Gönderi

Sefiller İncelemem (Spoiler İçerir)
8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2021 16:07
Fransız Devrimi sonrası Fransa'daki Sefaleti anlatan bir romanı okuyoruz. Her ne kadar Fransa üzerinden anlatılmış olsa da aslında tüm insanlığın sefaletini anlatıyor roman, dünyanın her yerinde sefalete mahkum edilen bedbaht insanların psikolojilerini... Yeğenleri açlıktan ölmek üzere olan Jan Valjan'ın bir somun ekmek çalması ve bu ekmeğin bedelini on dokuz yıl kürek mahkumu olarak ödemesiyle başlıyor sefaletin öyküsü. Jan Valjan serbest bırakıldığı zaman kalacak bir yer ve yiyecek bir lokma ekmek arıyor ancak geçmişte mahkum olduğunu gösteren bir belge yüzünden bırakın bir handa konaklamayı köpek kulübesine bile giremiyor sefil adam. En sonunda temiz kalpli bir psikopos kabul ediyor onu evine, ona o kadar hürmet gösteriyor, o kadar iyi niyetli davranıyor ki psikopos, Jan Valjan neye uğradığını şaşırıyor. Bu iyi kalpli din adamı Jan Valjan'ın hayatını yüz seksen derece değiştiriyor adeta. Ancak gelin görün ki Jan Valjan'ın iyi bir insan olmaya karar vermeden önce yaptığı ufak bir hırsızlık onun tekrar aranmasına sebep oluyor. İkinci sefil karakterimiz Fantin. Fantin'in sevdiği adam kendisini karnındaki çocuğuyla berber terk ediyor. Bir gün Fantin bir seyahate çıkıyor ve yol üzerinde uğradığı bir handa, iyi insanlar sandığı Tenardiye ailesine kızı Kozet'i ücret karşılığında emanet ediyor. (Tabi emenet ettiği insanlar Kozet'i kullanıyor ve ona yıllarca zulmediyorlar.) Çünkü çalışmak için gideceği kasabada ahlak ve empati yoksunu insanların geçmişte yaptığı bir hata yüzünden kendisini dışlamalarından, kendisine kötü davranmalarından korkuyor. Doğrusu anlayamıyorum bu insanları, bir insanın hatalarını örtüp onu topluma kazandırmak dururken neden insanları sırf geçmişte yaptığı bir hata yüzünden sefalete mahkum ediyorlar? Fantin gittiği şehirde ilk zamanlar bir iş buluyor ve kısa bir sürede olsa mutlu yaşıyor. Ne yazık ki bu mutluluk fazla sürmüyor. Zavallı Fantin çalıştığı yerdeki ahlaksız bir kadının çıkardığı dedikodu yüzünden işinden oluyor. Borç bataklığına sürükleniyor. Öyleki güzelliği dillere destan olan Fantin yosulluk ve sefalet yüzünden saçlarını ve dişlerini satmak zorunda kalıyor. Bir gün kendisine sataşan ahalaksız, zengin bir adam yüzünden hapislere düşüyor. Neyse ki yardımına Jan Valjan yetişiyor. Madlen ismiyle kurduğu fabrikalar sayesinde bir kasabayı kalkındıran hatta o kasabanın valisi olarak atanan Jan Valjan hayatını güzelleştirdiği bir çok insan gibi Fantin'in de yardımına koşuyor. Fantin'i hapse düşmekten kurtarıyor ve hayatının son demlerinde ona kucağını açıyor. Fantin yaşadığı onca sefalete dayanamayıp hayata gözlerini yumuyor ama Jan Valjan, Fantin'in ölmeden önce ona kızı Kozet'i kurtaracağına söz verdiği için onu kurtarmaya gitmek istiyor. Fakat Javer isminde bir polis memuru onun eski bir kürek mahkumu olduğundan şüpheleniyor ve onu ihbar ediyor sonradan yanıldığını düşünsede Jan Valjan dayanamayıp