Martin Eden ismi popülariteye kurban gittiği için geç okunan bir kitap oldu benim için. Geç te olsa çok beğendiğim bir kitap oldu.
Genelgeçer bir bakış açısı ile kitabın konusuna bakacak olursak, avam tabakada bir denizci olan Martin'in burjuva bir aileden gelen Ruth'a aşık olması. Ve onun aşkı uğruna, onun yanına yakışabilmek için Martin'in kendini okumaya vererek bir yazara dönüşmesini konu ediniyor. Martin'in entelektüel seviyesinin yükselişi, hayatını hedefi doğrultusunda planlayışı, ideallerinden vazgeçmeyişi ve çevresindeki insanları gözlemlemesi , hayata verdigi anlamın yön değiştirmesi.. Süreç o kadar güzel ve gerçekçi işlenmiş ki..
Şahsi fikirlerime değinecek olursamda öncelikle aşk'ın ne kadar güçlü ve güdüleyici bir duygu olduğunu bir kere daha gözlemlemiş oldum. Diğer bir durum ise kitap bana hayatta ki önemli bir noktayı hatırlattı. Evet bizler bazen bazı şeyleri çok istiyoruz. Gerçekleşsin diye elimizden gelenden fazlasını yapmaya çalışıyoruz. Hatta belki onarılmayacak şekillerde yıpranıyoruz. Ama o şeyi elde ettiğimizde bir de bakıyoruz ki ne biz o eski biziz ne de elde ettiğimiz şey hallerimiz deki kadar güzel. Bazen vazgeçebilmeyi bilmeliyiz. Çünkü farkında olmadan hayatı kaçırıyoruz. Sonunda bir başarı elde etmişte olsak bu bize hayatta devam edebilme adına bir güç sağlamıyor.
Ah sevgili Martin kendin düşünmeyi bırakıp bizi düşündürdün :)
Daha çok şey yazabilirim sanırım ama oda kitapla aramızda kalsın ;) Son olarak kesinlikle okumanızı tavsiye ederim :)