·136 syf.····Okunma: 01 Mayıs 2021 12:15 Savaş, evlatları bir anadan alır,
Başka bir anaya, Toprak Ana'ya verir.
Toprak, anaya bir ekmek verir. Ana onunla bir, bazen iki, bazen beş evlat büyütür. Toprağın aş'ıyla, toprağın suyuyla besler. Onları yiğit eder, sonra cepheye gönderir. Ve ruhlarını göğe, bedenlerini Toprak Ana'ya emanet eder.
Bu bir döngüdür, sürüp gider yüzyıllar boyu. Ne Toprak Ana'nın, ne de diğerlerinin sızısı diner.
Mücadeleler her yüzyılda soluksuz sürüp gider. Toprağa en çok evlat veren ona sahip olmayla muvaffak olur. Aslında bu devletlerin, ideolojilerin mücadelesine değil, anaların mücadelesine dönüşür. Ancak kimse görmez onları. Savaş meydanlarındaki toplar ve tüfekler bastırmıştır onların sesini, feryadını... Ta ki bir kitap yazılana, belki bir tiyatro, bir film ortaya konana dek kalır onların hikâyeleri kuytularda ...
Biraz edebiyat parçaladığıma göre size biraz kitaptan bahsedeyim: Kitap, İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir Kırgız köyünde, bir aileye mensup olan ve askere çağrılan dört kişinin (bir babanın ve 3 evladın) hikâyesini konu alır. Daha doğrusu geride kalanların hikâyesini...
Savaş yıllarında köydeki erkeklerin neredeyse tamamı askere alınmıştır. Bu da köyde erkek eliyle yapılan tarım işlerini sekteye uğratmış, beraberinde açlık ve sefaleti getirmiştir.
Kitabın ana kahramanı Tolgonay, eşini ve üç oğlunu cepheye göndermiştir. Bir gelini ile birlikte köydeki tarla ve bahçe işleriyle, aynı zamanda da savaşın getirdiği açlık ve sefâletle mücadele etmek zorunda kalır.
Kitaptaki konuşmalar Tolgonay ile Toprak Ana arasında geçer. Yaşlı Tolgonay Ana, yaşadığı zorlukları Toprak Ana'ya, yani bir kişiliğe bürünen toprağa anlatır.
Eser, bahsettiği dönem itibariyle yazar Aytmatov'un hayatından da derin izler taşır.
Yazar, İkinci Dünya Savaşı'nın yokluk yıllarını babasız geçirmiş ve çocuk yaşından itibaren çalışmaya başlamıştır.
Aytmatov henüz 9 yaşında iken, bir harekât sırasında öldürülen babasının kaderi; kitapta cepheye giden ve geri dönmeyen karakterler ile benzerlik gösterir.
Ki kitabın girişinde yazar:
"Babam Törekul Aytmatov,
Bilmiyorum mezarın nerededir..."
cümleleriyle okuyucuyu derinden yaralar.
Ayrıca baş karakter Tolgonay Ana'nın başından geçenlere bakıldığında, yazarın babannesi Ayıkman Hanım'dan esinlenilmiş gibidir. Keza Aytmatov, babannesinden dinlediği efsanevi hikâyelerle büyümüştür.
Toparlayacak olursam; böyle sade ve akıcı bir eseri okuduğum için mutluyum. Duygu yoğunluğu kitapta çok güzel verilmiş ve sizi olayın içinde hissettiriyor. Bu da tabi bir nebze gözlerinizin dolmasına sebebiyet verebiliyor.
Böyle dengeli ve duru bir eseri ortaya koymak gerçekten büyük bir emek...
Yüreğinde hissetmeyen biri bu eseri başka türlü nasıl yazabilir ki...
Bu kitaba hiç de layık olmayan naçizane incelememi, kitapta beni çok etkileyen güzel bir alıntı ile bitirmek istiyorum.
- "Artık hiç düşmem büyükanne," diye cevap verdi bana. "Düşmek nasıl oluyormuş anlamak istedim, şimdiye kadar hiç düşmedim de..."
Aytmatov'a saygı, minnet ve rahmetle...