İletişim Donanımları (Keşke'siz Bir Yaşam İçin)

·
Okunma
·
Beğeni
·
9741
Gösterim
Adı:
İletişim Donanımları
Alt başlık:
Keşke'siz Bir Yaşam İçin
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
199
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751408860
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
"Keşke çocuğumla daha çok zaman geçirseydim!"
"Keşke vicdanımın sesini dinleseydim!"
"Dilim tutulsaydı da keşke söylemeseydim!"

Ne kadar sık duyarız 'keşke' sözcüğünü. "Şimdi bildiğimi keşke gençliğimde bilseydim!" diyen kişi, verdiği yanlış kararlardan duyduğu pişmanlığı dile getirir. Haksız mı? Bize verilen şu ömürden başka neyimiz var?

'Keşke'siz bir yaşam için kim olduğunu ve ne istediğini bilmek yetmez; varoluşunu yaşamayı ve paylaşmayı da bilmek gerekir. Bir düşünün: Pişmanlıklarınızın çoğunun insan ilişkilerinden kaynaklandığını görürsünüz.

Bu kitap, ailede, işyerinde ve toplumda sağlıklı insan ilişkilerine önem veren, 'keşke'siz bir yaşam isteyen insanlar için yazıldı; yaşamınızın sonunda, "Keşke kendi hayatımı yaşayabilseydim!" dememeniz için!
(Arka Kapak)
199 syf.
·9/10
Kurduğumuzu sandığımız ama çoğumuzun aslında ne olduğundan haberi bile olmayan şey.
Nerede başlıyor iletişim? Nerede son buluyor?
"İki insan birbirini fark ettiğinde iletişim başlar." diyor Cüceloğlu.
Peki kaçımızın haberi vardı bundan?
Sadece konuşmak değildir iletişim, çoğumuzun düşüncesinin aksine iletişimin o kadar çok çeşidi vardır ki...
Dokunma, duyma, koklama, farkına varabildiğimiz her şey bir iletişim kanalıdır oysa. Bir insan yanınızdan geçtiğinde size selam vermiyorsa bu iletişimdir. Çünkü burada size verdiği bir çok gizli mesaj vardır. Başka birisi yanınıza gelip konuşmaya başlıyorsa bu da bir iletişimdir.
Hoş bir parfüm sıkmış birisinin yanından geçerken, tanımasanız bile koku aracılığıyla size ilettiği mesajlar vardır, yani parfüm de bir iletişim kanalıdır.

Ve iletişim kurulduktan sonra her birey kendi var oluşunu bir şekilde karşısındaki kişiye hissettirmek ister. Birey olarak var oluşumuz da beş soruya bağlıdır. Yani iletişim kurulduktan itibaren birey bu beş soruya sezgisel olarak tatmin edici yanıtlar almaya çalışır. Peki nedir bu sorular:

1- Kaale alınıyor muyum? Beni umursuyorlar mı?
"Can" kaale alınmak yani umursanmak ister. Bunu da anlamasının en basit yolu ortamda 'can'ın dinlenip dinlenmediğidir. Birey bunu sezgileriyle doğru bir şekilde saptar. Birisiyle konuşurken gözlerinin içine bakarak dinlemesi sizi sadece size odaklanarak dikkatle dinlediğinin bir göstergesi iken, siz konuşurken başka şeylerle ilgilenmesi asla yüzünüze bakmaması sizi zorunluluktan dinlediğinin aklının başka yerlerde olduğunun göstergesidir. Bu şekilde umursanmayan birey belli bir süre sonra uğraşmaktan ve iletişim kurmaktan vazgeçecek veya iyi-kötü demeden onu dinleyen kimselere yönelecektir...

2- Kabul ediliyor muyum? Beni olduğum gibi, yargılamadan kabul ediyorlar mı?
Kimseyi kalıplara sokamazsınız. Zaten kimsenin de böyle bir hakkı yoktur. Bu yüzden kişi kendisini olduğu gibi kabul eden, onu herkesle aynı olması için zorlamayan, aksine onun kendine özgü bir birey olduğunun farkında olan ve bunu geliştirmesi için ona destek olan kimselerle vakit geçirmek ister.

