·172 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Nisan 2021 02:23 Romanın başkarakteri Alex, üç arkadaşıyla birlikte kurdukları çetenin lideri. Geceleri arkadaşlarıyla dışarı çıkıp aklınıza gelebilecek her türlü kötülüğü yapıyorlar. Düşünün ki insanlar gündüz çalışıp gece bu çetelerin varlığı yüzünden dışarı çıkamıyorlar. Hatta kapı çaldığında açmaya bile çekiniyorlar. Suç oranı bu kadar artmış bir ülkeyi siz yönetseniz nasıl bir yaptırım uygulardınız?
Kitaptaki hükümet adına "ıslah" dedikleri yeni bir teknik geliştiriyor. Bu tekniğin ilk kurbanı da Alex oluyor.
"İyilik içten gelir. İyilik seçilen bir şeydir."
Fakat bu teknikten sonra iyilik bir seçim değil zorunluluk haline geliyor. Peki "Tanrı iyilik mi ister yoksa iyi olma seçeneğini mi?" Kitap da tam olarak buna eleştiri getirmiş.
Bir dersim için yazdığım eleştiri sorusunu aklıma getirdi bu kitap. 'Acaba Tanrı’nın var olmadığı kesin olarak kanıtlansaydı, insanlar dinin getirdiği şartları (açık giyinmeme, alkol içmeme, zina yapmama) hayatının geri kalanında devam ettirir miydi?' Acaba bunlar dinin bir şartı değil de insanların özgür seçiminin bir parçası olsaydı şimdikinden farklı seçimler yapacak insanlar çıkar mıydı?
Kitabı genel olarak çok beğensem de üslubu pek hoşuma gitmedi. Aynı üslupla Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabında karşılaşmıştım. Yine 15 (sanırım) yaşında bir ergenin ağzından yazılmıştı. O kitabın konusu da pek ilgimi çekmeyince yarım bırakmıştım. Başlarda bu kitap da öyle olacak diye korksam da sonradan baya sardı ve iyi ki bırakmamışım dedim. Kesinlikle farklı bir kitap, özünde derin bir sorgulamaya itiyor. Herkesin okumasını tavsiye ederim.