·160 syf.····Okunma: 06 Nisan 2021 17:35 Neresinden anlatmaya başlanılır bu kitaba bilemedim. Ama ben ilk hikayede takılı kaldım ondan bahsedeyim biraz. İsmi 'Handan Yeşili' ne kadar hoş değil mi?
'Adı Handandı.' diye başlıyor. Bu öyle bir cümle ki bütün hikayeyi tek kelimeye sığdırmış sanki. Handan diyip kalıyorsunuz. "Her şeyi bilen ben. Müşteriyi seçen ben. Alan, satan, veren ben... Handan’ı görünce ne edeceğimi bilemedim. Handan dedim durdum. Handan dedim kaldım. Bir adım atamadım. Öteye gidemedim. Beriye gelemedim. Handan dedim. İsminiz ne güzelmiş diyemedim. Handan dedim, gözleriniz ne yeşilmiş diyemedim." diyen Çetin gibi kalıyorsunuz. Bir Handan diyorsunuz gerisi boş kuru nefes. Handan da nasıl güzel nasıl güzel anlatamam. Dünya Güzelleri yanında halt etmiş. Bir gülüşü var ki içinizi ısıtıyor, okurken gözünüzde Handan’ın ışıltısı parlıyor.
"Handan’ın saçları düz ki nasıl. Aşağıya doğru zeytinyağı dökmüşsün. Yağ akarken saçlar peşinden gelmiş, öyle yani. Sonra başıma dert olan gözleri var. O gözlerin rengini ben şu Yozgat toprağında görmedim. Vallaha bak görmedim. İnan olsun görmedim. Yeşil ama nasıl bir yeşil? Yosun desem ben yosunu ne bilirim ki? Televizyonda görmeynen yosun yeşili bilinir mi? Yoksa ot yeşili diyeceğim. Yok, öyle cart açık bir yeşil değil. Ne bileyim. Öyle ya da böyle yeşil işte. Handan yeşili dedim bilemeyince. Gözleri de Handan yeşili."
Sonu ise hikayenin kendisi kadar çarpıcı. Bu hikayeyi ne yapıp ne edip okumalısınız. Ben orada bir takıldım ki öylece kalakaldım öteye gidemedim. Aynı Çetin gibi Handan dedim kaldım. Diğer hikayeler de Handan Yeşili hikayesi kadar hoş fakat ben en çok bunu beğendim. Hikayeler öyle ki kitabı bitirdiğinde tadı damağınızda kalıyor, çok hoş bir tat bırakıyor. Gülümseyerek kapatıyorsunuz kitabı. Taşradan taa kalbinize bir köprü kuruyor siz de o köprüye oturup bozkırın 66sını izliyorsunuz yani Yozgat'ı. Oranın ağzıyla konuşan karakterler sizi pek güldürüyor. Kah esnaflarla dükkanda oturuyorsunuz, kah aşık olup çamlığa çıkıyorsunuz, kah oturup gözleme yiyorsunuz birlikte. Mustafa Çiftçi önceden okuduğum bir yazardı ve bu kitabının da okumaya değer olduğunu biliyordum, hiç pişman olmadım. Dili, anlatımı, karakterleri o kadar harika ki okumadan anlayamazsınız. Hikaye okumak isteyen, dünyanın karmaşasından kaçıp bir yerlere sığınmak isteyen herkese tavsiyemdir.