Gönderi

10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2021 19:44
B A L K O N “Sevda kendi yolunu çizer, seni de sevmeye layık görürse, yoluna seni de dizer… Sevdanın önüne durmaya kalkma sakın… Zaten duramazsın. Kimse de duramaz.” “Sevda beze sarılmış bıçak gibidir. Yanlış yerden tutarsan önce bezi sonra tuttuğun elini keser.” “Kadınlar bazı zorluklar karşısında daha dirençli olabiliyorlardı nedense. Ya da teselli kaynağı olabiliyorlardı. Sözleriyle ve gözleriyle muhatabını rahatlatabiliyor ve felaketler karşısında sadece eğiliyorlar ama erkekler ‘çıt’ diye kırılabiliyorlardı. Felaketler katmerli hale gelebiliyordu.” Nuri dede, Hasan amca, Cavidan, Saffet hoca, Veysel, Halit, Döndü, Şeref ağa, Ferit, Yıldıray, Servet (hayalet Servet) , Zeki, Sadettin, Rıfat dede, Handan, Muhsin amca, Cengiz ve diğer karakterler ile güzel bir hikâyede hep birlikte acı tatlı farklı duygular ile her anı beraber yaşadık. Her sahneyi gözümde canlandırdım film gibi. Yalnız öyle bir son beklemiyordum. Sonu ile ilgili değişik bir şekilde düşünmüştüm. O an yaşadığım duyguları kelimelere dökemiyorum. Eserin sonunu serviste okuduğum için, gizli gizli ağladım, resmen o anlar içime oturdu. Aşırı bir duygu yoğunluğu yaşadım. Yazarımız eserini kısa ve öz yazmış, hikâyenin özünü anlaşılır şekilde bizlere sunmuş. Sayfa sayısı az ama o sayfalara o kadar çok yaşanmışlık eklemiş ki okudukça sayfalar, satırlar çoğalıyordu. Yalnız yöreye özgün kelimelerin anlamlarını sayfa sonuna eklenmiş olsaydı daha güzel olurdu ve bizlerde anlayarak okurduk. Nuri dede ile başlayıp yine onunla son bulan bir hikâye… Ona da ayrı üzüldüm, yaşadıkları ve en yakınları ile sınanmış olması yürekleri parçalıyor. İkinci bölümde, üfürükçü hoca hikâyesinde, insanların haline gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Yani hoca görünümünde olan sahtekârlardan medet ummaları üzücüydü… Hasan gibi ben de o üfürükçü hocaya inanmadım, inanmamakta lazım, gerçek hocalar onun yaptığı gibi bir işlem yapmaz. Ve ki kapıda yazılan isim bile inanmamamız gerektiğini söylüyor… Gerçek hocaların mekânları bellidir, farklı isim altında görev yapmazlar. Dördüncü bölümde, hayalet Servet ile ilgili kısmında işlenilen konu, büyüklerin seçimi; o zaman dilimlerinde gençlere tercih hakkı sunmamak ne kadar kötüymüş. Senin adına başkasının karar vermesi, onların istediği hayatı yaşamak çok zor, o zamanlarda yaşayanlar kim ne zorluklar yaşamıştır. O kısmın sonuna doğru hayalet Servetin sözünü okuyunca ben de Servet gibi bir kahkaha patlattım. “Elleşme birader….. kamyonetin…… galiba.” Beşinci bölümde, Hasan Yıldıray’a yaşadıklarını tam detayı ile anlatılması ve onu meraktan deliye döndürmesi ve arada olan konuşmalar da güzeldi. Yalnız sonrasında nikâh için hoca ayarladıklarında hoca isimleri sorduğunda geçici isimleri söylemeleri ve o şekilde nikâh kıyılması bana göre yanlıştı. Kimse tanımasın diye geçici isim koymuş olabilirler ama dine göre o şekilde nikâh hiç uygun olur mu? Altıncı bölümde, Cavidan’ın aza kanaat etmesi, kibar manav ve bebek Işık sonrasında Âşık Veysel hikâyesini okuyup farklı bilgiler edinmek güzeldi. Yedinci bölümde benim de yüreğim ağzıma geldi, ama sonlara doğru bir oh çektim. Her şey iyi güzel giderken eserin başındaki yazılan yaşanmışlıkların devamına geçtikten sonra tam da Cavidan’ın hayalini gerçekleştireceği ve mihri vereceğini düşünürken öyle bir son beklemiyordum. O gelen telefondan sonra yazılan satırlar gözyaşlarımın akmasına sebep oldu… ama öyle bir son olur mu…? Kitap bittiğinde yüreğim buruk kaldım ortada… Eser ilk başta dediğim gibi öz ve net yazılmış. Gereksiz kelime kalabalığı olmadan hikâyenin özü yazılmış. Yorumu yazarken de yaşanan olayları tekrar yaşadım… bir daha yüreğim burkuldu… Yazarımızın eline yüreğine sağlık. Nice yeni okurları olur inşallah. #emrahtunç #balkon #okudumbitti #yorum
BalkonEmrah Tunç · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202163 okunma
·
39 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.