Gönderi

Efransiyab'ın Hazinesi
8/10
·245 syf.··
2021 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2021 00:40
Yaşadığımız dönem herkesin tüketmeye, aşırı aşırı tüketmeye alıştığı; üretkenliğimizin azaldığı bir dönem. Üretken insan sayısı günden güne azaldığı gibi yapılan üretimler de hızlıca tüketmeye yönelik. Fakat özellikle altını çizmemiz gereken önemli bir husus hayal gücümüzün günden güne zayıflaması denebilir. Masallar, mitler, efsaneler, halk hikayeleri vs. bütün bunlar neredeyse üretimden kaldırıldı. Modern edebiyattan sayılan romanların bile kalitesi tartışılır,eski kitaplardaki tat, derinlik kolay kolay bulunmuyor. Fakat bütün bu 21. yüzyıl klişeleri altında hala çok rafine bir kafa yaşayan, acayip bir adam İhsan Oktay Anar. Hiçbir kitabında yapmadığı gibi bu kitapta da gerçek hayata bir ayna tutmuyor, fotoğraf çekmiyor. Dünyada gördüklerinden ilham alarak Van Gogh misali resimler çiziyor. Tabi onun tuvali kağıtlar, fırçalarıysa kalemi.            Bu kitapta da sanatını iki karakter üzerinden icra etmiş : Cezzar dede ve Ölüm. Cezzar dede'nin canını almak için gelen Ölüm, bir oyun oynamaya karar veriyor; iki tarafın da kazanacağı bir oyun : Hikaye anlatma oyunu. Ölüm, canını almak için Uzun İhsanı ararken başlıyorlar birbirlerine hikayeler anlatmaya. Korku, din, aşk ve cennet temalı hikayelerde ve aralardaki diyaloglarda yine Anar'ın diğer kitaplarındaki temel soruyu, "varoluşun sırrını" çözmeye çalışıyorlar. Fakat bu sefer ana konu cennet. Kitap boyunca gezdikleri mahallelerin isimleri Cennetin yedi kısmının isimleri. Yani karakterler Dante'nin İlahi Komedya'sındaki gibi bir nevi öte dünyada yolculuk yapıyorlar. Mizahi ve düşündürücü bir yolculuk.              Hikayelerdeki olaylar ve kişilerden belli anlamlar çıkarılabilir ama birçoğu sadece estetik değer taşıyor da olabilir. Beni bu düşünceye iten şey kitabın bir yerinde geçen şu söz (kelimesi kelimesine aynı olmayabilir) : "O da gerçek erkekler gibi hayata gerçekçi yani boş gözlerle bakıyordu." İhsan Oktay Anar'ın tüm kitaplarında yaptığı şey bu aslında. Kitapta yazanlar aşırı anlamlı şeyler olmayabilir fakat aşırı güzel şeyler, bambaşka bir dünya. Mutluluğun, cennetin anahtarının da yaşadığımız dünyadan ilhamla bambaşka dünyalar yaratmak da ve dünyanın binbir türlü haline tebessüm etmek de saklı olduğunu söylüyor yazar. Dünyanın binbir türlü halini görmüş olan Cezzar dede ve Ölüm'den biri duygusuzlaşmış diğeri ise gördükleriyle meşk etmeye başlamış.        Sonuç olarak, Puslu Kıtalar Atlası ve Kitab-ül Hiyel'den sonra üçüncü İhsan Oktay Anar kitabım olan bu eseri diğer ikisi kadar olmasa da beğendim. Bence bu kitabın diğerlerine göre eksik olduğu en önemli nokta mizahi yanı, bu konuda yazar kendi standartlarının biraz altına kalmış diyebilirim.          
Efrâsiyâb'ın Hikâyeleriİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınevi · 20246,9bin okunma
·
24 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.