3- Değerli miyim? Beni vazgeçilmez ve eşsiz olarak görüyorlar mı?
Her insan bulunduğu konumda değer görmek ister. Bu ister iş hayatı olsun ister özel hayat. Herkesin mutlaka bir potansiyeli vardır, başarılı olduğu bir konu, iyi olduğu bir şeyler ve bunlar onu değerli kılmalıdır. Eğer kişi yerinin kolayca doldurulabileceğini düşünen kimselerle çevrili haldeyse bu kendisini değersiz hissetmesine yol açacak ve artık bulunduğu konumda mutlu olamayacaktır...

4- Yeterli miyim? Beni becerikli, bir şeyler yapabilecek güçte görüp yapabileceğime güveniyorlar mı?
Aslında herkes mutlaka bir konuda iyidir. Sadece bazen bu konu üzerinde biraz yoğunlaşması, birilerinin yol göstermesine ihtiyaç duyar. Fakat ona yol gösterecek kadar onu önemseyen kimse yoksa, ya da nihayetinde başarılı olabileceğine kimse inanmıyorsa birey var oluşun beş boyutunu yaşayamaz.
Bunu yaşayamayan kişi bazen çıkıp haykırmak ister:
"Ben bunu başarabilirim. Başarabileceğimi biliyorum ve sizden tek istediğim bana inanmanız, motivasyonuma ket vurmamanız... Çünkü geri kalan her şeyle ben zaten başa çıkabilirim.!"

5- Sevilmeye layık mıyım? Beni ben olduğum için özleyip, benimle zaman geçirmek istiyorlar mı?
Burada aslında önemli olan nasıl bir sevgiden bahsettiğimiz.
Mesela çocuğunu çok sevdiği için onu aşırı derecede koruyan ve sonunda her şeyini kısıtlayarak hayatını yaşanmaz hale getiren annenin sevgisi mi?
Ya da birini çok sevdiği için onun başkasını sevmeye hakkı olmadığını düşünen 'ya benimsin ya kara toprağın' düşüncesine sahip gencin sevgisi mi?
Ya da sırf kan bağınız olduğu için sevme zorunluluğu duyduğunuz ailevi sevgi mi bahsettiğimiz?
Maalesef bunların hiç biri gerçek sevgi değildir. Yani, bunlara sevgi diyorsanız, sevgi tanımınızı baştan gözden geçirmenizi öneririm.
Çünkü sevmek, hayatının her anını karşısındaki kişinin gelişimine koşulsuz ve şartsız bir şekilde kendini adamaktır. Ama ne yazıktır ki artık gerçek sevginin ne olduğunu bilen çok az insan kalmıştır geriye...

Gözde Yıldırım
199 syf.
·31 günde·Beğendi·7/10
Doğan Cüceloğlunun kaleme almış olduğu bu eser ; kendini geliştirmek isteyen,okuma tarzı gelişim olan bir bireyin okuması gereken bir kitap. Okuduktan sonra size çok şey kattığını göreceksiniz. Bu kitap sayesinde bir nevi hayat bakışınız değişecek. Yeni bir bakış açısı kazanacağınıza eminim. Kendini geliştirmek isteyen herkese rahatlıkla tavsiye edeceğim bir kitap.