kendisi teslim oluyor. Jan Valjan bir şekilde -kendini öldü sandırarak- hapisten kurtuluyor ve Kozet'i Tendardiye ailesinden kurtarıyor. Kozet'e adeta bir baba gibi bakıyor ve Kozet onu babası sanarak büyüyor. Kozet büyüdüğü ve çok güzel bir kız olduğu zaman Marius isminde yakışıklı bir delikanlı ona aşık oluyor, keza Kozet de Marius'a aşık oluyor. Fransa'da içlerinde Marius'un da bulunduğu bir grup devrimci gencin polisle çatıştığı, bir çok gencin öldüğü, yaralandığı, Javer'in de devrimcilerin barikatında esir olduğu bir günde Jan Valjan barikata gelip Javer'i serbest bırakıyor. Ölmek üzere olan Marius'u da binbir güçlükle kurtarıp dedesinin konağına götürüyor. Devamını anlatacağım lakin hazır ismi geçmişken Javer'den bahsedelim biraz. Bana kalırsa Javer kendini doğru yolda ve iyi bir insan sanan ancak iyi sandığı davranışlarıyla kötülüğe hizmet eden bir karakter. Kendisi için Jan Valjan'ı yakalamak tabiri caizse bir namus meselesi haline gelmiş. Öyleki kalbi aklına hakim olup Jan Valjan'ı serbest bıraktığında vijdanı onu kendisini ölümün karanlıklarına atmaya mahkum ediyor ve Javer intihar ediyor. Marius tamamen iyileştiği zaman, Kozet ve Marius evleniyorlar. Geriye kalan hayatlarını Marius'un dedesinin konağında geçiriyorlar. Jan Valjan artık Kozetle arasına mesafe koymaya başlıyor. Çünkü bu kadar güzel bir kadının kendisi gibi bir kürek mahkumunun kızı olmasını vicdanına kabullendiremiyor. Jan Valjan Marius'a tüm herşeyi yani kendisinin bir kürek mahkumu olduğunu ve Kozet'in gerçek babası olmadığını itiraf ediyor. Marius bunun üzerine Kozetle Jan Valjan'ın görüşmelerini azaltıyor ve en sonunda Kozet babası bildiği Jan Valjan'ı hiç göremez oluyor. Marius Jan Valjan'ın kendisini ölümden kurtaran kişi olduğunu ve diğer iyi yönlerini öğrendiğinde yaptıklarından çok pişman oluyor ve Kozetle beraber Jan Valjan'ın yanına gidiyor. Ondan özür diliyor, güzel vaatlerde bulunuyorlar ama çok geç kalıyorlar. Çünkü Jan Valjan artık ölüm döşeğinde... İşte Jan Valjan'ın sefalet içinde baslayan hayatı yine sefalet içinde bitiyor... Şunu anladım ki insanları sefalete sürükleyen şey, insanların algılarından başka hiç bir şey değil. Bir kişi herhangi bir kötülük yapmış olabilir ama bu kişi zaten cezasını çektikten sonra ona ömrü boyunca suçlu damgası takmanın ne manası var? Ne manası var birini topluma kazandırmak dururken onu geçmişte yapıp da cezasını çektiği bir suç yüzünden toplumdan dışlayıp sefalete mahkum etmenin? Tabi bir de suç dediğimiz kavram üzerinde konuşmak gerek. Bana kalırsa Jan Valjan asla bir suç işlemedi. Asıl suçu işleyen onu bir somun ekmeğe muhtaç eden devletin ta kendisiydi. Gelin görün ki çaldığı bir somun ekmek yüzünden devletin kendisini kürek mahkumu yaptığı Jan Valjan'a yine devlet on dokuz sene boyunca bedava ekmek veriyor. Böyle bir toplumda adaletten bahsetmenin de bir manası yok... İsmet Can Kartal
Roman
SefillerVictor Hugo · İlgi Kültür Yayınları · 2018105,2bin okunma
·
40 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.