemezler tek bir din vardır.
Mallar eşit, eşler ortak ve çocukların yetiştirilmeleri ailelerine ait değildir.
Siz de sarsıcı bir ütopya kitabı okumak isterseniz
Güneş Ülkesini tavsiye ederim.
Güneş Ülkesi, okuduğum diğer ütopik romanlardan, kitaplardan biraz farklı. Kitapta belli bir olay örgüsü yok. İki kişinin soru cevap şeklindeki konuşmasına dayanıyor kitap. Diyaloglarda bahsedilen Güneş Ülkesi'nde hayat, mutluluk ve bolluk doludur.
Devleti yönetenler, iyi yetişmiş kişilerdir. Güneş Ülkesi’ni hem filozof hem rahip olan biri yönetir. Bu ülkede her şey ortaklaşadır. Özel mülkiyet yasaktır. Campenalla'ya göre kötülüklerin ve haksızlıkların asıl sebebi; insanın kendinden başkasını düşünmemesi, dünya malını paylaşamasıdır. Onun için, Güneş ülkesinde dayanışma bilinci ve toplum yararı vardır.
Güneş ülkesinde mal mülk ortaklığının yanı sıra, kadın ortaklığı da var. Bu pek hoşuma gitmese de Campenalla'nın kitapta kurduğu düzende her şeyin bir amacı ve yararı var. Campanella yeni bir çağın oluşacağına ve bunun da Güneş Ülkesi gibi bir düzenle gerçekleşeceğini düşünür. Ayrıca Campanella’ya göre ideal toplum düzeni doğayla uyumlu olmalıdır.
Güneş ÜlkesiTommaso Campanella · Ayrıntı Yayınları · 20194,671 okunma
Campenella çok yönlü bir kişiliğe sahip düşünür. Sunduğu ütopya tablosunda bunu bizlere açık açık sergiliyor. Özellikle astronomi konusunda olan bilgisini Güneş ülkesinin hayatı içinde fark ettirerek gösteriyor. Ütopya üzerine çalışma yapıyorsanız listenize eklenecek bir kitap. Özellikle Thomas More'ın Utopıa adlı eserinden esinlenmiş noktalarla birlikte İslami açıdan karşıt duruşu da sergiliyor. Güneş Ülkesi'ni incelediğimizde yine görülecektir ki aslında İslami düşüncenin ürünleri de yer alıyor. Kısa ve akıcı bir yapısı olmasıyla da kendini hemen okutuyor. Listenize ekleyebilirsiniz.
Merhabalar , eser distopik bir esintide yazılmış, eseri okumadan önce yazarın dünya görüşünü bilmeniz 'de fayda olur.
Yeni atlantis , Utopia gibi eserlere benzetebiliriz.
Sevgilerimle.
Güneş ÜlkesiTommaso Campanella · Ayrıntı Yayınları · 20194,671 okunma
Okuduğum ilk ütopya kitaplarından biriydi. Güneş ülkesi kendi insanlarına çok önem veriyor ve her türlü kötülükten kaçınıyor. Bilime, sanata, ahlaka çok önem veriyorlar. Zihinlerini sağlam tutup çocuk yaştan eğitime başladıkları gibi beden eğitimi ve savaş sanatlarına da çok ciddi önem veriyorlar. Kadın erkek aynı eğitimleri alıyor ve ayrım yapılmıyor. Ben ders için okudum, ütopya eserlerine ilginiz varsa en sevdiğiniz kitaplardan biri olabilir Güneş Ülkesi. Ayrıca yazarın hayatını bilmek, bu eserin hangi koşullar sonucu yazıldığını bilmek ayrı bir sempati duymanıza sebep olacak. Iyi okumalar,
Ütopyalar hep daha güzel hep daha iyi bir insan yaşamını amaçlayan hayali devlet düzenini anlatırlar. Yazarlar, filozoflar insanın mutlu olmasının iyi bir yönetim biçimiyle mümkün olduğunu düşünürler. Ancak ütopyaları okurken bunalırım, nefesim kesilir adeta. Çünkü tarif ettikleri hayali ülkelerde öylesine sıkı bir düzen söz konusudur ki özgürlükten söz edilemez. Her adımları, yaşamları hatta evlenecekleri kişiler bile düzen tarafından belirlenir. Yapacakları işler onlara daha hayatı tanımadan öğretilen işlerdir. “İnsanlar mutlu” der geçilir. Orada yaşayan hiçbir insana ne hissettiği sorulmaz. Sanki mutlu olmaları da kesin kurallardan bir tanesi gibidir.
