10/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
Dostoyevski'nin Budala romanı, gelmiş geçmiş en trajik aşk romanıdır. Ana karakter Prens Lev Nikolyeviç Mişkin, Rus toplumunun içine düştüğü ahlaksal bozulmanın karşısında; içinde, saf iyiliği barındırmanın sembolüdür ( bir diğeri, Karamazov Kardeşler romanında Alyoşa Karamazov'dur) ve bu peygamberimsi karakter, böylesi dejenere olmuş bir toplumda bir Budala olarak algılanır. Prens Mişkin, kendisinin tam zıttı olan, kaba, acımasız, zalim Rogojinin elinden, Dünyalar güzeli Nastasya Filipovna'yı kurtarmaya çalışsada, yüce gönüllü bu çaba başarısız olur. Budala romanı güçlü ruhsal analizler, bolca işlenmiş psikolojik ögelerle Dünya Edebiyat Tarihinin tartışmasız, Karamazov Kardeşler ile birlikte en büyük romanıdır. Bu kitabı 4 kez okudum. 25 seneden fazla da kitap okuruyum. Fakat, Budala'yı her okuyuşumda bana hayatım boyunca sanki başka hicbir roman okumamışım gibi hissettirdi. BUDALA romanı, gerçek okurunu, varlığın ötesine gecirip, yedi kat semadan tüm alemi izlettirir.
BudalaFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 199331,5bin okunma
·
90 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Dostoyevski kitaba bir kadın karakteri koyar ki belkide Prens Mişkin'i anlayan ona gerçek değeri veren tek kişidir. Gururlu Aglaya İvanovna Yepançin. Fakat Dostoyevski'nin baş karakterleri sevdikleri kadınların sadece mutlu olması için mücadele veren kişiler olduğu için Aglaya' nın başı dertte Nastasya karşısında pek şansı kalmamıştır. Çünkü Mişkin Nastasya'ya yürekten acımıştır bir kere... Kardeşim analiz yazını çok beğendim. Sadece nacizane seninde çok iyi bildiğin bir ekleme yapmak istedim.
Ferhat Tezcan
Gönderi Sahibi
Öncelikle teşekkürler kardeşim, senin fikir ve yorumların, benim tarafımdan her zaman ciddiye alınacak kadar değerli. Yaptığın yorumda sana kısmen katıldığım, kısmen de katılmadığım yerler var. Evet sana katılıyorum, Prens, Nastasya Filipovna'ya acıma hissini yoğun hissediyordu ama bu Prens'in Nastasya'ya aşık olmadığı anlamına gelmiyor. Açıyordu çünkü, Parfen Rogojinin, Nastasya'ya kötülük edeceğini biliyordu. Nastasya Filipovna, yaşadığı bu hayatta kendisini gerçekten seven tek bir insan olduğunu bu kişinin de Prens olduğunu dile getirmişti. Fakat Prens'in kadını olması durumunda, Prens'in o güzel, tertemiz sevgisini kirletecegini düşünüyordu. Bu sebeple Prens'ten hep kaçtı. Oysa Aglea İvanovna, kendini prens için feda edebilecek bir sevgili değildi. Hep isteyen ama vermeyen bir kadın. Gururlu evet, çünkü prens seçimini Nastasya'dan yana kullanınca, prensi bir anda unutuverdi. Bu ayrılık onu hiçte etkilememis, akabinde bir başka orensle evlenerek hayatına devam etmişti. Oysa Nastasya Filipovna, kendisini bu dünyada mutlu edecek tek adam olan Prens'ten uzak durarak, kendisini Prensin mutluluğu için feda etmiştir