İskender Pala ve geçmişin bütünlüğü o kadar özdeşleşmiş ki gönül rahatlığıyla şimdi hangi zamana mekana gidiyoruz diyebiliyor insan. Her romanı ayrı bir tat ayrı bir lezzet. Her başlayış ve her bitiriş ben ve öteki olmaya yol açıyor.
Yazmaya kalem yetmiyor, anlatmaya kelimeler yine de dilim döndüğünce bu romana bir küçük duygu bırakmak istiyorum. Bir roman düşünün Taptuk Emre, Mevlana, ve diğer gönül adamlarının hamurundan yoğrulmuş, Yunus'a Emre'si katılmış, titreyen alevden bir "Od" romanı yazılmış. Yazanın kalemine sağlık, okuyanın gönül ateşine bereket versin.
Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlam seni
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım Mevlam seni
Her kalpten geçmesi gereken bir roman.
Başlarken yazarına güveniyor insan ama sayfalar geçtikçe güvenin ötesine geçip ayrı bir dünya iklimine giriyor insan.
"Bizim Yunus" gönül tahtına bahtını koymuşken asırları devri dest eden sevgisiyle her bilene değil de onu tanıyana görünüyormuş. Doğunun aydınlık yüzü, sevginin ete kemiğe bürünmüşlüğü, gönül sohbetdaşlığına adını yazdıran Yunus Emreleri işte güneş misali tanımak ve anlamak öze dönüştür.
'İnsan Yunus' ile yola çıkıp 'kamil Yunus'u yolculamak... Bir garip yol oluyor haliyle okurken yaşamak, hissetmek ve bu hikayenin bir köşesine girme şansına sahip olmak. Her bölüm, ayrı bir kalbin anahtarı, ince ince işlenmiş ve sonuna ulaşan her insanın bıraktığı motif özel ve hüzün doluydu. Bir çocuğun gözünden isyan, sevgi, hüzün gibi duyguları yaşarken, bir caninin gözünden zalimliği hissetmek ya da faninin kamile dönüş yoculuğunu, yolculuğa hikmet ve hayret ile okur kalmak.
Sular dibinde mahiyile
Sahralarda ahu ile
Abdal olup Ya Hu ile
Çağırayım Mevlam seni
Savaşlar ve ölümlerin olduğu yerde çaresizlikle sığınma ihtiyacı ruhsal bir tepkidir. Böyle bir dönemde Anadolu insanı dört bir yandan saldıran kötülüklerden mücadelecikiten yoksun olduklarından dergahlara ve bu minval üzeri kucaklayan yüreklere sığınmışlardır. Bu dönem 'gönül insanı' dediğimiz gönüllerin etrafında toplanmak, aidiyet ve güven duygusunu canlı tutmuştur.
Çekikgöz, soğuk nefes, eşkıyalar ve aynı kötülükteki grupların ateş çemberinde bir Yunus Emre hikayesine misafir oluyor yürekler. Sıradan herkes gibi fani Yunus olarak yaşayan bir insanın "Bizim Yunus" olma hikayesine yüz yıl sonra okur gözüyle tanıklık ediyoruz. Bir insan Yunus Emre' yle aynı iklimde yaşayamamış olsa da okur olarak tanışmış olmak bile gönül ilmeğine düğümü atıyor.
Gök yüzünde İsa ile
Tur dağında Musa ile
Elimdeki asa ile
Çağırayım Mevlam seni
Bir güzel tılsımı var romanın, okumaya başlarken duygusuz , sıradan bir gözle okuyorsun. ' Ama...işte... diye giderken sayfa sayfa bir garip büyü sarıyor benliğini, bulutlar toplanmaya gözler nemlenmeye başlıyor sona gelince yağmur olup yüreğine yağıyor. Gönlüne kocaman bir Yunus giriyor saygı ve özlemle. Yüreğimin en özlemli yerinden 'Bizim Yunus'a selam olsun ...