·288 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Nisan 2021 21:57 Kujo. Yarasa tarafından ısırılan köpek. Hayvandan bağımsız olarak şu ‘Yarasa’ mevzusunun güzel ülkemizi ne hale getirdiğini 2 yıldır görüyoruz, yaşıyoruz değil mi, hep beraber... Bu ne acı bir rezillik artık yorulduk yahu. Temaslı olup da testim negatif çıktı diyenler, bu halde gezenler, belirliler birkaç gün sonra çıkınca da hakkına girdiği insanları, hasta ettiklerini düşünmeyenler... Sonra da sosyal medyada “BU HASTALIK BİTMEZ YEEAA” diye utanmadan paylaşımlar yapmaları da cabası. Evet, kitap ve kitaptan ziyade konusu beni etkiledi ve iyi takıldım bu konuya.
Ortalamayı geçmeyen bir kitap ki zaten her kitabının da güzel olmasını, bizi daha fazla etkilemesini bekleyemeyiz bir insandan. Daha çok köpek üzerine yoğunlaşsa da aslında çocukların ölümü beni üzdü. Farklı karakterlerin ortaya karışık anlatımı ise bir o kadar bunalttı beni. Kafam karışıyor yani yalan mı söyleyelim.
Hikaye ise şöyle: Maine’de ihtiyarlar çocukları Frank Dodd adında birinin hayaletinin geleceğiyle korkutuyorlar. Aradan da çok uzun yıllar geçmiş. Bahsettikleri Frank ise polis olup, sapık bir katildir ve yakalanacağını anlayınca da intihar etmiştir.
Az önce bahsettiğim karışıklıklardan biri de işte bu ani konu geçişleriydi zaten. Trenton Ailesi de bu kasabada yaşayan 3 kişidir. Tad Trenton (tabii ki çocuk) bir gece kendisine bakan iki çift göz görür. Hemen anne ve babasını (Donna ve Vic) uyandırır ve durumu anlatır. Tabii ki kimse ona inanmaz. Ah şu çocuklar. Her şeyi görür de asla inandıramazlar.
Bu aileyi neden anlattım. Kısaca Vic’in arabası bozulacak, tamirciye gidecek, Kujo’yu orada görecek, yanına gitmeye çalışacak, köpek kaçacak, ısırılacak ve olaylar başlayacak. Ne kadar kısa anlattım de mi? Napayım gözlerim kararıyor yorgunluktan. Tabi kısa kestik diye kötü mü? Hayır. Bence okunabilir romanlar arasında. Sıkıcıysa sadece o yazarın eserlerini okuyanlar için öneriyorum, karma okuyuculara önermiyorum. Keyifli okumalar..