mavi kuş
10/10
·211 syf.··
2021 14. kitabı
Mustafa Kutlu’nun Mavi Kuş adlı hikayesi tür olarak hikâye ile roman arasında kalmış bir yerdedir. Bunu Mustafa Kutlu eserinde şöyle dile getirir: “Bu hikâye ile roman arasında bir kitap. kayda-kuyda bağlı. Girişi-gelişmesi-sonucu var. Alt yapısı-üstyapısı, çatısı bacası var. Göstereni, gösterileni, imi, timi var.” (s.17) Çok uzun bir hikâye olan Mavi Kuş taşra kentinden tren istasyonuna yapılan otobüs yolculuğunu anlatır. Kutlu bizi adeta bir film sahnesinin içine çekiyor fakat üçüncü şahsın anlatımını tercih etmiyor ve zaman zaman okuyucuyla diyaloğa geçiyor. Bu yönüyle kendini her zaman hissettiriyor. Fakat üslubundaki samimiyet, okuyucunun anlatıcı arkasında rahatlıkla sürüklenmesine imkân tanıyor. Yazarın anlatımdaki samimiyetin unsurları olarak tercih ettiği dili, atasözü, deyim ve halk söyleyişlerini kullanmasını de sayabiliriz. Hikayede geçen olaylar ekseninde bir değerlendirme yapacak olursak; Hepimizin bir hikayesi var bu hayatta. Dünya denen bu handa birer yolcuyuz aslında. Hayatlarımız birer film sahnesi… Bazen yönetmen koltuğunda, bazen izleyici , bazen de tam içindeyiz film sahnesinin. Kanadı kırık mavi bir kuşun gölgesinde yolculuk eden kimi hasta, kimi mahkûm, kimi hayallerinin peşinde, kimi hayal kırıklığı içinde, kimi Mecnun, kimi umut kaçağı, kimi de sır yüklü valizini yüklenmiş yolcular varıyorlar film sahnesi kadar gerçek tren istasyona. Yolculuk küçük ve sıcak, yoksul ve samimi, içedönük ve derin bir taşla kasabasında başlıyor. Bu kasabada herkes birbirini tanır, büyük bir aile gibi yaşar. Bu sıcaklık ve samimiyet mavi kuş adlı kanadı kırık otobüse de taşıdır haliyle. Mavi kuşun şoförü Deli Kenan taşranın doğallığını yansıtır adeta. Ah! Şimdilerde ne kadar da hasret çeker olduk bu sıcak ve samimi insanlara. Mavi kuş bu yolculuğunda valizlerini sır yüklemiş yabancıları John ve Elizabeth’i de misafir edecektir. Valizlerin biri yüklerken düşer ve göğü kanat şakırtıları doldurur. Güvercinler özgürlüğe kanat çırpar. Az sonra Deli Kenan’ın kedisini kucağına almasıyla Mavi Kuş da kanat çırpacaktır özgürlüğe. Murat öğretmen bu taşra kentine kırmızı kiremitli, bacasından beyaz dumanlar tüten bir mutlu yuvanın hayaliyle eşiyle gelmiştir fakat eşi Neşe buraları sevememiş ve böylece başlamıştır aralarındaki tatsızlık. Kuyumcu Nazım gizemli valizi ile biner otobüse, bakalım bu gizem nerede hakikat bulacak? Uzun yıllardır kasabada çalışan Doktor Yahya da biner otobüse. Daha çocuk yaşta İstanbul hayali kuran Erol Mavi Kuş’un kaçak hayaller yolcusudur bu yolculukta. Derken kır kısrağını mahmuzlayıp gelen Beşir Ağa belirir. Kasabaya su kuyuları açtırma gayreti içindedir, tren istasyonunda ağır misafirlerini siyasileri karşılayacaktır. Yol boyu trene yetişmenin telaşını yaşar. Hepimiz bu hayatta bir koşuşturmaca, bir telaş içinde, yeni heyecanlar peşinde değil miyiz? Onun telaşı da tam da böyle işte. Jandarmalar bir mahkumla gelirler otobüse. Araya kan davası girmiştir. Haliyle otobüsün peşinde de iki adlı: mahkumun kanlıları. Bir köylü sırtında taşıdığı hasta karısının da kimseye duyurmadığı iniltiler ve ahlarıyla biner otobüse. Ardında iki çocuk bırakıp hastalığın verdiği tükenmişlikle umuda yol alırlar. Mavi kuş kasabanın tozlu yollarından geçerek başlar bu uzun yolculuğa. Bir bakarsın dereyi geçecekken tekeri çamura saplanır, bir bakarsın su kaynatır hararet yapar, bir bakarsın tekeri patlar, bir bakarsın bir handa mola verir fakat eninde sonunda her biri ayrı bir yük taşıyan;sır, gizem, umut, çaresizlik, sevda taşıyan yolcularla varır gecenin koynunda tren istasyonuna. Mavi kuş kasabadan çıkarken aldığı yolculara yolda avcı Bilal’i de ekler, Kenan’ın yol arkadaşıdır. Doğumda eşi ve çocuğunu kaybedince elinde tüfeğiyle kendini dağlara vurmuş avcılara fırsat vermeyen onlara kurşun sıktırmayan bir hayvan dostu olmuştur. Fakat yolculuk bir eksikle bitecektir. Hasta kadın mola verilen handa hayata gözlerini yumar. Tren istasyonunda elleri silahlı polis ve jandarmalar beklemektedir. Beklenmedik bir anda kuyumcu Nazım gizemini kardeşini öldürdüğünü itiraf eder. Jandarmalar kaçak yüklü valizlerin peşindedir. Valizlerin içinden de Erol çıkar kaçak hayaller yolcusu.Tam bu sırada yüksek bir ses ‘stop’ diye bağırır. Işıklar yanar ve meydandaki sahnenin bir film seti olduğu anlaşılır. Fakat hikaye araya giren kurşun sesleri ile biter. Ne yaptık biz?
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
··
66 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.