·84 syf.····Okunma: 06 Nisan 2021 22:00 Thomas Bernhard ile tanışmış olanlar bilir ki, üslubu kimseye benzemez. Gördüğü dünyaya karşı öfke doludur. Ben de Bernhard'ın kendine has kaleminden çok etkilenmeme rağmen 'Acaba anlattıklarının ne kadarını anlıyorum?' kaygısı taşımaya başlamam üzerine otobiyografik serisine başlamış oldum.
Soğuk, otobiyografik serisinin 4.kitabı. Buna gelmeden serinin önceki kitaplarına yani Bernhard'ın hayatının bize aktarmış olduğu bölümlerine değineceğim.
Çocukluğu Nazi dönemine denk gelen, gerek ülke genelinde gerekse eğitimini sürdürdüğü okulda Nazi mentalitesine maruz kalmak ondaki isyankar tutumun ortaya çıkmasında ilk kıvılcımları oluşturmuş. Bütün bunların yanısıra kendi aile hayatında da onu derinden etkileyen koşullar mevcut. Tanımadığı babası tarafından terk edilen Bernhard'ın annesinin de farklı bir ailesi, farklı öncelikleri olduğu için onun biricik dayanağı, kendisinin de benim ilk filozofum diye adlandırdığı, büyükbabasıydı. Kültürlü olan büyükbaba Bernhard'ın çok yönlü gelişebilmesini sağlatabilmek amacıyla okulun yanısıra dil ve müzik eğitimi almasını da sağlatıyor. Fakat tüm bunlara kendini ait hissetmeyen Bernhard, yukarıda da bahsettiğim sebeplerden dolayı okulu bırakıyor.
Benim çok etkilenerek okuduğum serinin 2.kitabı olan Kiler'de ise kendisine dayatılanlardan arınmış olarak, varoluşunu anlamlandırma sürecini okuyoruz. Kendini var edebilmek için hep aynı yöne bakan insanlardan sıyrılarak, kendisinin de hissettiği gibi, dışlanmış bir mahallede bakkal çıraklığı yapmaya başlıyor. Ve evet, aradığı şeyin tam da burada olduğunu görüp, kendini birçok konuda tamamlamaya çalışıyor. Tam her şey rayına oturmuşken her şey tepetaklak oluyor.
Üçüncü kitap olan Nefes'te; aksilik zincirinin ilk halkası onu buluyor, en kıymetlisi olan büyükbabası rahatsızlanıyor bir de bunun üstüne kendisi de ağır bir akciğer enfeksiyonu geçirip, ölecek gözüyle bakılanların olduğu koğuşa terk ediliyor. Burada insanların ölümü beklerken ki hallerine dair ciddi gözlemler yaparken aynı zamanda doktorlara karşı nefretinin temelleri de atılmış oluyor. Ve asıl korktuğu büyük yıkım gerçekleşiyor, büyükbabasını doktor hatasından dolayı kaybediyor.
Büyükbabasının ölümünün ardından annesi ile ilişkileri düzelmeye başlamışken, annesinin kanser olduğunu öğreniyor. Bütün bunlar olurken Bernhard hala hastane köşelerinde sürünüyor, bir de bunlar azmış gibi hastane ihmalkarlığından dolayı vereme yakalanıyor. E tüm bunları yaşayan bir insan öfke dolu olmaz mı? İşte 4.kitap olan Soğuk'ta bu öfkenin günyüzüne çıkışını, ruh hallerinin gelgitlerini, ölüme yaklaşımını yani aslında yazarlığını oluşturan unsurları ortaya koyuyor.
'Her şeyi zaten anlatmışsın, kitapları okumaya gerek kalmadı' diyecek olursanız siz bana kanmayın. Bernhard'ın ajite etmeden anlatışının, detaylara değinişinin, olayları tüm çıplaklığıyla ortaya koyuşunun yanına bile yaklaşamadım. Fakat kitapları okumazsanız bile Thomas Bernhard'ın hayatına dair bir anektod burada kalsın.
(Seri 5 kitaptan oluşmakta, sonuncusu da Çocuk.)
İyi okumalar.