·164 syf.····Okunma: 18 Nisan 2021 14:08 Tam olarak ne hissetmem gerektiğini hala bilemediğim bir kitap oldu. Elimden bırakamadım, kızdım, inanamadım, yok artık dedim ama kitap bitince gerçekten ne hissetmem gerektiğini bilemedim.
Kitapta yaşadığı döneme göre “geri kafalı” yada gelenekselci iki karakter David ve Harriet tanışıp evlenirler. Gerçekten otel kadar büyük bir ev , ve her odayı dolduracak kadar çocuk hayalleri vardır.Hemen 4 cocukları olur. Hayatları tam da istedikleri gibi gösteriş ve şaşa içinde geçerken birden Ben dünyaya gelir. Ben , hamilelikte ve doğduğu andan itibaren biraz farklı hatta doğaüstü tabir edilen bir çocuktur. Ve Ben’in gelişi ile birlikte hayatlar kabusa dönmeye başlar.
İlginç bir kitap , aslında kitabın devamı yazılmış. “Ben’in Dünyası” henüz Türkçe’ye çevrilmemiş ama en azından kitabın bıraktığı yerden anlatmaya devam etmiş.
——————————————————————-
Spoiler içerir..
David ve Harriet karakterleri özellikle Harriet bence kitapta Ben’den daha kötü bir karakter... Kendi kurduğu sahte dünya içinde habire doğuran, doğurduğu çocukların bakımını annesine, verdiği partilerin işini akrabalarına yıkan ve hatta evi, çocuklarının masraflarını bile zengin kayınpederine ödeten biri. Garip fikirleri var, özellikle down sendromlu Amy hakkında, bazı hastalıklı fikirleri , Ben’in doğumuyla iyice gün yüzüne çıkıyor. Bir yandan Ben’in ölmesi için dua ederken bir yandan Ben için diğer 4 çocuğundan ( özellikle Paul’den) vazgeçebiliyor. Sonunda ise o koca evde, gerçekle yüzleşiyor.
Aslında Ben üstünden bir gerilim romanı bekliyordum ama dediğim gibi ( belki anne içgüdüsü) kitapta asıl sorun Harriet’te gibi geldi bana.
Özellikle bu kadar farklı belirtilen bir çocuğun doktor ve öğretmeni tarafından görünüşü dışında normal karşılanması da bir açmazdı. Birde ben mi yanlış yorumladım ama küçükken çok daha büyük görünen Ben, büyüdükçe küçüldü mü?
-—————————————————————