Günden Kalanlar İnceleme (Spoiler)
Puan vermedi·208 syf.··
2021 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2021 15:01
Vakur olmak nedir? Tüm hayatını vakur olmaya adamış başkarakterimiz başuşak Stevens’a göre vakar: bir başuşağın sahip olduğu mesleki duruşu terk etmeme becerisine derinden bağlılığıdır. Biz de kitap boyu bu düşünce yapısına sahip karakterin bir yandan hayatı boyunca aldığı ilk izin günlerini takip ederken bir yandan da geçmişindeki anılarını, kayıplarını ve pişmanlıklarını dinliyoruz. Kazuo Ishiguro yazdığı bu yapıtında kaybı, pişmanlığı belki de olabilecek en nazik ve sinsi biçimde anlatmıştır. Öyle sinsi ki ana karakterimiz bile bunları kitabın sonunda fark etmiştir. Biz tüm kitap boyunca ana karakterimizin Bayan Kenton’a iş teklifi etmek için çıktığı yolculuğunu takip etsek de ana karakterimiz Stevens geçmişte kalmıştır. Babasının tepsiyi düşürdüğü yere geri gitmesi gibi Stevens da sürekli geçmişe gidip nerede hata yaptığını bulmaya çalışmaktadır. Stevens geçmişinde Lord Darlington için çalışmaktadır. Birinci dünya savaşının sona ermesiyle imzalanan Versay Barış Antlaşması’nın ağır şartları, Lord Darlington’un yakın bir arkadaşının intiharına yol açar. Bu intihardan kendisini sorumlu tutan Lord Darlington bu anlaşmaya bir son verebilmek ve Almanlara yardım edebilmek için çevresindeki soylularla birlikte toplantılar düzenlemeye başlar. Elbette ki çok onurlu bir davranıştır bu yaptıkları fakat kimse geleceği ön göremez. Bu sıradaysa Stevens’ın –ne kadar ilgilenemese de- kendi dertleri vardır. Babası yaşlanmış ve artık uşak olarak işlerini yerine getiremez olmuştur. Toplantı günü geldiğindeyse babası ağır hastalanır fakat Stevens babasını onun yanında olmaktansa hizmet etmesini isteyeceğini düşündüğü için işine devam eder. Öyle ki babasının ölüm haberi bile- ne kadar onu etkilese de- onu işinden alı koyamaz. Kitapta bunun gibi birçok bölümde Stevens’ın vakur bir uşak olmak uğruna bireyselliğini kaybettiğini görürüz. Kendi hisleri yoktur, düşünceleri, ilkeleri doğruları yoktur ve bu dünyaya sadece hizmet etmek için gelmiştir. Hizmet ettiği Lord Darlington ise hatasızdır ve Stevens ona gözü kapalı bağlıdır. Burada Bayan Kenton devreye girer. O da Darlington malikânesinin çalışanlarından biridir ama o Stevens gibi bireyselliğini kaybetmemiştir. Ölüm döşeğinde Stevens’ın babasının yanında da o durmuştur. Ne kadar birbirlerinden farklı görünseler de aslında Stevens ve Bayan Kenton birbirlerine çok benzerler. İkisi de işlerine çok önem veren kişilerdir. Bu sebeple de birbirlerine çok saygı duyarlar. Aslında aralarındaki bağ yalnızca iki çalışanın birbirine duyduğu saygıdan ibaret değildir. Stevens ne kadar bunu kitap boyunca kendisine bile itiraf edemese de aslında Bayan Kenton’a karşı hisler beslemektedir. Öte yandan Bayan Kenton hislerini sürekli dile getirerek adeta Stevens’a meydan okur. Hayatları böyle geçer, Stevens profesyonellik ve vakur olmak adı altında kendisini, içindeki derinlere gömer. Lord Darlington’un toplantıları da devam etmektedir fakat artık eskisi kadar çok katılımcısı yoktur. Bunun nedeni Lord Darlington Naziler tarafından manipüle edilmesi ve bunun -Stevens dışındaki- herkes tarafından görülmesidir. Bir gün Lord