Puan vermedi·163 syf.··
2021 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2021 11:31
Geçenlerde yaptığım Kuyucaklı Yusuf incelemesiyle Sabahattin Ali okumayı ne kadar özlediğimi fark edip yıllar sonra yeniden, üçüncü kez okudum. Roman , diğerleri gibi ciddi bir toplum eleştirisi olmakla birlikte birey psikolojisi üzerinden ilerliyor. (Buradan sonrası spoiler olabilir) Hala tam olarak karar veremediğim (veremeyeceğim) bir şey var; Maria Puder , Raif Efendi için bir aşk mıydı yoksa çocukluğunda ailesinden alamadığı özen, anlaşılma , sevgi, aidiyet gibi ihtiyaçların karşılanacağı muhtemel bir kaynak mıydı? Neticede aşk denilen çekim, kişide eksik olanı veya hiç olmayanı "oldurma" ihtiyacından kaynaklanmıyor mu? Raif'in temsili üzerinden anlatılıyor ki aslında geleneksel türk aile yapısında yetiştirilmiş her bireyin duygusal ihtiyaçları iletişimsizlikten dolayı eksik; bu eksikleri farklı karakterlerde agresiflik, üstünlük taslama, bir gruba ait olmak için dedikodu yapma, x birinin kocası olmak isteme , ölmek üzere olan kayınpederi kandırma, kayınçoyu dolandırma gibi dışavurumlarda görüyoruz; samimiyetin, gerçek iletişimin olmadığı her yerde bireysel menfaat konuşuyor , toplumun bozuk kokusu burnumuza kadar geliyor. Raif , Almanya'ya iş öğrensin diye gönderildiğinde Almanya'da gezmek, müzeleri görmek, hatta çoğu zaman sadece boş boş bakınmak ruhuna çok iyi geliyor aslında; bambaşka hayatların olduğu gerçeği hem bireysel hem de ruhsal alanını genişletirken Türkiye'de bıraktığı -meli , -malı baskısından gün gün uzaklaşıyor. Böyle bir dönemde Maria giriyor hayatına! Duygular üzerine konuşmanın yarattığı samimiyeti hiç bir eğlence, hiç bir paylaşım veremiyor insana; Raif de nihayet duygularını söyleyebileceği, kendisine de duygularını kırıcı da olsa açıklıkla anlatan birinin varlığıyla çok mutlu. Hayatın , kendisine dikte edilen şeklinden çok daha kıymetli olduğunu büsbütün içselleştiriyor Maria'yla. Duygu paylaşımının bağ kurmadaki gücünü bir kez fark ettikten sonra bu noktada buluşamadığı kimse yaşadığını hissettiremiyor Raif'e. Kitabın sonunda kendisinin de farkına vardığı gibi ; zaten o da kimseyle konuşmadı yıllardır, insanları tanımaya çalışmadı, duygusal olarak bağ kurmayı denemedi. Kabuğuna bu derece kapanmasaydı belki çok faha farklı ilerleyecekti hayatı. Bir duygu paylaşmak şöyle dursun,kendisine yapılan haksızlığa, hakaretlere tepki bile vermiyor. Tepki vermemesi insanlarla ortak noktada buluşamayacagına çok emin olmasından kaynaklanıyor , ki bunun adı umutsuzluk ; öte yandan bana öyle geliyor ki çok ama çok sinsi bir kibir de hapsediyor onu. Bir insanın kendini ve kendindeki değerleri bilmesi gerekliliğini, durduğu basamağı kişinin kendisinin seçtiği gerçeğini, kendisi ve hayatı için aslında elini hiçbir zaman taşın altına koymamış insanların hep suçlayacak birilerini bulduklarını(Raif hiç bir konuda elini taşın altına koymuyor) bir yazar daha güzel nasıl anlatırdı bilmiyorum. Yazmalara doyamayacağım bir inceleme olduğu için burada bitiriyorum:) İyi okumalar.
İnsan
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,1bin okunma
·
10 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.