O'nun sesini değil, ama bana verdiği cevabı kendi içimde hatırladım.
“Doğu da, Batı da benimdir.”
Heyecandan kendimi tutamadım.
“Peki hepsinin, bütün bunların... bu âlemin anlamı ne?”
“Sır,” diye içimde işittim. Ya da “Sev,” diye. Bu ikisinden de tam emin olamadım ama.
Bir şehir ne kadar büyük ve renkliyse, suçunuzu ve günahınızı gizleyeceğiniz o kadar çok köşesi, ne kadar kalabalıksa, suçunuzla aralarına karışabileceğiniz o kadar insanı var demektir. Şehirlerin zekâsı, barındırdığı âlimlerle, kütüphaneler, nakkaşlar, hattatlar ve medreselerle değil, karanlık sokaklarında binlerce yılda sinsice işlenmiş cinayetlerin çokluğuyla ölçülmeli.
Bu mantıkla İstanbul’un bütün cihanın en zeki şehri olduğundan hiç şüphem yok.
Nakış ve sanatta hayal kırıklığına uğramak istemiyorsan eğer, sakın onu mesleğin olarak görme. Ne kadar hünerin ve yeteneğin olursa olsun parayı ve iktidarı başka yerlerde ara ki, hüner ve emeğinin karşılığını alamayınca sanata küsmeyesin.