·112 syf.····Okunma: 23 Nisan 2021 16:40 Doğduğu güney topraklarından Buck’ı koparan insanoğlunun küstahlığıdır. Sahibinden tek tokat dahi yememiş bir köpeğin, eğitim ve terbiye etme adı altında çektiği eziyetler sonucu, göreceli olarak muhteşem hale gelmesini konu eder kitap.
Bunun devamında kızak köpeği olarak eğitilmesinin ardından köpekler arasındaki rekabeti, insan hareketlerinin hayvanlar açısından neye yorumlandığı ve gerçekten de en ufak bir insan mimikinden bile, hayvanlar kendinden ne istendiğini ya da kendine karşı düşüncelerin ne olduğunu duyguların ne minvalde ilerlediğini anlayabilmektedir.
Jack London’ın kendisi de altın arama serüvenlerine katılmış biri olarak, muazzam bir gözlem yeteneği olduğunu düşünüyorum. Ve ayrıca çoğumuzun hayvanların hisleri, hareket ve davranışları hakkında belli bir takım düşünceleri olsa da, Jack London bunu yazıya dökmeyi başarmış istisnai yazarlardandır. Bu alanda Anna Sewell’in “Siyah İnci” kitabı da, gerek hayvanlara karşı insanlara bazı yükümlülüklerinin olduğunu hatırlatması olsun, gerek de hayvanların da hisleri olduğu kanaatine bizi yönlendirmesi olsun, bu kitap gibi örnektir.
Severek ve merakla okudum. Çok temiz bir anlatımı vardı. Bu akıcılığının yanında, sayfa sayısının az olması sebebiyle 2 günde bitirdim. Şimdi de tam olarak bir seri olmasa da, Jack London okuyanlara tavsiye edildiğini bir çok yerde gördüğüm sıralama da okuyacağım. Bu sebeple bir sonraki kitabım “Beyaz Diş” ve onun ardından da “Martin Eden” olacaktır.
Tavsiyelerim ve saygılarımla...