Küçülebilen İnsanlar Ülkesi
#114178889 etkinliği kapsamında ismini vermek istemeyen bir arkadaşın masalını paylaşıyorum. İyi okumalar. ----- Bütün hayallerinizi gerçekleştirip, mutlu ve sonsuz kadar uzun yaşadığınız bir hayat kadar uzak; öfkeyle, üzüntüyle aldığınız her nefese havası karışacak kadar yakın bir ülke varmış. Toprağa kulak verip dinleseniz duyarmışsınız da ayağa kalkıp sesin nereden geldiğine baksanız göremezmişsiniz. Biz uyurken, sırtımız dönükken, sırtımızda en ağır yükleri taşımayı biraz fazla düşünmeye tercih ettiğimiz zamanlarda, ya da ben dediğimiz zihnimizin o küçük, kasvetli köşesinin kendine yakışır küçücük penceresinden başkalarını seyredip onlara göre yaşamaya çalışmayı, sonu ne olursa olsun inandığınız gibi yaşamaya tercih ettiğimiz zamanlarda, bu ülke, boğucu bir sis gibi gelip dolarmış hayatlarımıza. Küçülebilen İnsalar Ülkesi’ymiş adı. Bu ülkede yaşayan insanlar, yine bu ülkeden başka insanların hakkını yediği, onlara iftira attığı, malını çaldığı v.b. zaman fiziksel olarak birazcık küçülürmüş. Bu küçülme işlenen suçun büyüklüğüne göre olmasına rağmen, belli belirsiz olduğu için de ilk başlarda farkedilmezmiş. Fakat küçülme konusunda pek maharetli insanlar, bu ülkede de azımsanmayacak kadar çokmuş. Geriye kalanlar ise küçülmekten korktukları için bu küçük insanlar hakkında yorum yapmazlar, onları hor görmezler, onlara normal insanlar gibi davranıp, geçinip giderlermiş. Bu ülkenin, küçülmekten korkmadan inandığı gibi yaşayan bir kralı varmış. Ülkesinin istikbali için canla başla çalışmış. Aklının ve kalbinin rehberliğine güvenip ülkesini, halkından kimsenin hayalinde bile belirmeyecek bir geleceğe taşımış. Bunu yaparken de çokça düşmanı olmuş tabi. Haksızken bile yenilmeyi içlerine sindiremeyen ya da cehaletinin faturasını mağduriyet olarak kraldan tahsil etmeye çalışan bir çok düşmanı olmuş. Ama tüm bunlar olurken, kralın küçülmediğini kimse farketmemiş. Hatta diğerleri küçülebildiği için, kral daha bir büyük görünür olmuş. Sonunda kralın kum saatinde de kumlar bitmiş, çok da ileri denilemeyecek bir yaşta ülkesinden, sevdiklerinden sonsuza dek ayrılmış. Düşmanlık onursuzca yapıldığında adı düşmanlık değil onursuzluktur. Düşmanları da kral öldükten sonra boş durmamışlar. Onu da kendileri kadar küçük gösterecek çareler aramışlar ve sonunda bulmuşlar. Kralı küçük gösterecek bir kitap yazmanın iyi bir çözüm olacağını düşünmüşler. Fakat daha fazla küçülmeyi göze alamadıkları için de bu işi ülkeden başka birine yaptırmaya karar vermişler. Ülkenin bütün yazarlarını araştırmışlar. Tüm yazdıklarına ragmen küçülememiş ama yokluk içerisinde olanından, küçülmüş ve zenginlik içerisinde gününü gün edenine kadar. Sonunda bu işi yapabileceğine inandıkları birini bulmuşlar. Para için küçülenlerin aksine bu yazar büyümek için küçülmeyi kabul etmiş. Evet, yanlış anlamadınız. Teklifi duyduğunda: “Beni bu ülkenin en büyük yazarı yapın, öyle tanıtın, gelecek nesiller de öyle hatırlasın, ben de karşılığında küçülmeyi göze alıp kitabınızı yazayım” demiş. İşin paraya dokunan kısımlarını ayrıca detaylı bir şekilde konuşmuşlar tabi. Küçülmek, zaten küçük olduğunuza inandığınızda başınıza gelen bir felakettir. Yazar da bu gerçeğin farkına varmadan başlamış kitabını yazmaya. Yalanlarını, bir hokkabazın izleyicilerini şaşırtmak için yaptığı el çabukluklarına benzer şekilde süslü kelimelerin arkasına öyle bir gizlemiş ki, okuyanların düşünmeye fırsatı olmadan şaşırıp kalsın, inansın. Böyle yaptıkça da başlamış küçülmeye. Her cümlede biraz daha. Bir cümlesinde kralın gözünün kör olduğunu yazmış, bir cümlesinde kulağının ağır işittiğini. Küçülmüş… Başka bir tanesinde aklınca mağdurlar yaratmış, bir diğerinde kralın ülkesi için canını siper ettiği savaşları mahalle kavgası gibi anlatmış. Daha da küçülmüş… Kitabın sonuna doğru o kadar küçülmüş ki, kitabı yazdığı kalemle aynı boya gelmiş. Yine de büyüme isteği galip gelmiş. Kalemi omzuna alıp öyle yazmaya çalışmış bir süre. Yazmaya takati yetene kadar yalanlarını toparlamış kitabını bitirmiş. Bitirmiş bitirmesine ama, o kadar küçüldüğü için bir şey yapamamış. Ne telefon edebilmiş, ne kitabı yazdığı masadan inebilmiş. Aç, susuz kralın düşmanlarının gelmesini beklemiş çaresiz. Yazardan ses çıkmayınca, küçülmekten kaynaklı bir sorun olabileceğini de düşünen kralın düşmanları, yazarın evine gelmişler. Yazarı, masasında küçülmüş, çaresiz bulmuşlar. Kitabın bitmesinden memnun bir şekilde, yazarın boyutlarına göre kaplar uydurup, karnını doyurmuşlar, suyunu içirmişler. İlerleyen günlerde yazarı televizyonlara çıkarmışlar, sunucular gülmemek için kendilerini zor tutarak kitapla ilgili sorular sormuş, sözde eleştirmenler kitabı yerlere, göklere sığdıramamış. Kralın düşmanları reklam için de paraya kıyınca ülkede kitabı duymayan bilmeyen kalmamış. Yazarı televizyonda gören insanlar, bu kadar küçük birinin -sözde- bu kadar büyük bir kitabı yazabileceğine inanamamışlar ama küçülmekten korktukları için de çok üzerinde durmamışlar. Büyük insanları küçültmeye çalışmayı kendi küçülmelerine vesile yapmaya çalışan yazarlara ithaf olunur.
Öykü
·
86 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.