Bir bedene kaç insan sığardı.
Bir.. iki.. üç?
Merve yoksa Sueda mı demeliyim bilmiyorum.
Aslında hikaye çok güzeldi.
Komik ve duygular çok güzel yansıtılmıştı okuyucuya ama beni tatmin etmeyen şey Sueda ve Ali'nin sonuydu.
O sondan fazlasını okumak isterdim bu 678 sayfaya rağmen.
Bir de çok fazla uzatıldığını düşünüyorum.
Kitap tek olmak yerine iki yada üç seri olabilirdi.
Konusuna gelecek olursak
Merve lise yıllarında babasının pezevenliğine maruz kalmış sevdiği, sımsıkı tutunduğu çocuk tarafından yüz üstü bırakılmıştı.
Bu acının ardından Hazal ile bir oyuna başlamış bu oyunda onun ikinci yıkımı olmuştu.
Hazal şehrini terkederken dayısı Merve'ye bir seçenek sunmuş hayatına Sueda olarak devam etmesini söylemiş ve Merve de bunu kabul etmişti. Başladıkları oyun ne kadar Merve'nin sonu olsa da vazgecmemişler ve Hazal'ın Merve'ye seçtiği hedefle Merve bir kez daha geçmişin o karanlık yüzüyle karşılaşmıştı.
Yine de oyuna devam etti.
Peki bu kadar karanlığın içinde aydınlık Merveyi bulmuş muydu?