Gönderi

Beş yıl sonra...
6/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2021 20:55
... Her şeyin bir nedeni varmış. Anladım. En son öyle birden bire, yani hiç hesapta yokken, bir gemiye atlayıp gitmiştim burdan. Beş yıl sonra, burda, hayalini bile kuramayacağım lüks bir villanın teras katında, denize karşı kahvemi yudumluyorum. Şu ana dek üç kitabım yayımlandı. İkincisi Nobel ödülüne layık görüldü. Son kitabımı yayımlayabilmek için ülkenin önde gelen bütün yayınevleri tarafından gün boyu rahatsız edildim. Geçen gün, adını veremediğim bir yayınevi müdürü uşağımla görüşebilmek için akşama kadar kapının önünde bekledi. Her şey değişti. Açlık günlerinden kalma, parmağımı şaklatma alışkanlığım hariç... Şimdi ise uşağım bu hareketi duyabilecek kadar uzaklaşıyor benden. "Şak!" "Bir şey mi istediniz efendim?" "Hayır, sadece bir alışkanlık." Şatafatlı davetler, görkemli kokteyl partileri, smokinli yılışık herifler, kur yapan kırmızı elbiseli kadınlar... Mutlu muyum? Bunu kendime hiç sormadım. Ama yaşamayı biraz daha öğrendim. O günden bugüne bir sürü Ylajali'yle karşılaştım mesela. Hiçbiri hayallerimdeki gibi değildi. Bazen eski hayallerimi hatırlamak için zihnimi çok zorluyorum. Aklımda eski rüyalarımdan hatırladıklarım kalıyor bir tek. Sonra onu gördüğüm bütün rüyaları birleştiriyorum. Ylajali kumral bir kadındı galiba. Boyu benimki kadar; gözleri kara, göz kapaklarında herkeste olan ama onda daha belirgin hilal çizgileri vardı. Ve deniz kıyısında yaşamalıydı. Benden çok uzakta olmalıydı ama bir gün mutlaka karşılaşmalıydık. Artık bir önemi kalmadı bunların. Ruhum artık bu çocukça hayallere tenezzül edemeyecek kadar seçkin. Her toplulukta parmakla gösterilecek kadar seçkin biriyim artık. Böyle güçlü ve varlıklı bir adamı hangi Ylajali istemez ki? Ama artık bir önemi yok. Ben açlıktan tahta kemirdiğim, parmağımı ısırdığım; yoksulluktan yeleğimi, ceketimin düğmelerini sattığım günlerde sokağın birinde aniden karşıma çıkıp elimden tutmalıydı. Ah, ne saçma bir insanım ben! Bugün olmaz deyip kafamdan savmaya çalıştığım her şeyi oturup saatlerce düşündüm. Uşağım, ikinci defadır yolculuk saatinin yaklaştığı konusunda beni uyarıyor. Denize çok alıştım. Birazdan lüks bir tekneyle günlerce sürecek bir tekne turuna çıkacağım. Canım sıkıldıkça yapıyorum bunu. Şu lânet olası insanlardan kaçmanın başka bir yolunu bilmiyorum. Mutlu muyum? Bugün için emin değilim. Bu soru, hayallerini gerçekleştirmiş bir adama en fazla hangi cevabı almak için sorulabilir ki? Bir demirci olsaydım umutlanmak için bir sebebim olurdu belki de. Akşam yorulunca dinlenmek tatlı gelirdi. Hayır hayır hayır, hayır düşünmem gereken şeyler bunlar değil hayır!.. Daha gerekli şeyler düşünmeliyim. Kimsenin düşünemediği şeyler... Ah Tanrım!.. Soyluluk insanın zihnini yıpratıyor. Burda daha fazla oturamam. Tekneye binmeliyim, gitmeliyim. "Şak!" "Bir şey mi istediniz efendim?" "Tekne hazır mı?" "Sizi bekliyoruz efendim." "Gidelim." Tekneye binince ardımda bıraktığım şeyi görmek için arkamı dönüp baktım. Şehrin bütün evlerinin pencereleri ışıl ışıldı. Kristiania, hiç değişmemiş. Kamarama gidip hiçbir şey düşünmemeye zorladım kendimi. "Efendim, yemek hazır. Yemeğinizi nereye istersiniz?" "Aç değilim!"
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
·
130 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.