1000Kitap Logosu

Gönderi

Arda .H
yorumladı.
Neslihan TÜRKMEN
Zaman Makinesi'ni inceledi.
144 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Hiç geleceğe yolculuk yapma gibi bir dileğiniz oldu mu? Ya da en azından insanları yüzyıllar sonra nasıl bir dünya bekliyor hayali kurdunuz mu? Evet mi? Şimdi kafanızda canlanan o parlak gelecek hayallerini silebilirsiniz. Çünkü bu kitapla birlikte gelecekle ilgili düşüncelerinizde biraz değişikliğe gitmeniz gerekebilir.. Zaman Makinesi, yazardan okumuş olduğum ikinci kitap. Tanıdık dili yine sade, anlaşılır ve akıcı. Karakterlerin çoğunun isimlerinin olmayışı, mesleklerinin isimleriyle ya da onların belirgin özellikleriyle tanıtılması yazarın kitabında dikkatimi çeken ve hoşuma giden ayrıntılardan biriydi. Her şeyden önce H.G Wells'in bilim kurgu dalının öncülerinden olduğunu bilmek gerekir. Birçok kişiyi etkilemiş ve ondan sonra hızla gelişecek olan bu dalın temellerini atmış diyebiliriz. Hayal gücü ve ileri görüşlülüğü nedeniyle yazar gerçekten de bir zaman makinesine sahip olabilir mi diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz..     Zaman Yolcusu çevresindeki insanlar tarafından zeki, gizemli ve kurnaz biri olarak tanınıyor. Güven vermeyen bir yapısının da olduğu söylenebilir. Bundan dolayı da arkadaşlarına zaman yolculuğunu mümkün kılan bir aleti tanıttığında, arkadaşları onun anlattıklarına pek ihtimal vermezler. Ancak birkaç gün sonra Zaman Yolcumuz yorgun, aç ve üstü başı dağılmış geldiğinde, onlar da bazı düşüncelerini tekrar gözden geçirme zorunluluğu hissedecekler. Artık kulağa çılgınca gelen hikayenin anlatılma vakti gelmiştir.. Zaman Yolcusu amacına ulaşıyor ve makinesini kullanarak geleceğe, sekiz yüz binli yıllara yolculuk yapıyor. Karşılaştığı dünya, kendi kafasında kurmuş olduğu 'gelecekteki dünya' ile bağdaşmıyor. Zaman yolcusu her şeyiyle daha gelişmiş, daha üstün olduğu bir dünyaya adım atacağını düşünmüştü. Oysa ki ilk izlenimleri ona yanıldığını söylüyordu. Yolcumuz ona yabancı gelen bu dünyayı keşfettikçe şaşkınlığı ve korkusu da artıyor. İnsanlar fiziksel ve zihinsel olarak olabildiğince farklı iki türe ayrılmış. Bir tür yukarıya, aydınlığa aitken diğer tür karanlığa, yeraltına ait. Günışığına ait olan ve karanlıktan korkan tür neredeyse çocuk görünümünde, sevimli, eğlence ve oyundan başka bir şey düşünmeyen insanlardır. Karşıdakine güven veren ifadeleri ve umursamaz bir yapıları var. Bu tür, herhangi bir güç ve zeka gerektiren iş yapmaktan oldukça uzak. Yeraltında yaşayanlar ise korkunç bir görünüme sahip, tehditkar ve saldırganlar. Fiziksel olarak da daha aktifler. Bu iki tür yaşamış oldukları farklı hayatlar nedeniyle adaptasyon süreci geçiriyorlar. Fiziki özellikleri, zeka kapasiteleri ve daha birçok şey aynı dünyada yaşamalarına rağmen değişikliğe uğramış. Zaman Yolcusu bu garip gelecekte, iki türe ayrılmış insanlar arasında kendi dönüş yolunu bulmaya çalışırken bir yandan da içine düşmüş olduğu dünyanın neden bu hale geldiğine dair teoriler üretecek... Genellikle bizler de Zaman Yolcusu gibi bir gelecek hayal ederiz. Gelecek, neden her zaman her yönden daha gelişmiş olarak tasvir edilir? Daha zeki ve üstün insanlar, akıl almaz bir bilim ve teknoloji... Bu durum gidişata göre yapılan gerçekçi bir tahmin mi yoksa boş, hayalci bir umut mu? Günümüzde ne kadar iyi şeyler yapıyoruz ki gelecek yıllarda bunun faydasını görebileceğimizi umuyoruz.. Yazar da insanlığı ve dünyayı hor kullanmanın gelecekte bizlere nasıl bir geri dönüşü olabileceğini çarpıcı bir şekilde ortaya koymuş. Kısa bir sürede bitirebileceğiniz, merak ve heyecanın size eşlik edeceği akıcı bir kitap. Keyifli okumalar.
Zaman Makinesi
8.1/10
· 14,3bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
242