Peki neden filozoflar mutlu bir dünyanın her ayrıntısını düşünmek zorunda kalırlar? Halbuki distopyalarda bu kadar ayrıntı göremezsiniz. 1984’te parti mensuplarının özgürlüğü yoktur sadece. Hayvan Çiftliği’nde hayvanların çalışmaları kendi istekleri dışındadır. Fahrenheit 451’de kitaplar yakılır. Körlük’te körler ayrıştırılır. Düzene dair derinlemesine bir tarif hiçbir zaman ütopyalardaki gibi değildir. Sanki bir eksiklik distopik bir düzen kurmak için yeterli gibidir.
Sanırım şu bir gerçek ki mutlu olmak için birçok şey bir araya gelmeli; mutlusuzluk için bir şey bile yeterlidir. Mutlu olmanız için her şeyiniz istediğiniz gibi olmalıdır, eksik olan tek şey sizi mutsuz edecektir çünkü. İşte ütopyaların çok şeyden bahsedip hiçbir şey ortaya koyamamalarının sebebi.
Güneş ÜlkesiTommaso Campanella · Ayrıntı Yayınları · 20194,671 okunma
Tommaso Campanella, asıl adı Giovanni Domenico Campanella (5 Eylül 1568, Stilo, Napoli Krallığı – 21 Mayıs 1639, Paris), İtalyan şair, yazar ve Platoncu filozof. Ütopya yapıtı Güneş Ülkesi (Latince başlığı: Civitas Solis, İtalyanca başlığı: La Città del Sole) ile ünlüdür.
Campanella, 1568’de Stilo’da dünyaya geldi. 1583’te Dominiken tarikatına girerek Tommaso adını aldı. 1589’da Napoli’ye giderek, orada Philosophia sensibus demostrata'yı (1591; Duyularla Açıklanan Felsefe) yayımladı. Padova’da Galileo Galilei ile tanıştı; yıllar sonra yazdığı Apologia pro Galilaeo (1616; Galilei’nin Savunması) adlı eserinde Galileo’yu savunacaktı. Campanella 1593’te cinsel sapıklıkla suçlandı ve tutuklandı, ama beraat etti. 1596’da heretiklik suçlamalarına karşı kendini savundu. Tomasso Campanella Kalabriya'yı İspanyol egemenliğinden kurtarmak ve hayalindeki komünist düzeni kurabilmek için 1599 yılında bir ayaklanma planı hazırlamıştı. Bu plana Kalabriya'nın ileri gelenleri de dahil olmuştu, ancak isyan hazırlığının ihbar edilmesi üzerine geniş bir tutuklama başlatıldı ve bu kapsamda Campanella da tutuklandı. Ayaklanmanın başarısız olması durumunda isyancıları kurtarmak için Kalabriya açıklarında bir Osmanlı gemisi beklemekteydi. Aslen Kalabriyalı olan Cigaloğlu Paşa, ki Cağaloğlu ismi buradan gelir, Campananella ile sürekli irtibattaydı. Ancak ayaklanmanın henüz başlatılmadan bastırılması üzerine Cigaolğlu Paşa da yeniden Osmanlı topraklarına dönmek zorunda kaldı.
27 yılını burada geçirirken İtalyan Edebiyatının en güzel şiirlerini yazdı. Ayaklanma planının açığa çıkarılmasıyla tutuklanıp Napoli’ye götürüldü. Gördüğü işkence sonucunda ayaklanmada yer aldığını itiraf etti, ancak deli rolü yaparak ölüm cezasından kurtuldu ve ömür boyu hapse mahkûm edildi.
1626’da serbest bırakıldı. 1634’te Napoli’de İspanyollara karşı bir komplonun içinde yer aldığı belirlenince, Fransa’ya kaçtı.
Campanella, 1639’da Paris’te öldü.
Campanella, hapisteyken Güneş Ülkesi’ni yazdı. Yüzyıl önce yaşamış Thomas More gibi, Campanella da yapıtında Platon’un Politea’sını (Devlet 1942, 1946) örnek alır. Güneş Ülkesi’nin yöneticileri aydın kişilerdir. Ülkenin en yüksek yöneticisi filozof bir rahiptir. Her birey, topluma yararlı olacak şekilde bir görev üstlenir. Özel mülkiyet yasak olup, her şey ortaktır.