SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ
Roman, büyüsünü kaybetmiş bir dünyada büyü aramadır. İşte tam olarak a.h.tanpınarın bu romanıda bizi bu dünyadan biraz uzaklaştırıp kendi büyüsüne kaptırıyor. Birçok karakter içeren bu roman bunu yaparken o kadar güzel betimlemeler, hicivler, imgesel anlatımlar ( Abdüsselam beyin evi, osmanlının dağılması gibi ) ve psikolojik tasvirler kullanıyor ki etkilenmemek imkansız bir hal alıyor.
Genel olarak Tanzimatla birlikte hayatımıza bir ikiliğin girdiğinden ve doğu- batı arasında sıkışmamızdan bahseden bu romanda ana karakteri esasen hayri irdaldır ve doğuyu/ osmanlıyı temsil eder. En önemli yan karakterimiz ise sivri zekasıyla Halit ayarcıdır ve o da batıyı temsil etmektedir. Romandaki diğer karakterler de bu doğu-batı ekseninde anlatılır. Ve aralarında daima bir çatışma söz konusudur.
Hayatının son aşamasında olan Hayri İrdal kendi ağzıyla hikayesini anlatmaya başlar. İlk önce askere gitmeden önceki elinde doğru düzgün bir işi olmayan Hayri çıkar karşımıza. O dönemlerinde Muvakkit Nuri Efendi ile tanışır, onun saatçi dükkanında çalışır. Sağlam bir gelenekten gelen, dinlemesini ve anlatmasını son derece iyi bilen, hayati konularda doğru tespitlerde bulunan, insan üzerinde olumlu etkiler bırakan Nuri efendiyle çalışırken saatlere olan ilgisi artar ve ondan, öğrendiklerinin o zamanlar ne kadar önemli olduğunu farkına varmasa da birçok şey öğrenir.
Gerek bu kısım gerekte kitabın genelinde zaman felsefesiyle de karşılaşırız. Hayri, Nuri efendi ve onun saatlerle olan alakasından bahsederken insanı aynı saat gibi gördüğünü anlatır okuyuculara. İnsanın en önemli icadı olan saat ve mahiyetine dair birkaç sözünü zikreder.
Daha sonra Nuri Efendinin vefatıyla birlikte bir türlü dikiş tutturamaz ve en sonunda askere gider. Geldikten sonra da