·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Nisan 2021 20:40 Dostoyevski'nin bilmem kaç eserini okudunuz. Ne kadardır okuyor ya da onu nasıl tanıyor olursanız olun, bu eserinde iki karakterin aşkına giriş yaparken yazarın kalemindeki doluluğu görmeniz mümkün olduğu kadar bariz. Bendeniz, birçok eserini okumuş olduğum Fyodor'un İnsancıklar eserinde, karakterlerin söyleyecekleri çokça birikimlerle dolup taştığını ve konuşmak için çırpındıklarını ve bunları dışa vurmak için birbirlerine bağırdıklarını duyar oldum.
Varvara Alekseyevna ve Makar Devuşkin'in mektuplaşmalarıyla süregelen olaylar, okuyucunun hafızasında kolay canlanacak kadar yalın ve gerçekçi yazılmıştır. Rus toplumunun -özellikle üst sınıflarına ilişkin- ayrıntılara yer verdiği bu eserinde Dostoyevski, okuyucuya seslenerek onu, adeta Gogol'un Paltosu'nda uyuyan Akaki Akakiyeviç'in bir izdüşümü olan Makar Devuşkin'in duygusal bunalımlarına götürüyor.
Varvara'ya olan yoğun, karşı konulamaz sevgisi yıllanmış Makar Devuşkin'in hayata karşı tek dalı, tutanağıdır. Bu sayede yataktan kaldıran gücü bulan Devuşkin, sırf kadıncağızı, iyi geçinsin diye, eşyalarını satıp, üniformasını rehine vererek bu fedakarlığı yapabilecek kadar çok sevmiştir. Varvara'nın da hisleri bu aciz adamdan farklı değildir. O da acıdığı Devuşkin'e yardımcı olsa da, bir şekilde toplumun alaycı ve dikenli bakışlarından kaçmak için sürekli bir sığınak arayıp durmaktadır.
Devuşkin, Varvara Alekseyevna için gururunu paltosunun yırtık cebine sokup, düşürmeyi göze alarak para dilenmeye başlaması da sevgisinin onda yarattığı davranışlardan başka bir şey değildir. Burada, Knut Hamsun'un yarattığı Andreas Tangen akla gelmektedir. Gelgelelim Açlık eserinde, sefalet bir halde yaşayan Tangen, sırf gururundan vazgeçemediğinden dolayı açlıkla mücadele etmişti. Devuşkin ise, gururunu ayakları altına alsa da, aciz insanların yaşayacağı kötü ve benzer sonuçları, bu insanların ensesindeki tüylerin anbean hayat kaygısıyla titremesinden olduğunu kavrıyoruz.
Dostoyevski, bir adamın duygusal anlamda yükselişini ne kadar gerçekçi bir tutum da ele almışsa, düşüşünü ve yok oluşunu da o kadar iğneleyici ve acımtırak bir şekilde tasvir etmiştir. Rus toplumunun handikaplarını da eleştirel bir şekilde kaleminden akıtan yazar bu eseriyle Rusya'nın, yeni bir Gogol'a gebe olduğunu bütün dünyaya güzel bir şekilde açıklamıştır.