Dune Çocukları, Frank Herbert'ın yazdığı Dune serisinin üçüncü kitabı. Seriyi kfenomeni ve GK ile birlikte okuyoruz. Seriyle ilgili düşüncelerimiz de hemen hemen paralel gidiyor. Dune Çocukları ile ilgili onların da yorumlarına göz atabilirsiniz
Üçüncü kitapta, Paul Muad Dib'in çöle gidişinin üzerinden 9 sene geçmiş, Arrakis artık iyice yeşillenmeye ve iklimi değişmeye başlamış, kum solucanları da iyice çölün içlerine çekilmiş durumda. Paul'ün ikizleri Ganimet ve Leto ise, tıpkı halaları Alia gibi rahimde doğanlardan oldukları için yaşlarına rağmen yetişkinler ve gelecekle ilgili kendi planlarını yapıyorlar.
Bu kitapta da siyaset, gizli planlar ve baharatın kontrolünü ele geçirmek için yapılan sinsi mücadeleyi okuyoruz.
Dune Çocukları'nda da ilk kitaptaki tempo yoktu, daha çok ikinci kitaba benzer bir tempoda gittiğini söyleyebilirim. Seriye karşı nötrdüm, bu kitapla da bu durum pek değişmedi, en azından olumlu yönde. Kitapta daha evvel okuduklarımın tekrarı etkisinden kurtulamadım. İkizler sanki baba ve halalarının düşüncelerini ve deneyimlerini tekrar ediyor gibiydi ve okudukça 'yazar, tarih tekerrürden ibarettir' mi demek istiyor diye düşündüm. Sanki, yazar aynı durumları, üstelik tüm detayları ile sürekli tekrarlamış gibi geldi ve bu da sıkılmama sebep oldu.
Alia'nın sonu ise, bence iyi işlenememiş gibiydi. Ya da benim bu karakterden beklentim çok yüksekti, bilemiyorum. Serideki en favori karakterim canım Duncan Idaho ise, ikinci kez ölerek beni üzdü Neyse, şarkıdaki gibi, bin kere ölse yine gelir, diye umut ediyorum Bakalım sıradaki kitap seriye bakışımı değiştirecek mi?