1000Kitap Logosu
Faruk ÜNAL
TAKİP ET
Faruk ÜNAL
@JoBack
Ankara
29 okur puanı
02 Eyl 2020 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Zor zamanlarda, her birimizi izleyen biri (bir arkadaşın, eşimizin, ölmüş ya da hayatta olan birinin veya Tanrı'nın) olduğunu ve onları hayal kırıklığına uğratmamamız gerektiğini söyledim. Onlar bizi sefilce değil, gururla acı çekerken ve nasıl öleceğimizi bilirken görmeliydi.
Faruk ÜNAL
tekrar paylaştı.
Sadece gelecekten ve ona çekilmiş olan perdeden ise bahsetmedim. Tüm zevkleriyle geçmişten ve onun ışığının şimdiki karanlığı nasıl aydınlattığından da bahsettim ve yine (bir vaiz gibi görünmemek için ) bir şiirden alıntı yaptım: “ Yaşadığınız hiç bir güç, deneyimlerini senden alamaz.” Sadece deneyimlerimiz değil, ayrıca yaptıklarımız, sahip olduğumuz büyük düşünceler ve çektiklerimiz kaybolmadı. Geçmişte kalsa da onları var ettik. Var olmuş olmak da bir tür varlıktır , belki de en kesin biçimi.
Bu biriciklik ve teklik, her bir bireyi birbirinden farklı kılıyor ve varlığına insan sevgisi veya yaratıcı çalışma gibi anlamlar katıyordu. Bir insanın yerini başka birinin almasının olanaksızlığı anlaşıldığında, varoluşu ve yaşama devam etmesi büyük bir sorumluluk halini alıyordu. Kendisini özlemle bekleyen bir insana veya bitmemiş bir çalışmaya karşı sorumluluğunu fark eden insan yaşamını asla çöpe atamıyordu. Varoluşunun "neden"ini bildiği için tüm "nasıl"la katlanabilir hale geliyordu.
Faruk ÜNAL
tekrar paylaştı.
Korkunç bir kabus gördüğü bariz olan ve yatağında çırpınıp duran bir arkadaşımın iniltilerine uyandığım gece hiç unutmam. Kabus ve bilinç yoksunluğu nöbetlerinden mustarip olan insanlara her zaman üzüldüğüm için zavallı adamı uyandırmak istedim. Ansızın yapmak üzere olduğum şeyden korkup, adamı uyandırmak üzere uzattığım elime geri çektim. O sırada, hiçbir rüyanın, ne kadar korkunç olursa olsun kampın bize çevreleyen gerçekliğinden daha dehşet verici olamayacağını anlamıştım ve ona bunu hatırlatmak istemedim.
400 syf.
·
Beğendi
·
8/10 puan
Genel olarak merak ettiren, başlangıcı keyifli, yer yer odağımı tamamen toplayan, sonlara doğru da sıkıldığım bir kitaptı. Vejetaryen - Feminist eleştirel kuram kitabı olarak tanımlıyor kendini. Ataerkil anlayışı etçil beslenme ile ilişkilendiriyor, bu iki davranışın birbirini nasıl beslediğini örneklerle anlatmış. Çoğu örnekler, tanımlar gerçekten de bu ilişkiyi gözlemlenebilir kılıyor. Doğal bir bağlantı mı, sonradan bağdaştırılmış bir ilişki mi konusunda ise bulanık kalmış bir kitap. Kitaptaki birçok görüşe, örneğe ve tanımlara katılıyorum; katılmadıklarımı/eleştirdiklerimi ise alıntılayarak paylaştım. Özet olarak, hükümetlerin başlattığı dayatılan beslenme tipleri sonucu yeni bir diyet/yeme biçimi yaygınlaşmış, daha sonra ticari amaçlarla bu yeme alışkanlığı kadınlar ve çıplaklık kullanılarak reklam edilmiş ve günümüze kadar büyüyürek gelmiş. Savaş dönemi hükümetleri tarafından alınan askerlere et takviyesi, sivil halka etsiz diyet gibi kararlar, erkeklik-et algısını daha da güçlendirmiş, yaygınlaştırmış, ve halen de et tüketimi özenilen bir yeme biçimi olarak geçerliliğini sürdürüyor, sorgulanmadan, aynı anahtar kelimelerle. Modernize edilmiş tüketici toplumda ise, bu bağlantı fast-food reklamlarında halen cinsiyetçi yaklaşımlar ile süslenerek ataerkil - etçil beslenme diyaloğunu toplum farketmeksizin güçlendiriyor. En önemlisi ise farkedilmeyen kayıp göndergeler... hayvanlar ve kadın...
Etin Cinsel Politikası
Okuyacaklarıma Ekle
Faruk ÜNAL
tekrar paylaştı.
Bir kadın, Singer'a et yemeyi bıraktığından beri sağlığının iyiye gittiğini söylediğinde Singer şöyle cevap vermişti: "Ben tavukların sağlığı için yapıyorum."
Carol J. Adams
Sayfa 286 - ayrıntı yayınları
1
...
372 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.