Darlington, Stevens’dan çalışan iki Yahudi’yi kovmasını ister. Stevens bu yapılanın doğru olmadığını düşünse de Lord Darlington’un doğrularını kendisininkilerden üstün gördüğü için isteğini yerine getirir. Bu sırada Bayan Kenton’la olana ilişkisi de değişmemiştir. Özel görüşmelerinde Bayan Kenton, Stevens’a olana ilgisini belli etse de Stevens bunları anlamaz. Bu da Bayan Kenton’un sabrının taşmasına ve artık Stevens’dan ümidini kesmesine yol açar ve ne kadar istemese de başkasıyla evlenmesine sebep olur. Stevens da aslında Bayan Kenton’la konuşmak ister fakat bunun profesyonelliğe yakışmadığını düşünerek bundan vazgeçer. Yeniden işi ve vakur bir uşak olma isteği kendi hayatına engel olur. Bayan Kenton Darlington malikânesini terk eder. Yalnızlığı Stevens’ın gözünün iyice körleşmesine ve Lord Darlington’a olan bağlılığının iyice artmasına neden olur. Öyle ki Lord Darlington hakkında gelen uyarıları dinlememeye devam eder. Günümüzde bile Stevens Lord Darlington’ın Nazi sempatizanı olduğunu kabul etmez. Bunun nedeni kendini adadığı Lord Darlington’u haksız olması kendisinin de haksız olması demektir. Bu da bizi kitabın geçtiği asıl zamana getirir. Stevens yeni patronun isteğiyle izine çıkar ve bu izini o sıralarda eşinden ayrılmayı düşünen Bayan Kenton’u geri getirmek için kullanmayı planlar. Stevens’ın Bayan Kenton’u geri getirmek istemesinin nedeninin evde yardıma ihtiyacı olmasını söyler ama Bayan Kenton’un geri gelmesini istemesinin asıl nedeni: eğer geri gelirse kendisinin hatalı olmadığını, tüm hayatını bir hataya adamadığını göstereceğini ve belki de ayrı geçirdikleri kaybolan yirmi yılı telafi edebileceklerini düşünmesidir. Yolculuk boyunca geçmişi yâd eder ve sonunda Bayan Kenton’la buluşur. Buluşmaları ne kadar iyi geçse de Bayan Kenton’un eşiyle barışacağı haberini almasıyla teklifinden bahsetmekten vazgeçer. Bu kısımda neredeyse ilk defa Stevens’ın duygularından bahsettiğini görürüz. Yine de vedalaşırken bile Bayan Kenton’a olan hislerini zamanı geri almak için artık çok geç olduğu için söylemez. Stevens’ın bireyselliğinden vaz geçmesi kendisi de dâhil hayatındaki birçok kişinin kayıplar vermesine yol açmıştır; Lord Darlington’un irtibatı, Bayan Kenton’un asıl sevdiği kişiyle geçireceği mutlu bir hayat, babasının ölüm anı ve en önemlisi de kendi hayatını bunlardan birkaç tanesidir. Kendisini bu düşünceden kurtarabilecek tek şeyse vakur bir baş uşak rütbesine ulaşabilmesidir. Bu yüzden bu düşünceye bu kadar bağlıdır. Kitabın sonunda Stevens’ı bir bankta ağlarken buluruz, sonunda kendi kendini kandırdığının farkına varmıştır. Yaptığı her şeyden, hayatını yaşama biçiminden, vakur bir uşak olmaktan son derece pişmandır. O anda yanına oturan bir adam ona pişmanlıklara bu kadar kafa yormaması gerektiğini ve akşamın günün en sevilen vakti olduğunu çünkü günden kalanları en iyi şekilde değerlendirme fırsatı verdiğinden bahseder. Fakat Stevens bu cümleyi tamamen yanlış yorumlayarak bir kez daha kendini kandırmaya başlar. Böylelikle kitap acı bir trajedi olarak sonlanır. Vakar: Ağırbaşlılık- haysiyet sahibi olma
Edebiyat
Günden KalanlarKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20196,9bin okunma
·
278 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.