İYİ OKUMALAR;)
199 syf.
·14 günde·Beğendi·7/10
İşte orta ve yüksek öğrenimdeki çocuklarımızın mutlaka okuması gereken bir kitap. Veliler ,çocuklarınıza bu kitabı alıp hediye edin. Faydasını görecekler.
199 syf.
·9 günde
Doğan cüceloğlunun samimiyeti ile harmanlanmış iletişim hakkındaki bilinç seviyenizi arttıracak düzeyde bir kitap. Aynı zamanda her yaş grubuna önerebileceğim bir kitap. Hatta mutlaka okunması gerekli çünkü iletişim hayatımızın büyük parçasını oluşturuyor ve bence sağlıklı iletişim toplumun huzur ve refahını etkileyen en önemli etken. Şimdiden iyi okumalar.
199 syf.
·Beğendi·8/10
Doğan Cüceloğlunun yıllar önce paylaştığı bilgiler halen buharı üstünde taze duruyor. Kişisel gelişim kitapları içerisinde önemli bir yere sahip bir eser olmuş
199 syf.
Kitaptan kısaca yapmış olduğum cikarimdan bahsedecek olursam;Farketmedigimiz zeminin tutsağı olmuşuz da haberimiz yok,kitabi bitirmeme rağmen kendi bilincim ile alakali şüphelerim var bu supheyi yazarın diger kitaplarini okuyarak giderecegimi ümid ediyorum ve herkesin kendi zeminlerinin farkına varmasini temenni ediyorum.
199 syf.
·2 günde·Puan vermedi
İnsanoğlu algı dünyasında yaşar ve muhteşem bir potansiyeldir. Bizler konuşsak da konuşmasak da sürekli bir iletişim halindeyiz. Sessiz bir ortam bile bize bir çok mesajlar verir. İletişimin iki düzeyi vardır: Başkalarına gösterilen Dış Dünya (Sosyal Yüz); yanlız bireyin bildiği İç Dünya (Can)
"Keşke'siz bir yaşam için kim olduğunu ve ne istediğini bilmek yetmez, varoluşunu yaşamayı ve paylaşmayı da bilmek gerekir..."
İletişimij ve karşılıklı anlayışın zor olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Yazarın kalemine sağlık. Kitabında iletişimi çok güzel bir biçimde işlemiş.
Selam ve dua ile :))
199 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Gayet beğendiğim bir kitap oldu. Bana bir çok şey katımıştır. En önemli tespit iletişim ile olandı. İki insan yanyana geldiğinde konuşmasalar bile iletişim halindedir. Konuşmamak da bir iletişimdir. Biz iletişimi sadece sözel zannediyoruz. Oysa bir insan sizinle konuşmayarak bir çok mesaj size iletiyor olabilir. 'seninle konuşmak istemiyorum' 'konuşmaya değer biri değilsin' ya da 'konuşmaya çekiniyorum' gibi. Bununla birlikte yazarın 'can' diye isimlendirdiği içimizdeki gerçek biz ve dışımızdaki biz konularına da eğiliyor. İçimizdeki biz ile dışımızdaki biz zıt olursak, sadece münasip davranmak için içimizdeki bizi susturursak, strese gireriz ve bu hayatımızı etkiler. Bir çok şey daha. Bu tür kitaplar bana çok şey katıyor. Bir çoğuna dikkat ediyor olsamda tekrar tekrar okumak daima iyi geliyor. Bence insan hep kendini tanımaya çalışmalı ve kendini geliştirip faydalı bir insan olmalı. Başarabiliriz. Deneyin.
199 syf.
·23 günde·Beğendi·10/10
İletişim sürecinin doğasını anlatan çok güzel bir kitap ben çok yararlı bir kitap olduğunu düşünüyorum.Günümüzde artık insanların birbirlerini dinlemediği,anlamaya çalışmadığı yada yazarını tabiriyle "can'ı" umursamadığı bir çağdayız.Doğan Hoca muhteşem gözlemleri sonucu oluşturduğu kitabı birde örneklemelerle destekleyince konuyu iyice anlaşılır kılmış.İletişim için gerekli olan donanımları kullanarak ailenizle ve çevrenizle daha sağlıklı iletişim kurmanız dileğiyle..
199 syf.
·5/10
Bu kitabı çok büyük bir beklenti ile elime aldım, beklenti büyük olunca bekleneni karşılayamadı.
-kitabın herkes tarafından çokca övülmesi buna sebep oldu galiba- Beğenmedim diyemem fakat çok da abartılacak düzeyde olduğunu düşündürmedi bana, yazar kitapta diğer kitaplarından örnekler vermiş, uslubu samimi, dili akıcı, her yaşa hitap eden orta düzey bir kitap. İletişimin bilincine varmak isteyenlere tavsiye edilir.
199 syf.
·Beğendi·9/10
Yazdıklarını içselleştiren ve çaba gösteren,iğneyi kendine de batıran kişilerin kalemi ruhunuza dokunuyor.
Sayın Doğan Cüceloğlu'nun deyimiyle "can cana değince" daha anlamlı hale geliyor.
Böyle insanlara Aydın diyorum ben.
Bu kitap kusursuzmuş gibi bir izlenim vermeye çalışan,çok kişi anlasın diye "popüler" dille hitap eden,bildiklerimizi tasavvufla bilim arasında bocalayarak hazmetmediğini hazmettirmeye çalışan sözde "ruh bilimcilere" gelsin.
Ebeveynler,eşler,işçi-yönetici kesimi,eğitimciler kısacası herkes ama herkes okumalı.
Çoo nadir kitaplar için "okumalı" ifadesini dile getiririm.
Bu da nadir kitaplardan.

