Melisa

Melisa
@MelisaDal
Mustafa Kemal Atatürk "Kitap okumak hususi bir sanattır."
SÜ- Karşılaştırmalı Edebiyat
49 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Vaktiniz varsa okuyup yorum yapabilirsiniz. Bir kısacık yazıcık...
"En güzel hatıralarım genelde cumartesi günleri olmuştur. Okula gitmek için gün ağarmadan kalkmak zorunda değildim. Gözümü açtığımda güneş en tepede parıldar. O yüzden cumartesi günleri hep güneşli olurmuş gibi gelir bana. Bazen ailem uyanmadan uyanmış çizgi film izler olurum, bazen babam beni uyandırır. Birlikte cumartesi pazarına gideriz. Üstümde mavi bir elbise ve kırmızı terlikler. Cumartesi pazarı çok büyük, çok kalabalık. Her yerde büyükler, ellerinde poşetler, boyum kadar pazar arabaları ile gezmekteler. Babam elimi sıkı sıkı tutar, o güvenle ben de rahat rahat etrafa bakmaya başlarım. Taze meyveler, taze sebzeler, yeşillikler, tezgahlardan akan sular, balık kasaları, peynirciler, köşebaşında duran simitçi, arabasını aheste aheste süren şambali tatlıcısı... Ispanak alır babam, taze dereotu, domatesin en pembesi. Gezer dolaşırız ellerimizde poşetler, çiçekçinin önünden geçeriz. Giderken simit alırız, eve döneriz. Poşetleri tutarken ellerim acır ama büyüdüğümü ve her zaman yanında olduğumu bilsin diye poşetleri babama vermem. Biz varana kadar annem çayı demler, annem sofrayı kurana kadar babam balkonu yıkar, masayı sandalyeyi yerleştirir. Ben tabakları götürürüm. Şarkılar eşliğinde kahvaltı ederiz. Cumartesi günleri ruhumun baharı olur, bahçede papatyalar açar, yavru kediler gezinir. Üniversiteye gelene kadar bu böyle devam etmiştir. Evden ayrıldıktan sonra cumartesi günlerinde baharı bulamadım, ben büyüdüm ama ruhum nasıl büyür bilemedim. Şimdi uzakta bir şehirdeyim, hasretin en sızlatanı ve acıtanı cumartesi pazarları. " Tozlu ve sararmış sayfalarda okudum bu hatıra yazısını. Altında ne bir isim, ne bir imza vardı. Yalnızca kurumuş gözyaşlarının soluk izi satır aralarında gizliydi. Eskiden güzel yaşanmışlıklar vardı, sıcak evler, mutlu çocuklar. Mutlu bir
Hatıra Yerine Geçsin Diye Yazı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İncelemelerim
Kıymetli okurlar, sayfamda altı tane incelemem var. Yazı dilim hakkında ne düşünüyorsunuz, yorumlarınızı merak ediyorum. Beş dakikanızı ayırıp okursanız çok sevinirim.
Merak edilen konu
Sana dair bir hikayeye başlarken...
Sana daha çok anlatacağım vardı. Dün çimlerde oynarken gördüğüm, cennetten gönderilmiş diye düşündüğüm sonradan isminin Buğlem olduğunu duyduğum yani cenneti müjdeleyen melek anlamına gelen kız çocuğunu anlatacaktım. Dünyayı henüz yeni keşfetmeye başlamış bir kız çocuğunun merakını, heyecanını, umudunu anlatacaktım. Sana güneşin tenimi nasıl yaktığını ama akşamüstü batışını izlemenin ruhumu okşadığını anlatacaktım. Ben kendimi anlatmayı bilemem, aslında sana seni anlatacaktım. Bugün yolda bulduğumuz yavru kediyi, titreyişini, çaresizliğini anlatacaktım. Fırsat kalmadı. Bu duruma nasıl geldik diye soracaktım, son damla suyla aşkı nasıl yaşatabildik ve ne kadar yaşatırız diyecektim, fırsat olmadı. Beni anlamanı bekledim, umdum. Cevapsız sorular şarkısını dinledim, ağladım, güldüm. Aklımı bir ucundan tutmaya çalıştım, durmadı haylaz yerinde, kim bilir nerelere bırakıp gitti. Bilirim henüz gençken uzun sürmez aşklar derler, biri gider biri gelir derler. Öyle mi olur gerçekten, o kadar kolay mıdır? Silip atmak kolay olmasa gerek diye düşündüm. Bir yıl, kime göre azdır? Kokunu unuturum diye korkuyorum ve bu beni dehşete düşürüyor. Anlamı yok konuşmanın, solmuş bir çiçeği canlandırmak nasıl mümkündür? Bugün sordum sana, nefretle aşkı aynı anda hissetmek mümkün müdür? Ama sildim sen görmeden, benim hissettiğim nefret değildi, kırgınlıktı, geçiştirilmekti. Burada bitiriyorum konuşmamı, içimden bir şeyler seninle beraber kopup gidiyor benden. Koy masaya bir kitap, bir de anı. Ege'nin kızı.
Hayata Dair
Ayrılıklar
Henüz sokaklarını ezberleyemedim bu şehrin, her sokağına adım atamadım. Ama çok güzel dostlar verdi, anılar verdi, kahkahalar verdi bana. Zalim bir sevgili gibi alıştım bu şehre, gitmek istemedim, gidince hep özledim. Işte şimdi geldim. Beni bağladığını biliyor, işte alıyor teker teker tüm sevdiklerimi. Dostlarım, ablalarım terk ediyor, kaçıyor buralardan. Ben görmeyeli değişen şehir mi, insanlar mı, hayat mı, yoksa ben miyim? Teker teker kayboluyor anılarım, yerini hüzünler ve boşluklar kaplıyor. Onlar yeni doğmuş bebek gibi başlıyor hayata başka bir şehirlerde, belki biraz yorgunlukla ve kırgınlıkla ayrıldıkları şehirden. Bense ihtiyar ve huysuz, gözyaşı döküyorum yurdumun bir köşesinde.
İnsan ve Hayat