Kitabı okumuş olan arkadaşlarımdan tavsiye eden hiç olmamıştı, kardeşim tavsiye edince merak edip okumak istedim. Çoğunluğun aksine kitabı abartılmış bulan azınlığa dahil hissediyorum kendimi, tıpkı Ralph'in azınlığı gibi ;)
Öncelikle kitap isminin hikayeyle bağlantısını kuramadım, hikayeyi genel olarak düşündüğümüzde başlığı anlamlandırmak mümkün ama biraz zorlamak lazım. Kitapta geçen ve ölü domuzu anlatırken kullanılan "sineklerin tanrısı" ifadesiyle bir bağlantısı varsa, çok küçük bir detay, kitaba ismini vermesi biraz tuhaf olmuş.
Hikayeye ve mesajına gelecek olursak, birçok okuyucu "kötü"lüğün insanın her zaman içinde olduğunu, bastırılmadığı durumda ortaya çıkacağını anlatan bir hikaye olarak değerlendirmiş. Açıkçası 6-12 yaş arasında farklı aile/çevre ile büyüyen çocuklara bakarak "doğuştanmış" gibi değerlendirmek doğru olur mu bilemiyorum, bu çocuklar aile/çevre etkisinden soyut düşünülebilir mi? Öğrenilmiş olumlu/olumsuz davranışları yok mudur? Mesela herkes Domuzcuk gibi olsa yine aynı senaryolar yaşanır mıydı? Hatta, biraz detaylı düşünecek olursak hayvanlarda gözlemlediğimiz rekabet, bölgeye hakim olma çabası vb. davranışları insanın da (bir hayvan türü olarak) yapması çok normal olarak algılanmalıdır diye düşünüyorum. Anlatılmak isteneni tam olarak algılayamadım bu nedenle.
6-12 yaşlarındaki çocuklardan kusursuz bir düzen bekleniyorsa bu bana ilginç geliyor zaten, çocuklar çevrenin etkisine çoktan mağruz kalmışlar, rekabeti öğrenmişler, hatta savaştan kaçıyorlar. Ayrıca keşif istekleri ve merak hisleri çok taze, henüz sebep-sonuç ilişkilerini kavrayamamış, yalnızlık gibi zorlukları tecrübe etmemişler. Bu koşullarda onlardan ideal bir düzen, anlayış beklememiz biraz garibime gitti.
Kitabın olay zinciri ise başlarda sıkıcı, anlık gerilimler olup bitiyor, daha çok betimleme ağırlıklı, bu okuma keyfimi olumsuz etkiledi. Ancak sonlara doğru da olayın içinde buluyorsunuz kendini, bu kısmı da çok başarılıydı.