“Günün birinde parayı denkleştirip küçük bir ev satın alacağız, birkaç dönüm toprağımız olacak ve...Beş dönüm bir arazi içinde küçük bir yel değirmeni, küçük bir kulübe... Küçük bir evimiz olacak. Toprağımız çok büyük olmayacağı için ekip biçmek çok yorucu olmayacak bizim için. Kendi ektiğimiz ürünü kendimiz biçeriz böylece ürün de bizim olur.”
1920l’li yıllarda evsiz ve gezici bir çiftlik işçisi olarak ekmeğini kazanmış olan Steinbeck, Fareler ve İnsanlar’ı bu dönemdeki deneyimlerinden yararlanarak kurgular. Bir röportajında öykünün geçtiği yerlerde gezici işçi olarak çalıştığını, Lennie’nin gerçek biri olduğunu, haftalarca yan yana çalıştıklarını, gerçek Lennie’nin bir kızı değil ustabaşını öldürdüğünü belirtir.
Eserde, gezici çiftlik işçileri olan iri yarı en az iki yetişkinin gücüne sahip olan ancak beş yaşındaki bir çocuğun zekasına bile sahip olamayan Lennie ile ufak tefek ama zeki olan George isimli birbirine iki zıt karakterin yer yer komik ancak trajik sonlu öyküleri anlatılır.
Lennie ve George sahip olmak istedikleri toprağı alabilmek için çiftliklerde geçici olarak çalışıp para biriktirmeye çalışırlar ancak Lennie’nin başını sürekli belaya sokması onların uzun süre bir yerde çalışıp para biriktirme imkanı tanımaz. Roman, Lennie ile George’nin en son iş buldukları çiftlikte meydana gelen olaylar üzerine örülür. Her ne kadar romanda bu iki kahramanın dostlukları ön planda olsa da geri planda emek sömürüsü, ırkçılık, insanların yalnızlığı, oradan oraya sürüklenen karın tokluğuna çalışan işçilerin dramı, çiftlik sahiplerinin acımasızlığı, Büyük Buhran’ın getirdiği işsizlik, yarından duyulan umutsuzluk yazarın satır aralarına iliştirdiği diğer konular olarak karşımıza çıkar.
Steinbeck’in eserinin adını ilham aldığı İskoç şair Robert Burns’ a ait dizelerde olduğu gibi
“en iyi planları farelerin ve insanların
sıkça ters gider
ve vaat edilen mutluluktan geriye
acı ve kederden başka hiçbir şey kalmaz ”
Lennie ve George için işler ters gitti...