8/10
·318 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2021 12:24
Narziss ve Goldmund ile Varoluşsal Amacımız Üzerine Bir Yazı Herman Hesse’den konuşmak istiyorum. Narziss ve Goldmund kitabı ile bir süre etkisinden çıkamadığımı söyleyerek başlıyorum. Narziss ve Goldmund , bu olağanüstü iki genç aralarındaki dostluğu Mariabronn Manastırı’nda buluyor. Narziss düşünür, araştırır, akıllı, bilgili, üstün zekalı bir manastır öğrencisidir. Aynı zamanda bazı derslerde öğretmenlik de yapar. Manastır'ın yeni öğrencisi Goldmund ise düşlere ve hayallere yakın, içinde çocuksu ruhu barındıran bir karakterdir. Aslında ikiside yazgının özel bir çağrısını içlerinde taşırlar. Nerede olurlarsa olsunlar birbirlerini karşıt parçalarla tamamlarlar. Adeta puzzle parçaları gibi zaman bu parçaları yakalarken onlar birleştirir. Yıllar geçsede Goldmund Narziss’den beslenmeye devam eder. Narziss’i tanıdığı ilk zamanlar körpe ruhunun tüm güçlerini seferber eden birini ideali olarak benimsemek doğru gelmesede zıtlıklar birbirini tamamlayan parçalara dönüşür, perde arkasında gizlenen bir Narziss her daim kendini gösterir. “İnsanın yazgısını ve bu dünyadaki görevini yalnızca istekler belirlemez sanırım. Başka şeyler önceden takdir edilmiş kimi şeyler de rol oynar bu konuda.” Narziss Bu sözleri söyleyen Narziss aslında belli bir güçten bahsediyor. Kendinde olan ussal bir güçten. Yani olaylar ve kavramlar arasında zorunlu bağıntılar kurma, bu bağıntıları algılama ve düşünme yetisine sahip biri olarak görüyor kendini. Okurken şaşırıyorum. Böyle bir kabiliyet gerçekte var mı? Aslında bu kabiliyet Goldmund için bir dönüm olmuştur. Narziss dostunun gizini ortaya çıkarmak, onu sahibinin gözleri önüne sermek için çabalar ve ona çok yardım eder. “Bir insanı başkalarından ayıran özellikleri belirlemek o insanı tanımaktır.” “Tanımanın, saygı duymanın yani ötekinin karşıt ve bütünleyici parçası olduğunu bilmektir.” Narziss. Goldmund bu sözlere başta inanmyor. Ona göre farklı olmak kimseyi bir yolda yakınlaştıramaz ama Narziss dostunun ruhuna bir ayna tutar. Goldmund’un Manastır’dan sonraki göçebe hayatı bu anlam arayışında en somut örneklerini karşısına çıkarır. Goldmund’ a dair bildiğimiz bir şeyde “Ana” tabusu, annesine duyduğu sevgi başta unutulmaya yüz tutmuş bir sevgi olarak karşımıza çıkıyor. Sonrasında bilinçaltında farkedilmez bir bağımlılık yaratıyor ve bu gizi açığa çıkaran yine Narziss oluyor. Acaba arzular çocukluğun eksiklikleri mi, ya da çocukluğun sesi arzular mı? Onlara kulak vermemek bizleri üzer mi? Yine soruyorum kendime. Bu açığa çıkarılan unutuluş, Goldmund için arayış olarak devam ediyor. Tanıdığı her kadında annenin bilinçaltındaki eksikliğini, bir anlamda gün yüzüne çıkarmak için çaba sarf ediyor. Bir diğer konu da Goldmund’un Niklaus Usta ile yollarının kesişmesi ve heykeltıraşa merak sarması. Nedenini ise bilinçaltının görünüre ulaşması ya da dışa vurmasını sebep gösterebiliriz. Anlam arayışındaki somut bir örnek kadınlardan sonra tamamladığı Narziss heykeli olabilir. Sayfalar ilerledikçe zaman Goldmund’u ölüm kavramını sorgulamaya itiyor. Ölümün kol gezdiği dört bir yanda aslında bize söylenen sözlere kulak veriyoruz. Büyü,koş,çalış. Kemiklerini bir arada tutmaya bak. Çünkü hepside bizi bırakıp gitmek istiyor. Sanki ölüm, sessize aldığımız her neyse bir yandan merak diğer yandan endişe ve en sonunda çaresiz kabulü bekliyor.
1000Kitap
Narziss ve GoldmundHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20251,820 okunma
·
97 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.