Biraz uzun oldu lakin buna değecek bir romandı, sabırlı okumalar :)
10/10
·382 syf.··
2021 3. kitabı
SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ Roman, büyüsünü kaybetmiş bir dünyada büyü aramadır. İşte tam olarak a.h.tanpınarın bu romanıda bizi bu dünyadan biraz uzaklaştırıp kendi büyüsüne kaptırıyor. Birçok karakter içeren bu roman bunu yaparken o kadar güzel betimlemeler, hicivler, imgesel anlatımlar ( Abdüsselam beyin evi, osmanlının dağılması gibi ) ve psikolojik tasvirler kullanıyor ki etkilenmemek imkansız bir hal alıyor. Genel olarak Tanzimatla birlikte hayatımıza bir ikiliğin girdiğinden ve doğu- batı arasında sıkışmamızdan bahseden bu romanda ana karakteri esasen hayri irdaldır ve doğuyu/ osmanlıyı temsil eder. En önemli yan karakterimiz ise sivri zekasıyla Halit ayarcıdır ve o da batıyı temsil etmektedir. Romandaki diğer karakterler de bu doğu-batı ekseninde anlatılır. Ve aralarında daima bir çatışma söz konusudur. Hayatının son aşamasında olan Hayri İrdal kendi ağzıyla hikayesini anlatmaya başlar. İlk önce askere gitmeden önceki elinde doğru düzgün bir işi olmayan Hayri çıkar karşımıza. O dönemlerinde Muvakkit Nuri Efendi ile tanışır, onun saatçi dükkanında çalışır. Sağlam bir gelenekten gelen, dinlemesini ve anlatmasını son derece iyi bilen, hayati konularda doğru tespitlerde bulunan, insan üzerinde olumlu etkiler bırakan Nuri efendiyle çalışırken saatlere olan ilgisi artar ve ondan, öğrendiklerinin o zamanlar ne kadar önemli olduğunu farkına varmasa da birçok şey öğrenir. Gerek bu kısım gerekte kitabın genelinde zaman felsefesiyle de karşılaşırız. Hayri, Nuri efendi ve onun saatlerle olan alakasından bahsederken insanı aynı saat gibi gördüğünü anlatır okuyuculara. İnsanın en önemli icadı olan saat ve mahiyetine dair birkaç sözünü zikreder. Daha sonra Nuri Efendinin vefatıyla birlikte bir türlü dikiş tutturamaz ve en sonunda askere gider. Geldikten sonra da ilk eşi olan Emine ile evlenen bir Hayri çıkar karşımıza. Emine kendi halinde, sessiz bir kadındır ve o da bize romanda doğuyu temsil eder. Bir olay neticesinde haksız, gülünç yere mahkemelik olur Hayri. İşte tam burada doktor Ramiz ile karşılaşır ve doktor Ramiz onu tutarsız davranışlarından dolayı tedavi etmek ister. Hayri ondan psikanaliz tedavisi görürken dudak ısırttıran davranışlara, diyaloglara tanık oluruz. Tanpınar bu kısımlarda insanların Osmanlı'nın psikanalizle düzeleceğine inanmasından dolayı psikanalizle alay eder. Ayrıca teşhislerinden biri olan Hayri'nin babasını beğenmemesini de Tanpınar Cumhuriyet'in Osmanlı'dan ayrılması, Osmanlıyı beğenmemesi olarak imgeleştirir. Hasta olmayan Hayri’mizi Doktor Ramiz iyileştirmeye çalışırken Emine hastalanır. Hayri hastaneden kurtulduktan bir süre sonra bitap düşen eşi vefat eder. Eşinin vefatı üzerine bir süre kendini toparlayamaz. Çocuklarıyla ilgilenmez, kendini içkiye verir. bir parantez açarsak burada bir babanın nasıl olmaması gerektiğini çok açıkca görebiliriz. Zaten annelerini kaybeden çocuklar daha o zamanlar da yaşayan babalarınıda kaybetmişlerdir. Öyle bir duruma gelirlerki Hayri, kızı Zehra’yı çok aşağılık bir adamla bile evlendirmeyi düşünür. Önünde dayak yiyen, kızının gelecekteki hayatını mahvedecek nitelikteki bir adamla. O sahneleri okurken doğrusu insan tiksinç duyuyor ve içten içe Hayri'ye öfkeleniyor. Hayri'nin hayatının diğer bir kesiti ise Pakizeyle evlenmesi olarak kabul edebiliriz. Pakize zamana ayak uyduran biraz çılgın ve deli bir kadındır. O da kitapta modern bir kadın olarak ele alınır lakin esasen batı ve doğu arasında sıkışmış karakterlerimizden birisidir. Hayri bu eşiyle evliyken bazen Emine'ye hasretlik çekmektedir. Bu da bize aslında Hayri'nin