"İki insan birbirinin farkına varınca iletişim başlar ve insanlar,sezgisel olarak iletişim ortamındaki ilişkileriyle ilgili beş soru sorarlar:
1)Umursanıyor muyum?
2)Kabul ediliyor muyum?
3)Değerli miyim?
4)Yeterli miyim?
Gücümün olduğuna ve işi yapabileceğime güvenilir mi?
5)Sevilmeye layık mıyım?"
s.125

Lavanta kokusu kokladıkça çoğalıyormuş gibi gelen denge sembollü göz yastığımda,kokladıkça dengenin ,iç huzurun en temel sorumluluğumuz olduğunu tekrar tekrar hatırladıkça koklamama,kokladıkça hatırıma gelmesine vesile oluyor.
İnsanlarla münasebetin ateşle münasebetin gibi olsun.Çok uzaklaşma donarsın;çok yaklaşma yanarsın.
      SÂDİ ŞİRAZΠ
Çocuğunuzla bu günlerinizi ancak birkere yaşayacağınızın farkında mısınız?
Unutmayın ki çocuğunuz ilerde yaşama şimdiki gözlerle bakmayacak...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İletişim Donanımları
Alt başlık:
Keşke'siz Bir Yaşam İçin
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
199
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751408860
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
"Keşke çocuğumla daha çok zaman geçirseydim!"
"Keşke vicdanımın sesini dinleseydim!"
"Dilim tutulsaydı da keşke söylemeseydim!"

Ne kadar sık duyarız 'keşke' sözcüğünü. "Şimdi bildiğimi keşke gençliğimde bilseydim!" diyen kişi, verdiği yanlış kararlardan duyduğu pişmanlığı dile getirir. Haksız mı? Bize verilen şu ömürden başka neyimiz var?

'Keşke'siz bir yaşam için kim olduğunu ve ne istediğini bilmek yetmez; varoluşunu yaşamayı ve paylaşmayı da bilmek gerekir. Bir düşünün: Pişmanlıklarınızın çoğunun insan ilişkilerinden kaynaklandığını görürsünüz.

Bu kitap, ailede, işyerinde ve toplumda sağlıklı insan ilişkilerine önem veren, 'keşke'siz bir yaşam isteyen insanlar için yazıldı; yaşamınızın sonunda, "Keşke kendi hayatımı yaşayabilseydim!" dememeniz için!
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 1.485 okur

  • Esra Süpür
  • NazlıEge
  • Enise
  • Amine OĞUZ
  • İsmail ekilen
  • Hüseyin başak
  • Fatmagül mutlu
  • Pd. Hamza Aktaş
  • Mustafa Alper
  • Gizem Şimşek

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.6
14-17 Yaş
%2.3
18-24 Yaş
%17.2
25-34 Yaş
%32
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%10.2
55-64 Yaş
%3.9
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.1
Erkek
%31.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.5 (118)
9
%20.7 (73)
8
%23.9 (84)
7
%13.4 (47)
6
%4.5 (16)
5
%0.9 (3)
4
%1.7 (6)
3
%0.9 (3)
2
%0.3 (1)
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları