Halil Cibran'ın the garden of the prophet ismiyle yazılmış Ermiş ''prophet'' kitabının devamı niteliğindeki kitabıdır.
Ermişin bahçesi Tıpkı Ermiş'te olduğu gibi El Mustafa adındaki ermişin başından geçenleri anlatıyor. Kitapta Halkına ve anne babasının yaşayıp öldüğü topraklara geri dönüşünü konu alıyor. Ailesinin gömüldüğü bahçeye gelen El Mustafa'ya müritleri tarafından bir takım sorular yöneltiliyor. Bu sorular içinde; var olmak, inanç ve tanrı gibi konular yer alıyor. Kendisi iyiliği, doğruluğu ve güzel ahlakı öğütlemeye devam ediyor. Bir önceki kitabında da dediğim gibi insan okudukça huzur buluyor. Halil Cibran bu kitabında hümanist tarzını iyice doruklara çıkarmış. sayfa sayısı da kısa olması sebebiyle tek solukta keyifle okunacak bir kitap. Çok kısa alıntılara yer verelim;
* Çünkü aşk, hele sıla hasretiyle de karışmışsa, zamanı ölçüp yoklayacak her aleti tüketir.
* Bütün insanlara bilge demedikçe bana bilge demeyin... Ben sadece ham bir meyveyim hala dalına tutunan; dün de bir çiçekten başka bir şey değilim.
* Ve hepsinden öte, size şunu söylüyorum: Her birinizin her insanın amacına ortak olmanızı isterim, çünkü kendi amacınızı ancak böylece gerçekleştirmeyi umabilirsiniz.
* Gönül çelen bir hakikati az sözcükle dile getirin, ama çirkin bir hakikati asla söze dökmeyin. Saçları güneşte parlayan genç kıza, sabahın kızı olduğunu söyleyin. Ama bir körle karşılaşırsanız, ona geceyle bir olduğunu söylemeyin.
Son olarak belirtelim de eksik kalmasın; bu kitap Halil Cibran'ın ölümünden sonra yayımlandı. Tıpkı Kafka'nın ölümünden sonra dostu max Brody sayesinde yayımlanan kitaplarına ne kadar minnet duyuyorsak bu kitaba da o ölçüde basımında katkısı olanlara kucak dolusu minnet duyuyoruz.
Bir başka tahlilde görüşmek dileğiyle, hoşça kalın.