Puslu Kıtalar Atlası | İhsan Oktay Anar
10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2021 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2021 19:09
~Spoiler içerebilir... Puslu Kıtalar Atlası, şu ana kadar olan okuma serüvenimde okuduğum en ilginç ve güçlü kurguya sahip kitap olabilir. Gerçekten daha önce böyle bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Kitap, Osmanlı döneminde geçen bir fantastik kitap. Kurgusu, olayları işleyiş biçimi, dayandığı felsefe ve daha birçok yönden bana sunduğu okuma ile şu zamana kadar okuduğum kitaplardan çok daha farklı bir yer edindi bende. Konusundan bahsetmeden önce kitap hakkında söylemem gereken bazı noktalar var. İlk olarak "Kitap neden birçok okur tarafından zor olarak görülüyor?" sorusunun cevabını vererek başlamak istiyorum. Kitabı bu şekilde nitelendirilmesinin iki temel sebebi var bence. Bunların ilki olayları okura belli bir zaman çizelgesi olmadan vermesi ve ondan bu olayları okuduktan sonra zihninde belli bir sıraya koymasını beklemesi. Yani okur kitabı okudukça olayları, önce kendi kafasında tasnif ederek bir sıraya koymalı, daha sonra onların derinine inerek aralarındaki ince bağları açığa çıkarmalı. Başka bir değişle, okurundan emek istediğini, onu pasif konumdan aktif konuma taşıdığını söyleyebiliriz. Bahsi geçen zorluğun ikinci sebebi ise yazım dili olabilir. Çünkü kitap Osmanlı döneminde geçtiğinden o dönemin ruhunu yansıtmak adına yazar, Osmanlıca kelimelere çokça yer veriyor kitapta. Fakat bu konuda kaygı taşımanıza gerek yok bence, çünkü kitap o kadar iyi bir kurgu üzerine oturtulmuş ki siz kendinizi kurguya kaptırdığınızda yazım diline de kolaylıkla alışıyorsunuz. Yani kitap yazım dilinden ve olayların belli bir sıraya konulmadan verilmesiyle bunları kafasında sıralayarak bir zaman çizelgesi oluşturma ve karakterler, olaylar arası bağlantıları yakalama işini okuruna bırakması sebebiyle, belli bir okuma tecrübesinden geçmeyi gerektiriyor diye düşünüyorum. Gelelim kitabın konusuna ve dayandığı felsefeye. Kitapta, Uzun İhsan Efendi isimli kaşifin dünyayı (kendi yolu ve yöntemiyle) gezerek yazdığı Puslu Kıtalar Atlası isimli kitabı oğlu Bünyamin'e bırakması üzerine Bünyamin'in yaşadığı maceraları okuyoruz. Uzun İhsan Efendi, yalnızca uyuyarak, ruhun bedenden ayrıldığı rüyalar aleminde dünyayı dolaşıp bir atlas yazmak isteyen bir kaşif. Atlasını bitirip Bünyamin'e verir ve aslında Bünyamin'in başına geleceklerin hepsi o atlasta yazılıdır. Peki bu nasıl mümkün olabilir? Şöyle ki, Bünyamin'in yaşadıklarının tamamı o atlasta yazılıdır çünkü kitapta geçen her şey, bütün kişiler, Konstantiniye, bütün dünya hepsi Uzun İhsan Efendi'nin düşüncesinin bir ürünüdür. Yani, burada Uzun İhsan Efendi yazarımızdır ve düşlediklerinin hepsi kitapta okuduklarımızdır. Diğer bir değişle kitap, romanının içine dahil olmuş , düşlediği karakterlerin yanında kendisini de düşlemiş olan yazarımızı da içeriyor. Bunu, kitabın da dayandığı Decartes'ın "Düşünüyorum, öyleyse varım." felsefesi üzerinden açıklamak mümkündür. Uzun İhsan Efendi bunu "Düşünüyorum, öyleyse diğerleri var." şeklinde yorumluyor ve Bünyamin maceralarını yaşarken birçok defa bunların içine dahil olup oğluna, diğer insanlara "Sizler benim bir düşüncemin ürünüsünüz." diyor fakat biz okur olarak Uzun İhsan Efendi'nin aslında yazarımız olduğunu ve temelinde bir romanın yazarın düş dünyasında nasıl oluştuğunu bize çok net bir şekilde verdiğini, onun oğluna verdiği Puslu Kıtalar Atlası'nın son sayfasında yazdığı şu sözlerden anlıyoruz: "Rendekar, düşünüyor olmasından var olduğu sonucunu çıkarıyor. Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim? Galata'da, Yelkenci Hanı bitişiğinde oturan Uzun İhsan Efendi mi, yoksa bu günden tam üç yüz sekiz yıl sonra, sözgelimi İzmir’de oturan mahzun ve şaşkın adam mı?" -sayfa 137 Bir romanın oluşması yazarın karakterleri, olayları, dünyayı düşlemesiyle başlar. Hepsi onun düşüncesinden ibarettir. Fakat insan kendi düşlerine giremediğinden yazar, kendini düşleyemez. Belki kendine çok benzeye başka bir karakter düşler. Ama bazı yazarlar kendini de düşleyebilir. Karakterlerinin kulağına "Sizler benim düşüncemden ibaretsiniz..." diye fısıldayabilir. Kısaca çok güçlü bir kurgusu olan ve herkesin zamanı geldiğinde okuması gereken, çok derin de bir felsefe barındıran ve aynı zamanda döneminin ruhunu en iyi şekilde veren harika bir kitaptı.
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
·
25 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.