Melisa

Melisa
@MelisaDal
Mustafa Kemal Atatürk "Kitap okumak hususi bir sanattır."
SÜ- Karşılaştırmalı Edebiyat
49 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı

Melisa

, bir kitap okudu
Puan vermedi·176 syf.·
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Hasan Bayraktar
10/10 · 6 okunma
Reklam
Vaktiniz varsa okuyup yorum yapabilirsiniz. Bir kısacık yazıcık...
"En güzel hatıralarım genelde cumartesi günleri olmuştur. Okula gitmek için gün ağarmadan kalkmak zorunda değildim. Gözümü açtığımda güneş en tepede parıldar. O yüzden cumartesi günleri hep güneşli olurmuş gibi gelir bana. Bazen ailem uyanmadan uyanmış çizgi film izler olurum, bazen babam beni uyandırır. Birlikte cumartesi pazarına gideriz. Üstümde mavi bir elbise ve kırmızı terlikler. Cumartesi pazarı çok büyük, çok kalabalık. Her yerde büyükler, ellerinde poşetler, boyum kadar pazar arabaları ile gezmekteler. Babam elimi sıkı sıkı tutar, o güvenle ben de rahat rahat etrafa bakmaya başlarım. Taze meyveler, taze sebzeler, yeşillikler, tezgahlardan akan sular, balık kasaları, peynirciler, köşebaşında duran simitçi, arabasını aheste aheste süren şambali tatlıcısı... Ispanak alır babam, taze dereotu, domatesin en pembesi. Gezer dolaşırız ellerimizde poşetler, çiçekçinin önünden geçeriz. Giderken simit alırız, eve döneriz. Poşetleri tutarken ellerim acır ama büyüdüğümü ve her zaman yanında olduğumu bilsin diye poşetleri babama vermem. Biz varana kadar annem çayı demler, annem sofrayı kurana kadar babam balkonu yıkar, masayı sandalyeyi yerleştirir. Ben tabakları götürürüm. Şarkılar eşliğinde kahvaltı ederiz. Cumartesi günleri ruhumun baharı olur, bahçede papatyalar açar, yavru kediler gezinir. Üniversiteye gelene kadar bu böyle devam etmiştir. Evden ayrıldıktan sonra cumartesi günlerinde baharı bulamadım, ben büyüdüm ama ruhum nasıl büyür bilemedim. Şimdi uzakta bir şehirdeyim, hasretin en sızlatanı ve acıtanı cumartesi pazarları. " Tozlu ve sararmış sayfalarda okudum bu hatıra yazısını. Altında ne bir isim, ne bir imza vardı. Yalnızca kurumuş gözyaşlarının soluk izi satır aralarında gizliydi. Eskiden güzel yaşanmışlıklar vardı, sıcak evler, mutlu çocuklar. Mutlu bir
Hatıra Yerine Geçsin Diye Yazı
İncelemelerim
Kıymetli okurlar, sayfamda altı tane incelemem var. Yazı dilim hakkında ne düşünüyorsunuz, yorumlarınızı merak ediyorum. Beş dakikanızı ayırıp okursanız çok sevinirim.
Merak edilen konu
Sabreden Derviş, Nar Ağacına Ermiş (Spoiler İçerir)
Puan vermedi
Çukurova'nın dağlarından birinde yaşayan beş arkadaş Çukurova'ya iş aramaya giderler. Fakat Çukurova'da artık ırgatlara, çiftçilere ihtiyaç kalmamıştır. Çukurova modernleşmiş, traktörler, makineler insanların yerini almıştır. Çukurova modernleşirken insanlar, insanlıklarını yitirmişlerdir. Dostlar birbirini tanımaz olmuş, cimrileşmiş, yoldan gelen insanlara bir bardak suyu çok görür olmuşlar. Buna rağmen beş arkadaş, çocukları için, aç karınlarını doyurmak için köy köy gezip iş ararlar. Pes etmezler. Sıcak havaya, kan emici sineklere, kendilerini hor gören insanlara ve otomobilli beylere rağmen devam ederler. Onları üzen, arkadaşları Yusuf'un sıtma hastalığıdır. Bir kadından Hüyükteki Nar ağacının kutsal hikayesini dinlerler, derler ki bu ağaç onlara şifa olacak. Umut fakirin ekmeğidir, çıkarlar yola nar ağacını aramaya. Türlü hayaller dalarlar. Geçtikleri köylerde sıtma yaygın, işsizlik yaygın, acı yaygındır. Zorluklara rağmen hüyüğe ulaşırlar. Hüyük kurumuş, nar ağacından eser kalmamıştır. Bizim garipler yine dertlerini anlatırlar, medet beklerler. İş, para bulamamış, karnını doyuramamış, aylarca yollarda yürümüş, sıtmaya yakalanmış güzel Anadolu insanı Allah'a yalvarmaktan başka ne yapabilir? Anadolu'mun, insanlarımın, memleketimin içler acısı halini korkusuzca anlatan, bu sırada Hüyükteki Nar Ağacı betimlemeleriyle dağların güzelliklerini, Aşık Ali'nin yanık sesini bize duyuran sevgili Yaşar Kemal iyi ki varsın. Yaşar Kemal
Yaşar Kemal
Hüyükteki Nar AğacıYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20186,2bin okunma
Aşık coştu. Dert üstüne söylüyordu, aşk üstüne, ölüm üstüne, yokluk üstüne, verem üstüne, sıtma üstüne, bebeler çocuklar üstüne, yalnızlık üstüne, gurbet üstüne söylüyordu. Kızılırmak, Seyhan, Ceyhan üstüne söylüyordu. Çukurova üstüne, sinek üstüne, gavur motorlar üstüne. Harap olası dünya üstüne, mor sümbüllü sürmeli geyikli karlı dağlar üstüne söylüyordu. Toprak üstüne, zulüm üstüne söylüyordu.
Sayfa 31
Reklam