Faruk ÜNAL

Faruk ÜNAL
Mühendis
Yüksek Lisans
Eindhoven
60 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Zevkin acıya evrilmesi.
Zevki acıya çeviren onu yineleme ve devam ettirme çabasıdır. Bunu kendinizde gözlemleyin. Zevkin yinelenmesi isteğinin kendisi acıya neden olur, çünkü artık dünkü gibi değildir. Yalnız estetik anlayışınızın yaşadığı keyfin aynısını değil, zihninizin o anda sahip olduğu özelliklerin de aynısını elde etmeye çalışırsınız ve bunlar sizden esirgenince incinir ve yakal kırıklığına uğrarsınız. Bilinended Kurtulmak, sf. 46
Haz

Faruk ÜNAL

@JoBack
·
Zevk dört aşamadan oluşur: Algı,hissetme ,temas ve arzu. Diyelim güzel bir araba gördüm; ona bakmak içimde bir his, bir tepki oluşturur; sonra ona dokunurum ya da dokunduğumu hayal ederim, o zaman da ona sahip olma ve onunla hava atma arzusu kendini gösterir. Veya güzel bir bulut, göğe yükselen bir dağ, bahrada yeni açmış bir yaprak, güzellik ve ihtişam dolu bir vadi, muhteşem bir günbatımı ya da zeka ve hayat fışkıran güzel bir yüz görürüm, urangaçlık yüzünden güzelliğini kaybetmemiş bir yüz. Bütün bunlara büyük bir sevinçle bakarım ve ben onları incelerken ortada bir gözlemci yoktur, sadece saf bir güzellik vardır; tıpkı sevgi gibi. Bir an için bütün sorunlarım, endişelerim ve dertlerimle yok olurum; geriye sadece o olağanüstü şey kalır. Ona keyifle bakabilirim, bir saniye sonra da onu unturum ya da zihin devreye girer ve problem de başlar; zihnim gördüğü şeyi ve onun ne kadar güzel olduğunu düşünür; kendi kendime, "onu defalarca görmek istiyorum" derim. Düşünce karşılaştırmaya, yargılmaya ve, "Buna yarın yine sahip olmalıyım," demeye başlar. Bir an için haz vermiş olan bir deneyimin devamlılığı düşünce tarafından sağlanır.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Haz
Reklam
Varsayımlar üzerine kurulu Tanrı ve sıfatları...
Paragraftaki her cümle varsayıma dayanıyor, bir önceki/bir başka varsayımı destek olarak kullanıp üzerine başka bir varsayım yapılarak da devam ediyor. Tekrarlandığında başarılı bir inandırma yöntemi bence, ki muhafazakar toplumlarda gözlemlemek çok kolay. Allah'ın adaleti ile başlayan bir varsayım ile başlıyor. Çok düz bir soru olabilir ancak, hangi adaletten bahsediyoruz? Daha önce tanık olduğumuz Allah'ın adaleti nelerdir mesela? İnananlar için bir iltimas mı gözlemledik, veya haksızlığa karşı Tanrı cezası? Yılanın, Tanrı'dan habersiz iş çevirememesi de Tanrı'ya inananlar tarafından atfedilen "her şeyi bilen" sıfatı, bunu şimdilik ihmal etsek bile, sebebini bilemediğimiz oyunu hayıra yormak da başka bir varsayım. Paragrafın sonundaki; Tanrı'nın özlem/sevgi anlayışını tanımlamak da, O'na "sevgi dili" tarifi yapmak gibi. Bu, şimdiki durumun acizliğini kabullenmek için söylenen bir varsayım olmakla beraber, başka bir yolu olmadığını kabullenen başka bir varsayımı da içeriyor. Özetle, bu paragraf tamamen sığ ve düz varsayımlarla dolu bir Tanrı güzellemesi olmuş; Tanrı iyidir, adaletlidir, yanlış varsa hayırlısıdır, bilir, eder, yapar! Yunus Emre gibi derin ve arayış içerisinde olan bir dervişin anlayışıyla bu paragraf ne kadar örtüşüyor bilmiyorum. Ancak, yazarın sözleri ve Yunus'un dörtlükleri bana farklı şeyler anlatıyor.
Din Felsefesi

