·318 syf.····Okunma: 31 Ocak 2019 18:00 · Kitap iki bölümden oluşmakta olup, birinci bölümde Ömer Hayyam'ın yaşadığı düşünülen döneme ilişkin tarihi olaylardan yola çıkılarak tamamına yakını kurgu şeklinde yazılan bir roman. Burada Ömer Hayyamın şiirleri işlenmiş ancak günümüze kadar orjinal Ömer Hayyam şiirleri elimize ulaşmamış olup, ortalıkta dolaşan ve Ömer Hayyam'a atfedilen şiirleirn hangileri Ömer Hayyam'a ait, hangilerine kleme yapılmış hangilerinin ise Ömer Hayyam ile ilgisi yok bilemiyoruz. Ancak, şunu biliyoruz ki, batıda Ömer Hayyam'ın en sevilen şiirleri aslında ona ait olma ihtimalini dahi görmediğim içkinin, kadının, zevkin bolca geçtiği şiirlerdir. Onların derdi üzüm yemek değil, üzümün ekşi suyunu içmek yani. Kitabın ikinci bölümünde de, yazar aslında Osamnı Devleti ile eş zamanlı yıkılmaya başlayan İran Devletinin başına gelenlerle, Osmanlı Devletinin başına gelenlerin nasılda aynı olduğu, hatta 1877, 1909 gibi tarihlerde hem Osmanlı Devletinde, hem de İran Devletinde olan olayların bire bir tıpatıp aynı olduğu ve her ikisinde de yabancı devletlerin rolü, Başta İngiltere, A.B.D. (İran'da Rusya'da oldukça aktif) iyice gözler önüne seriliyor. Osmanlı'da Jön Türklerin, İT Takımının (İttihat ve Terakki Cemiyeti) nasılda acemice yabancıların aşağılık emelleri, ideallaeri uğruna oyuncak olduğunu biliyorsak aynı şeyin İran Devleti içinde geçerli olduğunu bu kitapta görüyoruz. Gerçi yazar kitapta, misyoner okulundaki öğretmeni, Ömer Hayyam hayranı gezgini, batı uşağı İranlı arkadaşı oldukça kahraöan gibi göstermeye çalışsa da, kimin ne mal olduğunu anlayan anladı zaten.