Gönderi

8/10
·112 syf.··
2021 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2021 22:14
Kırmızı pazartesi; sonun başından belli olan ama içi belirsizliklerle dolu olan bir kitaptı. Belirsizlikleri incelemenin sonunda açıklayacağım. Yüzyıllık yalnızlık ile karşılaşmak bana yabancı bir yerde bir dostla karşılamak izlenimini verdi. Albay Aureliana, Marquez ve Buendia ailesini özlediğimi fark ettim. ^_^ Yüzyıllık yalnızlık kitabında ve kırmızı pazartesi kitabında da olduğu gibi yazar MARQUEZ’in kitaplarında genel olarak fantastik izler bulunduğunu düşünüyorum. Vicario ikizleri namus diye tutturup bir gün önce birlikte şakı söyleyip güldüğü arkadaşlarını öldürüyor (Burada bu saçmalığa değinmeyeceğim. Namus SAÇMALIĞINA). Bu iki kardeşte değinmek istediğim toplum baskısı. Herkesin ikizlerin cinayet işleyemeyeceğini düşünmesi baskının varlığını ortadan kaldırmıyor. Buna en büyük örnek de ikizlerden Pablo’nun nişanlısının tutumu. Erkeklik görevini yerine getirmeyip namusunu temizlemediği taktirde onla evlenmeyi ret ettiğini söylemesidir. Engellenmek istediklerini göstermelerine rağmen bu cinayeti işlemek zorunda kalmaları gibi. Kitabı okuyanlar başka örneklerle karşılaşacaktır. Santiago Nasar, -kitabın anlatıcısının da dediği gibi- içinde yaşadığı dünyanın erdem taslama merakını ve ilkel doğalarının aşağılanmaya katlanamayacağını biliyordu. Ve nitekim de böyle oldu. Ancak bu açıdan bakınca da Bayardo San Román’ın durumunun tam bir ironi hatta (başlangıç durumunu ve son durumunu düşününce) biraz da gülünç buluyorum. Bence hikâyenin en güçlü yönü; Kitaptaki karakterlerin fazlalığıydı. Bu sayede gerçeklik hissi artırılmış. Birçok kişi belki sevmemiştir ama benim kitaptaki en çok sempati beslediğim karakter Santiago Nasar oldu. Ve hikâyeyi anlatan kişinin annesi oldu. “Anne” karakteri Düşünceleriyle beni en çok etkileyen kahraman oldu. Kitabın sonunun belli olduğunu ve içeriğinde çok fazla belirsizliklerin bulunduğunu söylemiştim. Öncelikle Santiago Nasar masum mu? Bu soru benim için son noktaya kadar bilinmezliğini korudu. Ortada bir komplo varsa kim suçlu? Bir şeyler isteyerek mi gerçekleşti, zorla mı? Bu incelemeyi yazarken bir şey fark ettim Santiago Nasar’ın dışındaki her şey tam bir bilinmezlik ve net bir cevabı yok. Tıpkı hayattaki olaylar gibi. Sonunu biliriz ama başlangıç ve son arasında neler yaşandığından, neler olduğundan hiç bir zaman emin olamayız. Ve bazı şeyleri bilsek de duyarsız kalırız. Beni ilgilendirmez, aman karışmayayım, durup dururken başıma iş alamam, bir kişi ölmüş? Eee herkes ölüyor... (Acımasız yaratıklarız çok acımasız ve de duyarsız) Yazarın diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
·
16 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitabı iki kere okudum ikisinde de Santiago Nasar bana suçsuz gibi gelmişti... İncelemenin sonundaki ölüm hakkındaki söylediklerine kesinlikle katılıyorum, söylememe gerek var mıydı bilmiyorum 📚
ExoCan
Gönderi Sahibi
Bence de suçsuzdu. Kitabın sonunda da bu şekilde düşünüyorlardı ancak kesinlik yoktu 😂