doğu ve batı arasında sıkıştığını gösterir. Daha sonra da doktor Ramiz vesilesiyle Halit Ayarcıyla tanışır. Onun için şöyle der Hayri İrdal: ‘’Halit Ayarcı’yı tanımadan evvelki hayatım, dedim. Fakat gerçekten buna bir hayat denebilir mi? Eğer yaşamak kelimesinin manası her şeyden mahrum olmak ve ıstırap çekmekse, her an küçülmek ve bunun nefsinde her lahza duymaksa, bir türlü aşamayacağı bir çemberin içinde durmadan çırpınmaksa, şüphesiz ben de, benimkiler de en derin şekilde yaşıyorduk. ‘’ -12 Buradan da anlaşıldığı üzere geçmiş zamanda Hayri kendine güveni olmayan, acınası bir haldeydi. Halit Ayarcı'ya tanıştıktan sonra ise durum içerde çok olmasa da dışarıdan değişmişti. Artık işi gücü olan, saygın bir adam haline geldi. üzerindeki ağırlık kalktı, Sonra yavaş yavaş mantığı değişti. Hatta dünyaya bakışı, eşyayı görüşü, insanları anlayışı değişti. bunu romanın sonunda ki bina planından anlıyoruz. Halit ayarcı soy adından anlaşıldığı üzere insanlara çok güzel ayar verebilen bir adamdı. her işi kendi faydasına çevirmeyi bilen (Nuri efendinin sözlerini sloganlaştırması gibi ), kıvrak zekasıyla insanları yönlendirebilen, yenilikçi bir adamdı. Yani batı gibi pragmatikti. Romanda Hayri ile arasındaki geçen diyaloglar bize iki zıt kutbun anlayışlarını, doğu ile batıyı çok açıkça göstermektedir. Hayri'nin saate olan ilgisi ve bilgisinden etkilene Halit ayarcı, onunla beraber Saatleri ayarlama enstitüsünü kurar. Yazar bu enstitüyü bize anlatırken aslında bir nevi kurumları da eleştirir. İşini hakkıyla yapmayıp para kazananları, sırf incelenmiş olsun diye içini gezen görevlileri hatta işe sadece yakınlarının akrabalarının alınmasını dahi eleştirir. Günümüz Türkiye'sin de de bu durumu görürüz. Hayri İrdal enstitünün başlarında Halit ayarcıyla fazlasıyla zıt düşüyor, onun yaptığı söylediği şeyleri uydurma yalan olarak kabul ediyordu. Lakin işine de geliyordu hiçbir şey yapmamak, para kazanmak ve önemli bir adam olmak. O yüzden en sonunda durumu tam olarak olmasada kabullenmeye başladı. Bununla ilgili olarak şöyle söyler kendisi : ‘’ Elbet birinden biri iyi gelecek ve bende etrafımdakilere benzeyecektim. Muhakkak benzemeliydim. Benzemezsem yaşamak çok güçtü.’’ - 32 İşte o daa hayatının bu döneminde yaşamak, haz almak istiyordu ve bu yüzdende devam etti. Romanın sonuna büyük mahiyetler taşıyan yüce saatleri ayarlama enstitüsü bitişini veriyor. Nasıl mı? onu oluşturan insanlar sayesinde. adeta Halit Ayarcıya bir ihanetle. Bu yenilik enstitüsünde hep destek verenleri bu sefer yenilik kendilerine uygulanacağı zaman yan çiziyor ve bunu reddediyorlar. Çünkü biz insanlar böyleyizdir. Çevremizdde değişim yenilik görmek için can atarız ama sıra kendimize geldiğinde koca bir duvar örerriz.Çünkü konfor alanımızı terketmekten, Orayı terk edip değişmekten korkarız. Tanpınar, bizlere romanıyla sorunun modernleşmeyle değil zihniyetlerin değişimiyle yok olacağını göstermektedir. Zihniyetlerimiz değişmeden fiillerimizi ne kadar değiştirirsek değiştirelim daima ikilik yani doğu- batı arasında gidip geleceğiz. Aynı şuan da olduğu gibi aynı Hayri irdal gibi. Bunun üstesinden gelebilmek için ilk önce kendi tarafımızı benimseyip batı ile sentezlemeliyiz. böylelikle ne doğu ne de batı olacağız. Kökleri mazisinde olan ve daima doğru bir çizgide ilerleyen bir millet olacağız.
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353,1bin okunma
··
41 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hediye Karabulut
Gönderi Sahibi
Bence bu kitabı hayatının her döneminde okuyabilirsin :)
Merhaba😊 ben 9. sınıfa gidiyorum sizce benim okumam için uygun mu? Kelime dağarcığı vs. Olarak yaşıtlarımdan daha ileri seviyede olduğunu belirtmek isterim.💛