Faruk ÜNAL

@JoBack
·
Varsayımlar zinciri...
Allah'ın adaletinden kim dışarı çıkabilmiş ki yılan çıksın? Kim ondan habersiz iş çevirebilmiş ki yılan da çevirsin? Varsa yılanın yaptığı bir oyun, vardır bu oyunda da bir hayır. Verildiyse ona bir izin bu izin de bütünün hayrınadır. Tüm bunların sebebi bizi yine kendisine yaklaştırmak için bir yol kısaltmasıdır. Bir özlem bir sevgi göstergesidir.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Özgürlüğün tanımı?
Rousseau "özgürlük" tanımına nasıl yaklaştı bilmiyorum, ancak "toplum" ve "eşitsizlik" ile kaybolduğuna katılmıyorum. Doğa, insan yaşamına müdahele etmez evet, güçlünün güçsüzü yediği tarafsız bir ev sahibi. Eşitsizlikler de bunun bir parçası, aklımıza gelen her şey (genetik, hastalıklar, kişilik, çevre vb.). Bu eşitsizlikler "toplum" içinde var olmadı. Tüm türlerde olduğu gibi insan da doğadaki varlığını sürdürebilmek için riskler alır, eskiden bu risklerin bedeli çoğunlukla can kaybı, yaralanmaydı. Beraber hareket etme, toplumlaşma ile bu riskler paylaşıldı, en aza indirgendi. Ve bu "Birliktelik" elbette özgürlüğü kısıtlayacaktır, ancak bu toplumdaki tüm bireylerin risk seviyesini en aza indirmek için. "Tek başına istediğin gibi değil, hep beraber hepimiz için..." Kişisel çıkarı, toplumun çıkarıyla çatışmayan bireyin özgürlüğüne vurulmuş herhangi bir zincir olmayacaktır.

Nesrin

@Nesrins
·
Eşitsizlik
Özetle doğa, insan yaşamını özgürleştiriyordu. Ancak insanlar topluma girdiğinde eşitsizlikler yüzünden özgürlüğünü kaybetti. Ayrıca doğa durumunda, insanın erdemli ve iyi doğasını bozacak etkiler de yoktu.
1000k
"Yoksulluğa" mahkum etmek de adalettir...
Yoksullukla mücadelenin etik bir kaygı olmasını anlıyorum, ancak bunun "görev" ve "adil" olarak değerlendirilmesi konusunda endişelerim var. Aynı kitaptaki başka bir alıntı olan "Bizi farklı kılan, bizlere nelerin bahşedildiği değil, bize verilenlerle neler yaptığımızdır." sözüyle de çeliştiğini düşünüyorum. Bireyler için fırsat, eğitim, kanun eşitliğinin sağlandığı her ortamda; yoksulluktan kaçınma bireyin sorumluluğudur, toplumun ileri gelenlerinin veya yöneticilerin değil. Bireyin bugünü/geleceği doğrudan dünün sonucudur, geçmişte aldığı karardan bağımsız değildir. İkinci alıntıyı benimseyerek "neler yaptığımızın" çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Adalet ve Merhamet

Suzan gündüz

@Suzi0717
·
Yoksulluğu bitirmek bir hayır işi değil adalettir.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Her mesaj her iletişim yoluyla verilebilir mi?
"Koku süren erkeğin sürmeyenden farkı ne?" Gülümsedi ve şu yanıtı verdi: "Yanımdan geçen bir erkeğin erkeğimsi kokusunu aldığım zaman o bana şu mesajları verir: - Ben erkeğim, bende erkek enerjisi var, hayata erkek olarak bakıyorum! Kokusunun kalitesine göre de, - Ben kaliteli bir erkeğim, mesajını alırım." ... Kaldırımda yürürken size yaklaştığımı ve şöyle dediğimi hayal edin: - "Hanımefendi ben erkeğim, bende erkek enerjisi var, hayata erkek olarak bakıyorum ve kaliteli bir erkeğim" Böyle konuşan bir erkeğin akıl sağlığından şüphe ederiz, çekiniriz... Demek ki...

Ceren

@Cerback
·
Demek ki kokunun kendine özgü mesajları var ve bu mesajlar ancak koku verebilmekte; ancak kokunun verebileceği bu mesajları söze dökersek mesaj işlevini görmez, hatta tam tersi bir etki uyandırır.
Sayfa 63 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam