·152 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Mayıs 2021 21:10 Başlarken...
Yoğun bir tutkuyla başladığım, insanın hayatını çürüten hummalı bunalım duygusunu bir Dostoyevski ustağıyla tatmak üzere..
..Rus edebiyatının hastalıklı seviyede dahiyane kaleminden..
Bitiminde..:( azıcık spoilerlı !!!)
Kitap temel olarak 2 bölümden meydana gelmiştir. 1.bölüm; herhangi bir kahraman, mekan (ki kendinin bulunduğu yeraltı diye ifade ettiği konum haricinde), zaman, fiili bir olay kurgusu barındırmaz. Yazar, direkt olarak kendi ağzından insanoğlunun acı çekmesinden ve durumu isteme güdüsünden felsefi ve sosyolojik bir söyleşiyle ifade eder. Söyleşiyi, vereceği örneklerle genişletir ve yeri geldiğinde ise klasik Dostoyevski tanımlarını: " azizim, beni deli sanıyorsunuz, yanıldığımı düşünüyorsunuz..." gibi seslenme kalıplarını kullanarak okuyucuyla konuşma havası verir. 2 bölüm de ise: Önceki bölümde bahsettiği düşünce biçimini hikayeselleştirir ve okuyuca sunar.Böylesine büyük bir kalemi tekrar tekrar övmek budalaca gözükeceğinden direkt olarak eserin bize hangi öğretileri vermek istediğine değinecek olursam eğer kabaca:
Bireyin bakir, yani çevreyle konuşmaya pek açmadığı, ama bir o kadar da geniş hayat coğrafyasına tecelli olan bir duyguyu daha doğrusu bir duygu durumunu kişinin hayatında (bizzat kendi hayatından da) göstererek okurlara izah etmiş hatta yaşamalarını sağlamıştır. Bireyin yaşadığı acılardan keyif alıp tekrardan bu huzursuz tecrübeyi deneyeceğinden ayrıca bu eylemde bulunurken de zevk alacağından gerek sözlüksel gerekse örneklerle izah etmiştir. Bu durumun etik kısmını tartışmak okuyucunun kendi muhakemesine kalmışsa da ortada kocaman kaya gibi duran ve hareket ettirmemiz olanaksız bir gerçek vardır. Bu gerçek ise maruz kaldığımız acıları; hakaret, ezilme, horgörülme, küçümsenme vb. vb., başka insanlarda uygulamamız ve bu durumun bize zevk vermesidir. Yukarı da bahsettiğim duygu durumunun mihenk taşlarından birisi işte budur. "Gördüğümüz aşağılanma, göstereceğimiz aşağılamanın temelidir." Istırap çekme olayına da dönecek olursak; yazarın kendini, çevresindeki insanlara nazaran (sosyete, zengin, soylu değildir) daha kültürlü, zeki ve aydın olarak hissetmesi; tutukluluğu ve sosyal kusuru nedeniyle hastalıklı davranışlarının çevresindekileri rahatsız etmesinden ötürü hor görülmesi büyük bir acı ve utanç kaynağıdır. Anlatı da zaten kahramanın, ki kendisidir bu kahraman kitabın sonuna doğru bununla ilgili serzenişi vardır, bu gizli duygu durumunu deşifre etmesi ve felsefesini oluşturması yatar. Kitap kabaca bahsedilen olay kurgusu üzerine inşa edilmiştir..
Keyifli okumalar ;)